AĞIRALİOĞLU’NA BU TEPKİ NEDEN?
Mehmed KAYA
Yavuz Ağıralioğlu’nun Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden, iktidarın gölgesine sığınıp kamu gücünü istismar eden bir kısım başörtülülere dair yaptığı açıklamalara neden tepki gösteriliyor anlamıyorum.
Kesit kesit de dinledim, bütün haâlinde de dinledim, içinde tek yanlış cümle bulamadım.
Söyledikleri, yıllardır biriken, vicdanları kanatan alenî hakikatin dışa vurumudur. Nitekim halkın çoğunluğu da, muhafazakâr kesim ve başörtülü kadınların büyük bir kısmı da tam olarak Yavuz Ağıralioğlu gibi düşünüyor.
Muhafazakârlık ambalajı altında sergilenen liyakatsizliği, ayrıcalıkçılığı, devlet imkânlarının şahsî ikbâl için araç kılınmasının savunulmasını mı bekliyorlar?
Bu meselede Yavuz Ağıralioğlu’nun tek hatası ikna çabasına girmesidir.
Fikri derinliği olmayan, kamuoyunu manipüle etmekten başka misyonu bulunmayan çakma mütefekkir, özde troll şahısları telefonla arayıp haklılığını anlatmaya çalışmak tam anlamıyla zaman ve itibar kaybıdır. Doğruyu söyleyip geçmek varken, bu tür figürleri muhatap alıp ikna çabasına girmek yanlıştır.
Yavuz Ağıralioğlu gayet açık, net ve dosdoğru bir şekilde sözünü söylemiştir. Anlamak isteyen vicdan sahibi insana izaha lüzûm yoktur. Anlamayanlar ise zaten aklı, kalbi ve vicdanı mühürlenmiş olanlardır.
Türkiye’yi uçurumun kenarına getirip, uçurumun kenarında davul çalan gevendelerin gerçekleri suratlarına çarpanlara dil uzatması kabûl edilemez. TÜRK yurdunu bu hâle getirenler, TÜRK milletine özür ve izah borçludur.
*
Lafa gelince, “Bize her türlü yanlışımızı söyleyin” diyenlerin, yanlışları suratlarına vurulunca nasıl kudurup çirkinleştiklerini görüyorsunuz, değil mi? Ne yalan sınırında duruyorlar, ne iftira hududunda!
Yavuz Ağıralioğlu’nun eleştirilerinden sonra nasıl da şuursuz bir cinnetle taarruza geçtiklerini gördünüz.
FETÖ’cü, ABD ajanı, başörtüsü düşmanı…
Yani “Allah akıl fikir versin” diyeceğim de, bunlar Allah bilmez adamlar, onun için demiyorum. Çünkü Allah’tan korkmuyorlar ve ne demişler: Allah’tan korkmayandan kork! Bunlar gerçekten tehlikeli mahlûklar.
Bakın, bu melÂnetin en alçakça ve en müptezel tarafı da FETÖ suçlaması!
Neden mi alçakça?
Malûm, Muhsin Başkan vefat ettikten sonra Genel Başkanlık seçimi oldu. Yavuz Ağıralioğlu ile ismini anmayacağım zat aday oldular. Tam seçim döneminde Fetullah’ın yayın organı Zaman Gazetesi, Yavuz Ağıralioğlu’nun aleyhine haberler yapıp hem İBDA/C’li hem Ergenekoncu olduğu suçlamasını yöneltti, diğer adayın ise lehine haberler yaptı.
Ve seçimi diğer aday kazandı. O da bu desteğin karşılığı olarak, Zaman Gazetesi’ne kayyım atandığı dönemde (15 Temmuz’dan 4 ay önce) gazeteye gidip kendini siper etti, gazeteye desteğini sundu. Ve nihayetinde şimdi bu zat iktidar ittifakının içinde ve mensubu.
Kimmiş “FETÖ”yü destekleyen?
Kimmiş “FETÖ”yü destekleyenlere kucak açan?
Bir de kalkıp İslâmî hassasiyet nutukları atmıyorlar mı; kargaları bile tiksindirecek bir komedya!
Yahu siz din tüccarları, mukaddesat hırsızlarısınız!
Siz bu dini içten kemirmeye memur kılınmış bir zümresiniz.
Siz, bütün mukaddesatın içini boşalttıktan sonra, dışını da siyasî ve şahsîi ikbâllerinize basamak yapan müflislerisiniz!
Sizin ne İslâm’a, ne TÜRKLÜĞE, ne mukaddesata, ne de insanlığa dair tek bir davanız olamaz!
Kendinizi kandırmayın!..
Sadi Şirazi ne diyor?
“Yüksek sınıftan olanların suçlarına göz yumup, halktan biri suç işlediğinde boynunu vurmak apaçık bir zulümdür.”.
İşte, bu necip millet, bu menfur zulmü her gün, her saat, her dakika, her saniye iliklerine kadar yaşamakta!..
Öyle mütekebbir bir kule inşa ettiniz ki, kibrinizin kokusu arşa dayanmıştır.
Yurt dışındaki düzmece üniversitelerden veya memleketteki içi boşaltılmış tabela üniversitelerinden toplatıp dağıttığınız diplomalarla sözde “kariyer sahibi” kıldığınız ham çocukların elinde koca devleti oyuncak ettiniz!..
Sonra bu çapsızlar durur mu?
Psikolojide Dunning-Kruger Etkisi diye bir kavram var. Sahtelikle ve liyakatsizlikle elde ettikleri makamları gerçekten hak ettiklerine inanacak kadar körleştiler. Bir adım sonra ise aşırı güç, cehaletten beslenen kibir ve insanı hiçe sayan “Hubris Sendromu” ile gerçeklikten tamamen koptular.
Artık kendilerini her şeye kadir, her şeyi hak görür bir dünyada sanıp, devleti ve milleti yağmalamaya başladılar!
İşte en ufak eleştiride kudurup çirkinleşmelerinin, çamur atacak yer arayıp çılgınca iftiraya sarılmalarının asıl sebebi tam da buradadır!
Zira gerçeklerle bir ân olsun yüzleşmek; sahteliklerle, hilelerle kurdukları çürük iktidar saltanatının darmadağın olması demektir.
Yanlışları suratlarına vuruldukça kuduracaklar; çünkü başkalarının malı üzerinden sürdürdükleri bu yağma saltanatının sona ereceğini, ellerinde oyuncak olmuş devleti kaybedeceklerini ve mukaddesat maskesinin altındaki maskaralığın ortaya çıkacağını çok iyi biliyorlar!
Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, hangi iftiraya sığınırlarsa sığınsınlar akıbetlerinden kaçamayacaklar.
“Zulm ile âbâd olanın âkıbeti berbâd olur”
İL GİDER, HAN GİDER, TÖRE KALIR!..










