SORUŞTURMA SONUNA KADAR GİDECEK Mİ?

Mehmed KAYA

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Özel Kalem Müdürü Fatih Kılınç’ın adının fon vurgununda geçmesi ile alâkalı şöyle diyor:”Özel kalemim Fatih Kılınç bu hadiseler geliştikten sonra bana geldi. Dedi ki: ‘Ben de bazı arkadaşlarımla aramızda para topladık ve bunu fona yatırdık. 7 milyon lira… Şu ânda da büyük bir kayıp yaşıyoruz.”

Cevdet Yılmaz’ın olayı basit bir “mağduriyet” olarak gösterme çabası, ne hukukî ne de siyasî olarak kabul edilemez.

Eğer bir devlet memuru veya bürokrat, etrafından 7 milyon TL gibi ciddi bir meblağı “toplayarak” fona yatırdıysa, SPK izni olmadan sermaye piyasası faaliyeti yürütmüş demektir. SPK kanununa göre izinsiz portföy yöneticiliği ve fon toplama faaliyeti 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektirir.

Bu para yüksek kâr vaadiyle toplandıysa veya paraların batmasıyla sonuçlandıysa, TCK kapsamında 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası gerektiren nitelikli dolandırıcılık fiili işlenmiş demektir.

Eğer bu para toplanmadı da “Özel Kalem”in şahsî birikimiyse, kaynağı nedir? Mal beyanında bildirilmiş midir?

Bunlar teknik mevzular, bunları geçelim. Soruşturmanın en önemli ve sürekli ıskalanan tarafı nüfûz ticaretidir.

Borsada işlem gören binlerce hisse senedi varken; başta özel kalemler olmak üzere bürokratların, üst düzey idarecilerin ve iktidara yakın isimlerin kitleler halinde belirli hisselere odaklanması tesadüf müdür?

Burada “Zarardayız, mağduruz” savunmasına sığınmak büyük bir mantık hatasıdır olur.

Yargısal ve idari soruşturmalarda suçun ölçütü kâr ya da zarar etmek midir?

TERA Yatırım üzerinden kurgulanan organizasyonun en başından itibaren manipülatif ve hileli bir organizasyon olduğu biliniyordu. Küçük yatırımcının açgözlülük veya kısa yoldan kazanma iştahı piyasa koşullarında anlaşılabilir; ancak bürokrasi ve siyaset ayağının durumu farklı.

Bürokratlar ve siyasetçiler -kâr da etseler, zarara da uğrasalar- bu organizasyonda nüfûz ve güç algısı nedeniyle yer almışlardır. İçeriden bilgi alındığından veya manipülasyon yapıldığından bal gibi haberdarlardı.

Beklentileri paralarını onlarca kat katlamaktı; hadise patlayıp sistem çökünce “mağdur” olunmadı, altında kalındı. Bu durum, yapılan hileli işe ortak olma iradesini ortadan kaldırmaz.

Velhasılı Cevdet Yılmaz’ın, Özel Kalem’ini “mağdur” gibi gösteren yaklaşımı kabul edilemez. Bu yaklaşım ile devam ederlerse soruşturmadan bir halt çıkmayacağı bedahat.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin