TÜRKİYE’NİN SAHİBİ KİM?
Mehmed KAYA
Ne zaman Fatma Betül Sayan Kaya’nın adını duysam, merhum Arif Nihat Asya’nın Adamlar şiirindeki, “Adamlar bilirim adları, boylarından uzun…” sözleri aklıma geliyor.
Şimdi TERA Yatırım fon vurgunu ayyuka çıkınca, ilk feda edilecek kurban olarak bu hanımefendiyi sürdüler. Sanki düne kadar tertemizlerdi de bir tek fon vurgunuyla kirlendiler! Yahu yapmayın; “Sayan Kaya” ailesi, yıllardır bu devletin ve TÜRK milletinin hafızasına kazınmış en büyük liyakat fecaatidir. Biri büyükelçi, biri genel müdür, biri kurul başkanı, biri milletvekili, biri bilmem ne…
Bu ne demek biliyor musunuz?
85 milyonun yüzüne bakıp, “Sağıma soluma bakıyorum içinizde zerre kadar kabiliyet ve istidat göremediğim için koca devleti topyekûn bu aileye zimmetliyorum” demektir.
Kavakçı, Taşkesenoğlu, Başkesenoğlu…
Daha nice imtiyazlı klanlar…
Memleket yıllardır parsellenip bunlara peşkeş çekiliyor. Osmanlı’nın son döneminde meşhur “Beşik Ulemalığı” vardı ya; işte bunlar da Türkiye’ye “Beşik Bürokratlığı”nı getirdiler.
Gözümüzün içine baka baka 2. Lale Devrini, Sülâle İmparatorluğunu kurdular.
Peki, bu imparatorluk adım adım inşa edilirken sesi çıkmayan millet, bugün fon vurgununa niye şaşırıyor?
(Hoş!.. Şaşırıyor mu? Umurunda mı onu da bilmiyorum.)
Siz devletin anahtarını, liyakati hiçe sayarak bir gruba teslim etmişsiniz; adamlar da “Her yer zaten bizim, istediğimiz gibi cirit atarız” demiş. Bunda şaşıracak ne var?
Sen akşama kadar güneşin altında amelelik yapacaksın; hamallık edip sırtında yük taşıyacaksın; 20 yıl dirsek çürütüp, hasbelkader memur olunca da kuşa dönmüş maaşla ayı nasıl çıkarırım diye kıvranacaksın… Sonra senin gözünün içine baka baka, bir gecede emeksiz ve zahmetsiz milyarlarca dolarla oynayacaklar.
Merhum Akif’in dediği gibi;
“Birinin ömrü mülâzımlıkta geçerken öteki,
Daha mektepte iken tayy-ı merâtible ferîk!”
Peki, bu şımarıklığın, bu özgüvenin sermayesi ne?
Hiç sağa sola bakmayın; sermaye, milletin ta kendisidir!
Kendilerine, çocuklarına ve yandaşlarına emeksiz milyon dolarlık çarklar kuran, suratına tükürülecek adamların önünde; iki kuruşluk işinizi gördürmek için hâlâ el pençe divan duruyorsunuz. Gözünüzün önünde cereyan eden her türlü haksızlığa, hukuksuzluğa, yolsuzluğa, kul hakkına, rüşvete ses çıkarmayıp sineye çekiyorsunuz.Bu muameleyi gören insan değil, kim olsa tepenize çıkar; devleti de soyar, milleti de saymaz!
Hukukta çok iyi bilinen bir kavram var:
“Kamu gücünü kullanarak suç işleme.”
Sıradan bir insanın cüret edemeyeceği cürümleri, devletin verdiği makam ve yetkiyi zırh yapıp işlersiniz.Ben de bu manzaraya bakarak siyaset literatürüne yeni bir kavram armağan ediyorum:
“Cumhurbaşkanının gücünü kullanarak suç işleme.”.
Sırtını O’na yasla, dokunulmazlık ve dokunulmaz bir kimlik kazan, sonra başla memleketin kaynaklarını yağmalamaya, insanını sömürmeye…
Geçenlerde AKİT TV’den bir kesite denk geldim. Süheyb Öğüt isimli biri, topu topu 1 dakikalık konuşmasında tam iki kez “Tayyip Erdoğan’ın Türkiyesinde” ifadesini kullandı.
Ne demek bu yahu?
Hayırdır, biz uyurken memleketin tapusunu tek bir şahsa mı devrettiniz?
Bu cümleler Erdoğan sevgisinden değil; tamamen şahsîi ikbâl ve çıkar kaygısından kuruluyor. Bu gürûhun psikolojik histerisini anlamak için bu örnek biçilmiş kaftandır.
İş öyle bir yere gelmiş ki adamın biri gitmiş yapay zeka ile kendisini Cumhurbaşkanı ile yanyana gösteren görseller hazırlayıp çevresini manipüle ediyor. O da işi çözmüş, o da yolunda…
Biz 70 yıl boyunca “Mustafa Kemal istismarcıları”nın faturasını ödedik, şimdi bir 70 yıl da “Tayyip Erdoğan istismarcıları”nın kahrını mı çekeceğiz?
Düne kadar çıkıp “Türkiye Atatürk’ündür” diye böbürlenenler vardı; bugün de “Türkiye Tayyip Erdoğan’ındır” diyen benzer bir zümre var.
Kafalarına göre ülkeye memlekete “sahip” uydurma telâşındalar.
Yok öyle yağma! Eğer siz kendinizi sahipsiz hissediyorsanız gidin kendinize sahip bulun. Ama şunu aklınıza kazıyın:
Bu ülkenin sahibi bellidir; Türkiye, TÜRKLERİNDİR!










