Hükümet Kiminle Mücadele Ediyor?

Hükümet Kiminle Mücadele Ediyor?

Terör çetesi elebaşı ABD, IŞİD’e karşı ‘Uluslararası Koalisyon’ kurma kararı almış.

Terör çetesinin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki, günlük basın toplantısında, ABD’nin Türkiye’ye Suriye sınırını daha etkili kontrol etmesi için götürdüğü talebin sorulması üzerine Posta’den İlhan Tanır’ın aktardığı habere göre şunları söylemiş: ”IŞİD tehdidine karşı olarak bölgede ve Avrupa’dan bir koalisyon kurma gayretlerinden bahsettim. Tabiatıyla Türkiye ile de bu ülkelerden biri olarak konuşuyoruz. Türkiye, terörle mücadelede ABD’nin uzun dönemli bir ortağıdır. Global Terörle Mücadele forumunda Türkiye, ABD ile birlikte eşbaşkanlık yapmaktadır. Tabi ki Türkiye ile IŞİD’in kapasiteleri ve imkânları ile IŞİD’e karşı beraber çalışmak üzere görüşüyoruz.”

Terörist ABD’nin “Global Terör” diyerek vatanlarını Barbar Haçlı Batı saldırısına karşı müdafaa etmeye kararlı Müslümanları hedef aldığı bir bedahet. AKP’nin, terör çetesi elebaşı ABD’nin müslümanlara karşı olan savaşında ABD ile birlikte eş başkanlık yapmaya devam ediyor oluşunun bizzat en yetkili ağızlardan ifşaı demek olan bu sözler karşısında, anti-emperyalist (!) AKP’den bir reddiye gelmesi gerekir. Bunu açıkça reddetmeyen AKP, ABD’nin İslâm’a karşı olan savaşında en baş işbirlikçisi olduğunu kabul ediyor demektir ki bu da AKP’nin aslında İslâm’la savaştığını gösterir.

Bakalım, AKP’nin anti-emperyalist olduğunu iddia eden ihanet çizgisi, AKP’nin İslâm’a karşı savaşında ABD ile eş başkanlığa devam ediyor oluşuna ne gibi bir tevil getirecekler. Onlar, hani Kumandan Mirzabeyoğlu’nun tabiriyle, yediklerini muz ve hıyara tevil edenler.

Anti-emperyalizm sistem planında bir gerçekleşmeyle mümkün olabilecek bir durumken, sistem plânını göz ardı ettikten sonra, sistem içi çekişme ve sürtüşmeleri anti-emperyalizme yorarak AKP’ye anti-emperyalizm izafe edenler, ya sistemden haberleri olmayan saf ve ahmak sürüsü veya düpedüz hain ve mücadeleden kaçmak için kaçış yolarına inciler döşeyen mücadele kaçkınları… Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ifadesiyle, “İslâm’ı eşya ve hadiselere tatbik, bunun için de düzen değişikliği mecburiyeti ortada iken” (*), düzen değişimi için örgütlü mücadele verecekleri yerde, mevcut düzen içinde kendilerine yer arayanlar, bu yolun hal ifadesi olarak da ihtilâlci mücadelenin gereklerini yapmak yerine AKP’ye yamanarak, ihtilâl-inkılâp değil de AKP üzerinden bir evrim arayışına girenler, yine Kumandan Mirzabeyoğlu’nun tesbitiyle, “zamane hain ve münafıkları”(*)dır.

Ahlâk, fikirden süzülme olduğuna göre, fikri ihtilâlci olanın, ahlâkı da ihtilâlciliktir. İhtilâlcinin sadece fikri değil, yani sadece lafta ihtilâlci değil, eşya ve hadise karşısındaki tutum ve tavrı da ihtilâlcidir. Ama fikirde güya ihtilâlci olduğunu iddia edip, pratikte buz gibi mevcutçu kafayı yaşatanlar, mücadele edilmesi mümkün bir rejim bulmuşken, bunu parti ve dernekçilik oynamalarının meşruiyet sebebi olarak takdim ederek, iktidarı hedef alması gereken ihtilâlci mücadele yerine iktidarı korumak ve ona yanaşmak için fırsat kollayanlar, ihtilâlci ahlâkı reddeden ahlâksızlardır. Ahlâksızlık da hain ve münafıklığa açılan kapı.

Bu gün “ihtilâl durumu” apaçık ve ihtilâl şartları da her geçen gün daha da elverişli bir hâl arzederken, her şeyin yerli yerinde olmasına mukabil, her şeyi berhava edici “ihtilâl şuuru” eksikliği, yokluğu, bizi ihtilâl durumunu değerlendirmekten alıkoymakta. İhtilâl şartları da her geçen gün daha da olgunlaşırken, düşman da kasden ihtilâl şuurunu hedef almakta ki, kendi güçsüzlüğünden doğacak zafiyetini güçlenerek değil, bizi şuurlaştırarak, idraklerimizi iğdiş ederek aşmak istemekte. Düşman şuurumuzu, ihtilâl şuurunu hedef alıyor. İhtilâl ahlâkını hedef alıyor, bizi ahlâksızlaştırmak istiyor. “Esas hasım”, ihtilâl şuurumuzu törpülemesi, gaz alması için AKP’yi iktidara getirdi ve yeri geldiğinde kendi iç sürtüşmelerini dahi bu gayeye matuf olarak, “Bakın AKP’ye Batı düşman, AKP Batı’ya kafa tutuyor!” diyerek, gaz almaya devam etmek, ihtilâl şuurunu köreltmek, ihtilâl ahlâkından vazgeçirmek için kullanmaya devam ediyor. Bütün bunlar iç kamuoyuna yapılan propaganda iken, işte yukarıdaki gibi dış politikada, esas hasım, AKP’ye gerçekten ihtiyaç duyduğu hayati önemi haiz meselelerde ise AKP’yi her daim yanında hazır ve nazır buldu ve bulmaya da devam ediyor.

Biz, AKP’nin iç politikaya dair yaptığı kısmî iyileştirici hamleleri, iktidarını devam ettirebilmek için vermesi zaruri tavizler çerçevesinde, “hak verilmez, alınır!” cümlesinden olarak, AKP’nin verdiği değil, ihtilâlci mücadelenin bilek gücüyle rejim adına AKP’den kopardıkları olarak değerlendiriyoruz. Burada hak veren AKP değil, ihtilâlci mücadele karşısında gerilemek zorunda kalan rejim-sistem, bunu yapabilmek için AKP’yi iktidara taşımış ve bunda da başarılı olmuş, olmaya da devam ediyor. Yani şunca hak, AKP iktidarda olduğu için AKP tarafından verilmedi. İhtilâlci mücadelenin 99’dan bu yana devam eden azim ve kararlılığı neticesi alındı, düşman buna mecbur bırakıldı ki AKP de bu noktada esas düşmanın kendisine verdiği rolü oynamak üzere iktidar olmasına göz yumulan. Esas hasım Anadolu ahalisi ile göğüs göğüse gelmeyi göze alamadığı için içeriden manipüle etmek yolunda AKP’ye Müslümanların gazını alma görevi verdi. 99’da yaşananlar malûm, sıradan askerlerle yapılan 5 Aralık 1999 saldırısında, sıradan askerlerin İslâm ihtilâlcileri karşısında tutuk kalmalarına istinaden 25 Ocak 2000 Noel Baba saldırısı NATO ordusunun özel birliklerince icra edildi. Benzer durum Bandırma Cezaevi’nde yaşanan saldırılar için de geçerli.

Bu çerçevede, AKP’nin ihtilâl hareketi açısından durumu, ihtilâl hareketinin taleplerine cevap verip vermediği ve nereye kadar cevap verebileceği noktasında…

“İslâm’ı eşya ve hadiselere tatbik, bunun için de düzen değişikliği mecburiyeti ortada iken”(*)…

İhtilâl hareketi olarak düzen değişimi taleplerimiz baki… Süreç içerisinde AKP’nin bu talepler karşısındaki tutumu, bizim ona karşı tavrımızın belirlenmesinde amil saik olacak. Diğer yandan, “düzen değişimi” mecburiyetini, yani hürriyetimizin AKP’nin eline teslim edilemeyecek kadar mühim olduğu da bedahet. Her halükârda, yapılması gereken iş, ihtilâlci mücadele için örgütlü ve hazır olmak.

(*)(Salih Mirzabeyoğlu, Hakikat-i Ferdiyye, İbda Yayınları, sh:133)

Ahmet ÖLÇÜLÜ

ADIMLAR DERGİSİ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: