AZGIN AZINLIK

Burhan Halit KOŞAN

Hüzünlü ve üzücü bir yolculuğa çıkalım ve tam göbeğinde yaşadığımız karanlığı ve nefes almakta zorlandığımız, bu çirkin çağın dehlizlerinde biteviye işlenen haddi aşan günâhların fotoğraf karelerini çekelim. Şaibeli devletin dehlizlerinde işlenen illegâl işleri kulaklarınla işitemez, gözlerinle göremez, parmaklarınla tutamazsın. Ne zaman ki, gözlerinle işitebilir, kulaklarınla görebilir ve duygularınla tutabilirsen, karanlığın içindeki çatlaklardan da canice cürümleri bizatihi izleyebilir, capcanlı şahidi olabilirsin… Divânelere selâm olsun!

Müesses nizâm, müstesna insanların haricindeki her bir insanın yüreğinde süflî bir boşluk oluşturdu. Bu süflî boşluktan dolayı Kızılderili kardeşim Gri Baykuş çıldırdı, Şerokilerden Nisan Yağmuru vuruldu, Apaçilerden Jeronimo katledildi. Soluk benizli beyazların ayakçısı olan işbirlikçileri de Erzurum’da Şalcı Bacı’yı acımasızca astılar, dilimizin değiştirdiler ve insanlarımızı çıldırttılar… Geçmiş, geçmişte kalmıyor, unutulmuyor, unutulmuyor gülüm!

Taze gözyaşlarının, mazinin yaralarına merhem olmadığını bildiğim gibi, üst katları işgâl eden ve her şeyi metalaştıran milletvekillerinin, tefecilerin, çürük aydınların, Şam şeytanı din istismarcılarının da ahlâkın sınırlarını tamamen sildiklerini biliyorum. İblisin yetiştirdiği bu cehennem kütükleri, halkın duymak istediklerini söylüyor, kendi safsatalarını satıyorlar.

ÇÜRÜME

Toplumdaki çürüme, üst kattakilerin yolsuzlarına rahatsızlık vermiyor. Ailelerin dağılması, gençlerin uyuşturucu kullanması, dinimizin, dilimizin, töremizin, kültürümüzün, gelenek ve göreneklerimizin yozlaştırılması, değerlerimizin ve erdemlerimizin itibarsızlaştırılması, üst kattakilerin yolsuzlarına rahatsızlık vermiyor. İnsanların ekonomik kaygısı, barınma talebi ve çaresiz olmaları, yasadışı şekilde zenginleşen üst kattakilerin yolsuzluklarına rahatsızlık vermiyor. İnsanların hayatından helâl ve haram öznesinin çıkması, kör nefretin çoğalması, cinayet ve tecavüzün yaygınlaşması, üst kattakilerin yolsuzluklarına rahatsızlık vermiyor.

Büyük resimden bîhaber olan kardeşim, cesetleri ve simsiyah dumanı görsen de bu durum, üst kattakilerin yolsuzluklarına rahatsızlık vermiyor, biteviye işledikleri günâhlarına da.

Üst katları işgâl eden ucubeler, taciz, tecavüz ve iğfal etmelerine ses çıkarmayan, rüşvet, irtikap ve yolsuzluklarına itiraz etmeyen, rahatsızlık duymayan bir toplum inşa ettiklerinin farkındalar. Bu ucubeler, kundakçılık ve kanla işaretlenmiş bu topraklarda dar görüşlü, sığ ve önyargılı bir toplum oluşturduklarının farkındalar. Bu ucubeler, her tarafından irin ve kan akan külüstür düzenin üzerinden nemalandıklarını bilseler de onurlu bir insanın yüreğinde tetik taşıdığını bilmiyorlar… Güller kırmızı, menekşeler mavi, adalet turkuaz mavisidir!

Evet, “süflî ben”i reddeden ve “ulvî ben” sorumlulukları gereği “biz”i, “bizim”i, pürüzsüz mavi sonsuzluğuyla benimseyen ve onurunu kalbinde taşıyan her bir insanın yüreğinde bir tetik taşıdığına inanıyorum. Yüreğinde tetik taşıyanların da “gez, göz, arpacık” melodisini seslendirebildiklerine tarih şahittir, toprak şahittir. İradesini kalbinde cesaretini zulasında, kinini yüreğinde taşıyanların sessiz ve suskun olduklarını öğreten tecrübe ilmi, çerçeve çerçeve merhamet dağıtan gönül sahiplerinin de azametli savaşçılar olduklarını öğretti.

Karanlığa bakarken kalbimiz parçalanıyor, kötülüğü görürken yüreğimiz yaralanıyor ve her taraftan şer yağarken gözümüz kararıyor. Bırak, sahilin kumları sırnaşsın, ovanın toprağı kavrulsun, dağların eteği kahkahalar atsın. Bırak, yalnızlarla eğlensin budalalar, kanı bitli bayağılar şamar atsın öksüzlere ve tekmesini savursun, gardiyan devlet, yetimlere, emzikli bebelere, dullara ve sokak çocuklarına…

Gökyüzünde savaş davulları çalıyor ve toprağın yedi kat altında gözsüz görenler, kulaksız işitenler taarruza hazırlanıyor. Bilye oynayan haylazlar, çakıl taşı toplayan yaramazlar ve topaç çeviren tıfıllar, sevinin! Ölümün kol gezeceği ve kapı, kapı dolanacağı günlere saatler değil, belki dakikalar, belki saniyeler, belki saliseler kaldı…

Müesses nizâma itaat ettiğinden habersiz olanlar bilmese de çoklu güç mücadelelerinin yaşandığı karmakarışık bir zaman dilimindeyiz. İplerin ucunu puştların tuttuğu bu kargaşa, bu karmakarışıklıktan, bu çoklu güç mücadelelerin çemberini yarmalı, sağ salim çıkmalıyız.

Çoklu güç mücadelelerinin yaşandığı bu acımasız savaş ortamında üst kattakiler de kendi bedenlerinde hayalet oluyorlar. Üst katları işgâl edenler, yani milletvekilleri, çürük aydınlar, sanatçı kimliği altında beşinci kol faaliyeti yapanlar, ekonomi teröristliklerini iş adamı kimliği altında gizleyenler, politikacı pezevenklerin her biri Allah’a inanmadığı hâlde, dudakları ile dua eden, bu sefil eziklere inanmak cehenneme bilet almaktır. Ben, kendi adıma, duaları dudaklarından dökülenlere değil, duaları dinamik fiillerinden dökülenlere inanıyorum…

AZGIN AZINLIK IRKÇIDIR

Milletvekilleri, doğmamışların sütünü, kundaktakilerin uykusunu, emziktekilerin mamalarını çalıyor. Çürük aydınlar, mazimizi karartıyor ve gençlerin istikbalini çalıyor. İş adamları, fizikî ve metafizik emekleri çalıyor. Sanatçılar, insanların zihinlerini çalıyor. Gazeteciler, eşya ve hadiselerin gerçeğini çalıyorlar. Toprağımızı çaldılar, evimizi çaldılar, dinimizi ve dilimizi çaldılar, fikirlerimizi çaldılar, düşüncelerimizi çaldılar, Yola gelmez ve asla iflâh olmayacak bu azgın azınlık şimdi de ruhumuzu çalmanın peşine düştü…

Irkçılığın bin bir çeşidi vardır. Bu ırkçılık çeşitlerinden biri de belirli bir azınlık gurubuna ait olanların yargılanmamasıdır. Çıplak, çırılçıplak bir şekilde söyleyecek olursam, üst katları işgâl edenler, hangi suçu işlerlerse işlesinler, suçlanmaz, yargılanmaz ve tutuklanmazlar. Ticaretin, politikanın, kanunun, makamın, unvanın, itibarın, servetin, şöhretin, sermayenin, emlâkın, bu değersizler tarafından gasp edildiğini ve canice cürümler işleyen rejimin de bu kepazeliklerin, bu rezaletlerin her birini tek tek tescillediğini ifşa etmeliyim. Ve rejimin iplerini elinde tutan bu azgın azınlık, kara parayla çalışan bir kısım kurumların ve düşünce kuruluşlarının insanları, normal, şüpheli, güvenilmez ve çok tehlikeli olarak dört kategoride fişlemesinden nemalanır ve insanların çok daha fazla fişlenmesini teşvik ederler.

Müesses nizâm, üst kattakilerin zimmetine geçirdiği sömürü kaynaklarının devamlılığı için de bütün tedbirini almıştır. Hani demem o ki, üst kattaki azgın gürûhun çocukları, analarının folluğundan düştükleri andan itibaren gözetilirler, korunurlar, kollanırlar. Bu veledi zinalara tahsis edilen yerel yönetici kadrolarla iç statükonun tazyiki sağlanırken, uluslararası görev tanımına giren bir kısım hassas kadrolar eliyle de küresel ağ bağlantıları kuvvetlendirilir.

Bizler, eşya ve hadiseler karşısında temkinle, vakarla, sabırla yaklaşarak detaylara dikkat ederek değerlendiriyoruz. Ve gördüğümüz: Barajlar yapıldı, fabrikalar yapıldı, üretim arttı, satış tezgâhları haddinden fazla çoğaldı ama biz aç kaldık. Nefreti barıştan daha çok seven totaliter cumhuriyetin kurbanları olsak da barışı nefretten çok seviyor, daha çok istiyoruz.

Barışı, üst kattakiler ile değil, üst kattakilerin ayak oyunları, manipülasyon ve bin bir çeşit entrikalarla birbirine düşürdüğü halk arasında gerçekleştirmeyi kastettiğimi söylemeliyim. Üst kattaki hergelelerin, biteviye işledikleri günâhları yazsam, ağzın kulaklarına varır, dilin burun deliklerinden çıkar. Aklındaki günâh duvarları yıkılmamış, kalbindeki imân cevherini iblise satmamış kardeşim, üst katları işgâl eden ahlâksızların işledikleri günâhları yazsam, altı ay boyunca sarhoş gezer, yönünü kaybeder, kendi adını unutur, ikametgâhını şaşırır, evini bulamazsın. Hani demem o ki, üst kattakiler, kesinlikle ve kesinlikle barış yapılması gerekenler değil, merhamet gösterilmesi gerekenler değil, organik olmayan kibarlıklarına aldanılacak olanlar değil, darağaçlarında sallandırılması gerekenlerdir…

Takdir edersiniz ki, gerçek matemi içten ağlayanlar ve dağın yükünü sırtına alanlar yaşar. Savaşın canlı ve çok kanlı müziği başladığı zaman kelimeler kenara çekilir ve dinlenirler. Yeryüzü, gürleyen kükremelerle sarsıldığında ve ihtilâl başladığı zaman, düşmandan daha tehlikeli olan üst kattakiler cezalandırılmaya başlandığında adalet tecelli eder ve karanlık aydınlanır. Yeryüzü, yönetici kılığındaki kukla klikler indirildiğinde, mazlum kanına bulaşan elleri kesildiğinde ve başlar gövdelerinden ayrıldığında adalet tecelli eder ve karanlık kaybolur.

Adalet acımasız ve merhametsizdir. Adalet, duyguları ile hareket edenlerin icra edebileceği bir olgu değildir. Adalet, bu çirkin, bu çirkef çağın parametrelerine göre pozisyon alanların uygulayabileceği bir fiil değildir. Adalet, akademisyen kadrolarını Hazara Yahudilerine ve dışişleri bakanlığı kadrolarını Sefarad Yahudilerine tahsis eden despot rejimin icra edeceği bir pratik değildir. Adalet, sadist rejimin, Allahsız, kitapsız, töresiz, edepsiz paradigmalarını muhafaza ederek, deri değiştirme hilekârlıklarıyla başarabileceği bir icraat da değildir.

Evet, müesses nizâm, paradigmalarını değiştirmediği hâlde, derisini değiştirme tekniği ile zulmünü genişletmek için, barış havarisi rolü oynadığını izliyoruz, görüyoruz, sobeliyoruz. Tevrat tabanlı paradigmalarını dayatan rejim, icra makamlarını da eski tüfek putperestlerin, yeni tüfek piçlerine tahsis ettiğini görebiliyoruz. İngiltere ile İsrail adına, gardiyanlık yapan malûm devlet ister farkında olsun ister farkında olmasın, merkez olan kutup ülkelerin her birinde kaymalar yaşanıyor, yerel ve küresel güç dengeleri değişiyor.

Gardiyan devlet, uluslararası statükonun değişmesinden memnun olmasa da küresel güç dengeleri değiştiği gibi, haritalar ve sınırlar da değişecek. Dengeleri değiştiren değişimleri doğal, kaymaları olağan karşılamamız gerektiğini belirtmeliyim. Bu süreç sancılı ve bir o kadar da trajik sonuçları olsa da fikrimizin lehine, müesses nizâmın aleyhine olduğunu fark etmeliyiz…

Ey adaletin mavisi! Kıvılcım ol, bu köhne düzen yansın, küle dönsün!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin