SUUD SIKIŞTIKÇA MEKKE-MEDİNE DEMEYE BAŞLAR

Yemen Yüksek Siyasî Konsey Danışmanı Muhammed Tahir En’am, Riyad’ın Yemen savaşında askerî ve ekonomik hedeflerine ulaşamaması üzerine Mekke ve Medine’nin dinî statüsünü siyasî söyleme alet ettiğinin altının çizdi.

En’am, “İki Kutsal Cami” kartına başvurulmasının, Suud rejiminin hedeflerine hizmet etmek amacıyla dinî statüyü istismar etme girişimi olduğunu ve bunun siyasî bir karmaşayı ortaya koyduğunu belirtti.

Suudîlerin kutsal mekânlar üzerinden söylemi

En’am, Cumartesi sabahı el-Mesire kanalına verdiği röportajda, Suudîlerin Yemen’in önce Mekke’yi, ardından Medine’yi hedef aldığı ve bu doğrultuda dinî emirler yayımladığı yönündeki iddialara dikkat çekti.

Bu iddiaların, özellikle askerî ve siyasî düzeyde giderek artan baskılarla karşı karşıya kalan Suudî rejiminin bundan sonraki aşamada hangi araçlara başvurabileceği konusunda soru işaretleri doğurduğunu söyledi.

Suudî rejiminin yayımladığı veriler ve yaptığı açıklamaların, Arap ve Müslüman aktivistlerin, siyasetçilerin ve medya mensuplarının daha önce İki Kutsal Cami’nin siyasî söylemde istismar edilmesine ilişkin dile getirdiği değerlendirmeleri doğruladığını belirtti.

En’am, Suudîlerin kendisini zayıf hissettiği veya imajı ile statüsünün gerilediği her dönemde Mekke ve Medine’ye yönelik sözde bir tehdidi öne çıkardığının altını çizdi.

İki Kutsal Cami’nin bu amaçla kullanılmasının, Suudî rejiminin güçlü bir askerî çatışmaya girdiği ya da siyasî ve sahada kayıplar yaşadığı dönemlerde tekrarlandığını belirtti.

Böylece savaşın kutsal mekânların savunulması olarak sunulduğunu ve iktidardaki rejime destek toplamak amacıyla dinî duyguların harekete geçirildiğini ifade etti.

Hac ve Umre üzerinden ekonomik boyut

Yüksek Siyasî Konsey danışmanı, İki Kutsal Cami’nin istismarının ekonomik bir boyutunun da bulunduğunu söyledi.

Hac ve Umre için alınan yüksek ücretlere, vize, otel, restoran, ulaşım ve diğer hizmetlerden elde edilen gelirlere dikkat çekti.

Hac ve Umre’nin yüksek maliyetinin Müslümanların bir bölümünün Mekke ve Medine’yi ziyaret etmesini zorlaştırdığını ifade eden En’am, Hac masraflarının binlerce dolara ulaşabildiğini ve bu paranın önemli bir bölümünün Suudî devlet hazinesine aktarıldığını belirtti.

Bunun da kutsal mekânlara erişimi kısıtlayan bir uygulama olduğunu söyledi.

Kutsal mekânların siyasî kullanımı

Yazar, bu yaklaşımı Mekke ve Medine’nin dinî statüsünden yararlanmaya yönelik tarihsel girişimlerle ilişkilendirdi.

Suudî rejiminin imajını güçlendirme çabalarının bir parçası olarak İki Kutsal Cami’deki inşaat ve genişletme çalışmalarına odaklandığını belirten yazar, kutsal mekânlara hizmet edilmesinin siyasî ve ekonomik hesaplardan bağımsız tutulması gerektiğini ifade etti.

Yemen’deki saldırılar ve askerî cephe

Askerî cepheye ilişkin değerlendirmesinde En’am, Yemen silâhlı kuvvetleri sözcüsünün hava saldırıları ve topçu bombardımanlarının sayısının 1350’yi aştığı yönündeki açıklamasına dikkat çekti.

Söz konusu saldırılarda altyapının, yolların, köprülerin ve iletişim ağlarının hedef alındığını belirtti.

Birçok vilayette şehitler ve yaralılar olduğunu, ayrıca başkent Sanaa’ya yönelik saldırılar düzenlendiğini söyledi.

En’am, bu gelişmelerin Pakistan’ın Yemen krizine askerî seçenek yerine siyasî bir çözüm bulunması gerektiği yönündeki açıklamaları ve Suudî başkentinde konuyla ilgili toplantılar yapılacağına ilişkin haberlerle aynı döneme denk geldiğini ifade etti.

Suudîlerin önündeki seçenekler

Suudî rejiminin barışa mı yoksa tırmanmaya mı yöneldiği sorusuna yanıt veren Yüksek Siyasî Konsey danışmanı, Yemen’e yönelik saldırıların sürdürülmesinin siyasî bir karmaşayı ortaya koyduğunu söyledi.

Mevcut durumu, boğulmakta olan bir kişinin kurtulmak için sağa sola çırpınmasına benzeten En’am, askerî seçeneğin sürdürülmesinin Suudîlerin aradığı sonucu vermeyeceğini ifade etti.

En’am ayrıca bir dizi Batılı, Arap ve Müslüman siyasetçinin, Suudî rejiminin çıkarının Yemen’e yönelik saldırganlığı durdurmak, müzakere masasına oturmak ve yıllarca süren saldırgan savaş ile haksız abluka sırasında yaşananların sorumluluğunu üstlenmek olduğunu düşündüğünü söyledi.

Bu çerçevede Suudîlerin geri çekilmesi, tazminat ödemesi ve soruna doğrudan siyasî bir çözüm bulunması gerektiğini belirtti.

Yemen krizinin tarafları

Sana’a’nın yaşananları Yemen’in iç meselesi olarak göstermeyi reddettiğini belirten En’am, sorunun özünün Yemen ile saldırılardan sorumlu Suudî rejimi arasındaki ilişkiden kaynaklandığını söyledi.

Krizi Yemen sınırları içinde tutma ve Suudîleri sürecin dışına çıkarma girişimlerinin meselenin niteliğini değiştirmeyeceğini vurguladı.

Suud’un iç siyasî arabuluculuğu ve çözüm girişimlerini teşvik etmek amacıyla yürüttüğü hareketlerin, toplantıların ve konferansların, Suudî rejimini saldırı ve ablukanın sorumluluğundan uzaklaştırma çabası çerçevesinde gerçekleştirildiğini kaydetti.

Savaşın Suudî topraklarına topraklarına taşınması

Yemen’in savaşı Suudî topraklarına taşıdığını ve operasyonların Suudî topraklarındaki çeşitli bölge ve yerleri etkilediğini belirten yetkili, Doğu Vilayeti, Necran, Cizan, Abha, Hamis Muşayt, El-Ula ve diğer bölgeleri örnek gösterdi.

En’am, savaşın devam etmesinin Suudîleri politikalarını gözden geçirmeye ve meseleyi Yemen ile Suudî rejimi arasında doğrudan bir sorun olarak ele almaya zorlamasıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin