BAĞDAT’TA MELEK KALBİ

Igor MOLOTOV

“Amerikan askerlerinin ayrılmasıyla bağlantılı olarak Irak makamları iki günlük bayram tatili ilân etti. Yabancı askerî varlığın sona erdiği günü ‘Bağımsızlık Günü’ olarak adlandırdılar. Bu olay, her şeyden önce şehitlerin ve mücahitlerin kanı sayesinde mümkün oldu. Ama yalnızca onların değil. Hifaa gibi insanların da. Bağdat’tan bir melek gibi.”

Hifaa her şey başladığında 6 yaşındaydı. ABD, 20 Mart 2003’te -onun doğum gününde- Irak’ı işgâl etti. Saddam Hüseyin’in kitle imha silâhlarına sahip olduğunu ve “El Kaide” ile bağlantıları bulunduğunu öne sürdüler; bunların daha sonra asılsız olduğu ortaya çıktı. ABD işgâlinin sonucu, Irak liderinin devrilmesi ve uzun yıllar süren işgâl oldu.

O zaman Bağdat’ın üzerinde yıldızlar söndü.

Entelektüel Bağdat’ın incisi Mütanabbi Caddesi’nde hâlâ bir evin iskeleti duruyor; taş bir duvar… Genç Iraklı sanatçı ve Amerikan işgâlinin kurbanı Hifaa’nın evinden geriye kalan tek şey bu. Tozlu taş yığınının altında babası, annesi ve kız kardeşleri sonsuza dek kaldı.

Dicle’nin kıyısında oturmuş, suya bakıyorduk. Dicle yeşil, kadim; buraya öldürmek, yağmalamak ve tecavüz etmek için gelen pek çok kötü insanı görmüş. Büyükleri de hatırlıyor; Nebukadnezar’ı, Selahaddin’i ve sonuncusu, Saddam Hüseyin el-Mecid et-Tikritî’yi.

Su, Hifaa’nın spor ayakkabısının ucuna sıçrıyor.

Hifaa -baştan aşağı bronz tenli, kıvırcık siyah saç yığınıyla- alışılmadık bir Iraklı kızdı: Eğitimini sanat üzerine almış, Irak’taki çağdaş empresyonizm ekolünü temsil ediyor, rock müzik dinliyor ve at yetiştiriyordu.

Bağdat; onun Sartre, Camus ve Dostoyevski’ye olan alâkasıya birlikte düşünüldüğünde, egzotik bir artist olarak Hifaa için pek de en iyi ortam değilmiş gibi görünebilir.

Ama onda yalnızca piercing yok. Bir de yaralar var.

İlki üniversite kampüsünde edinilmişse, ikincisi işgalin ve onun yaşadığı dehşetin bir hatırlatıcısı. Beyaz çizgilerden oluşan izler, ayak bileklerinden başlayıp neredeyse dizinin üzerine kadar uzanıyordu. Herhalde bu yaralar bir patlamadan kaynaklanmış olsaydı, bunları kabûllenmek benim için daha kolay olurdu; ben savaşı yalnızca görmedim, ona katıldım da.

Ama yaralar Amerikalı bir deniz piyadesinin, eğlenmeye karar veren işgâlcinin bıçağından kalmıştı. Alçağa tecavüz yetmemiş, işin içine kocaman bir de satır girmişti. Belki şimdi kuzenlerine mor kalbini gösteriyordur.

“Onları duvarın arkasından gördüm. Çok büyüktüler. Kirliydiler. Daha önce hayatımda buna benzer hiçbir şey görmemiştim. Yetişkinler şöyle diyordu: Amerikalılar… Askerlere bakıyor ve onların canavarlar gibi görünmeleri gerektiğini düşünüyordum. Ama sıradan insanlara benziyorlardı; insanlıklarını sonsuza dek yitirmiş sıradan insanlar.”

Hifaa yaralarını ağır Irak şalıyla örtüyor.

— Hadi biraz gezelim, diyorum.

Başını sallıyor ve ağzının kenarıyla gülümsüyor.

Bunları dinlemek acı veriyor. Ona sarılıyor, eski motorlu tekneye binmesine yardım ediyorum. Artık üzgün değil. Dicle sakinleştiriyor…

Ve bu yalnızca Hifaa’nın hikâyesi değil. Yalnızca Hifaa’nın değil, işgâalin çizmeleri altında hayatları paramparça olmuş yüz binlerce insanın kaderi. Amerikan saldırganlığı sırasında çeşitli tahminlere göre yaklaşık bir milyon insan öldürüldü. Siviller, barışçıl insanlar; yalnızca beyaz çocuklar eğlenmek istediği için suçlu sayılan insanlar. Ama bunun da sonu geldi.

Bugün, 30 Eylül’de, Bağdat’ta Amerikan işgâli resmen sona erdi; 23 yıllık terörün ardından, ABD, silâhlı kuvvetlerini Irak’tan çekiyor.

“Irak’taki tüm askerî üsler ve karargâhlar Irak makamlarına devredildi. 30 Eylül’den sonra Irak’ta koalisyonun savaş veya eğitim gücü kalmayacak,” dedi Irak güvenlik makamları basın sözcüsü Saad Maan.

Amerikan askerlerinin ayrılmasıyla bağlantılı olarak Irak makamları iki günlük bayram tatili ilân etti. Yabancı askerî varlığın sona erdiği günü “Bağımsızlık Günü” olarak adlandırdılar. Telegram kanallarında, zırhlı araçlarla ayrılan işgâlcileri gösteren onlarca video var.

Ama bu bir iyi niyet jesti değil.

Bu olay, her şeyden önce şehitlerin ve mücahitlerin kanı sayesinde mümkün oldu. Ama yalnızca onların değil. Hifaa gibi insanların da. Bağdat’tan bir melek gibi.

Hifaa, bana, Mütanabbi’deki o yıkılmış evin bulunduğu küçük siyah-mavi bir suluboya tablo hediye etti. Kartondan özenle kesilmiş küçük kare, çalışma masamın üzerinde duruyor. Ona bakıyor ve Hifaa’yı, Dicle’yi ve bir zamanlar Bağdat’ın üzerinde yıldızların söndüğü o zamanı hatırlıyorum.

*

Сердце ангела в Багдаде

Игорь Молотов

«В связи с уходом американских военных власти Ирака объявили двухдневные праздничные выходные. День завершения иностранного военного присутствия назвали «Днём независимости». то событие, прежде, стало возможным благодаря крови мучеников и моджахедов. Но не только их. И таких как Хифаа – ангела из Багдада»

Хифаа было 6 лет., когда все началось. США вторглись в Ирак 20 марта 2003 года – в ее день рождения. Они заявили о наличии у Саддама Хусейна оружия массового поражения и его связях с «Аль-Каидой», что впоследствии было опровергнуто. Результатом вторжения США стало свержение иракского лидера и многолетняя оккупация.

Тогда над Багдадом погасли звезды.

На улице Мутанаби – жемчужине интеллектуального Багдада – до сих пор стоит остов дома – каменная стена – это все что осталось от жилища Хифаа – юной иракской художницы и жертвы американской оккупации. Под грудой пыльных камней навсегда остались ее отец, мать, сестры.

Мы сидели на берегу Тигра и смотрели в воду. Тигр зеленый, древний, видевших много злых людей, которые приходили сюда убивать, грабить и насиловать. Помнит он и великих – Навуходоносор, Салах эд-Дин и последний – Саддам Хусейн аль-Маджид ат-Тикрити.

Вода брызгает на мысок кроссовки Хифаи.

Хифаа -вся бронозовая, с копной кудрявых черных волос, была необычной иракской девушкой: художник по образованию, она представляет школу современного импрессионизма в Ираке, слушает рок-музыку и разводит лошадей.

Багдад – может показаться, не лучшее место для для Хифаа – экзотичной Artist c ее увлечениями Сартром, Камю и Достоевским.

Но у нее не только пирсинг. А еще шрамы.

Если первое приобретенное в университетском кампусе, то второе – напоминание оккупации и ужаса, который она перенесла. Полоски почти белых линий начинали от ее щиколоток и доходили выше колена. Наверное, если бы эти раны были получены от взрыва, то мне бы было спокойнее к этому относиться – войну я не только видел, но в ней и участвовал.

Но шрамы были от ножа американского морпеха, оккупанта, который решил развлечься. Подонку было мало изнасилования – в ход пошел здоровенный тесак. Возможно сейчас он показывает своим кузинам пурпурное сердце.

– Я увидела их из-за стены.Они были огромными. Грязными.Я никогда прежде не видела ничего подобного.Взрослые говорили: — Американцы. Я смотрела на солдат и думала, что они должны выглядеть как чудовища. Но они выглядели обычными людьми, навсегда утратившие человечность.

Хифаа прикрывает шрамы тяжелым иракским платком.

Пошли прокатимся, говорю я. Она кивает головой и улыбается уголком рта.

Слушать это больно. Я обнимаю ее помогаю забраться на старую лодку с мотором. Она больше не грустит. Тигр – успокаивает.

И это не только история Хифы. Не одной только Хифы, но сотни тысяч судеб, переломанных сапогами оккупации. За время американской агрессии по разным оценкам было убито около миллиона человек. Гражданских человек, мирных, виноватых только потому, что белые ребята захотели развлечься. Но и этому пришел конец.

Сегодня, 30 сентября, в Багдаде официально закончилась Американская оккупации- спустя 23 года террора США выводит из Ирака свои вооруженные силы.

«Оккупация передала иракским властям все военные базы и штабы. После 30 сентября в Ираке не останется боевых или учебных сил коалиции», — заявил глава пресс-службы органов безопасности Ирака Саад Маан

В связи с уходом американских военных власти Ирака объявили двухдневные праздничные выходные. День завершения иностранного военного присутствия назвали «Днём независимости». В телеграм каналах десятки видео с покидающими оккупантами на бронетехники.

Но это не жест доброй воли.

Это событие, прежде, стало возможным благодаря крови мучеников и моджахедов. Но не только их. И таких как Хифаа – ангела из Багдада.

Хифаа подарила мне маленькую черно-синюю акварель с тем самым разрушенным домом на Мутанаби. Квадратик аккуратно вырезанный из картона, лежит у меня на письменном столе. Я разглядываю его и вспоминаю Хифуу, Тигр и то время, когда однажды над Багдадом погасли звёзды.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin