DECCÂL’İ DÜŞMANLAŞTIRAMAMAK

Adnan DEMİR

Tüm dinlerde haber verilen ve tarif edilen “Deccâl”i, alnında yazan yazıdan tanıyan imân ehline selâm olsun!

Saf kötülüğün simgesi olan bu şey, hakikat adına ne varsa hepsine düşmandır. Bu düşmanlık öylesine histeri haline bürünmüş ki; hakikati andıran ve hakikate yol arayan herkes bu anlayışa göre yok edilmelidir.

Deccâl’in tarifi yapılırken, “Yeryüzünde cennet ve cehennem kuracağı, cehennemi cennet diye, cenneti ise cehennem diye insanlara yutturacağı” şeklinde bir tarife rastlamıştım… Öyleyse bu sahte cennet ile (Liberal Kapitalizm) insanlığı kandıran bu yapı, insana ait değerleri korumak ve savunmak için mücadele eden kim varsa ona cehennemi yaşatmaya kararlı görünüyor.

Şimdi, bu girişten sonra, Deccâl’in yerine okuyucu kimi koyarsa koysun farketmez!

Deccâl, insanın ve insanlığın düşmanı iken, bu gerçek düşmanı düşmanlaştıramayan insanların durumuna bir göz atalım:

İnsandan, ruhu ve ruha ait değerleri aldığınızda, zalimlerin en zalimi, cahillerin en cahili bir mahlâk kalır geriye… Ve bu geri kalan şey, yeryüzünde fitne ve fesat yaymada en ileri bir gürûha dönüşür.

DECCÂL’İN ORDUSU:

Deccâl insanları zaaflarından yakalar ve kendisine asker yapar. Bu zaaflar o kadar çok çeşitlidir ki saymakla bitmez; hepsi de dünyalık istekler ile ilgilidir ve ölüm korkusu üzerine inşa edilmiştir. Endişe ve korku yaymak Deccâl’in en güçlü silâhıdır.

Bu endişe ve korkuların hepsi, bir meçhûl olan geleceğe ait korku ve endişelerden beslenir.

“YA, İKTİDARDAN DÜŞERSEM” korkusu buna misâldir.

Deccâl’in gönüllü ordusu ise sahte cennet tesellisi ile avunan ve hayatı sadece bu dünyadan ibaret görenler ve öbür dünya kaygısı çektiğini zannedenler ordusudur. Bu anlayışa sahip olanların, nefsî arzularını yerine getirebilmek için yapamayacağı hiçbir kötülük yoktur. Yeter ki cezasız kalacaklarından emin olsunlar! Bunun için bu mevcut Deccâl düzeninin yıkılmasını asla istemezler. Ve mevcut düzeni tehdit eden kim varsa hemen ona düşman kesilirler.

“Batı hayat tarzının ulaştığı her yer Batı’dır” tesbitine istinaden baktığımızda, dünyanın tamamında Deccâl düzeni hâkimdir ve insanlığı esir etmiştir.

Doğu diye tarif ettiğimiz coğrafya insanlık adına Deccâl düzenini tehdit edici bir güç merkezi olarak umut olma özelliğini sürdürse de, hâlâ kafalar net olmadığı için ve Deccâlizmin yıllarca saçtığı zehirli tohumlar yüzünden içlerindeki arınma ve temizlenmeyi bir türlü yeterli düzeyde beceremeyen bir yapı arzediyor.

Deccâlizm, tüm İslâm coğrafyasını da esir almış durumda ve maalesef vatanımız olan ANADOLU Deccâlizmin esareti altında çırpınıp duruyor.

Deccâlizme karşı direnen onurlu insanlar -sahte cennet oyununa gelmeyen ve gerçek cennete girme yolunda-, insanlık onurunu korur ve savunurken Gazze ve Yemen’de destanlar yazıyor.

Herkes kendisine şu soruyu sorsun:

BEN BİLEREK VEYA BİLMEYEREK DECCÂL’İN SAFINDA MIYIM? İnsan olabilmek için hâlâ bir ümidim var mı?

DECCÂL DÜŞMANLAŞTIRILMADAN İNSAN OLUNMAZ…

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin