NE Mİ OLMALI?

Nihan Öztürk – 05.08.2026
Adımlar-Almanya

İdaredekiler, adına Cumhuriyet, Komünizm, Sosyalizm, Faşizm, Nazizm ve hatta Şeriat de deseler, eğer Anadolu’nun bereketli topraklarının sebzeden et ve sütüne kadar mübarek ürünlerini en sağlıklı ve ucuz olarak idare ettiklerini iddia ettikleri halkın önüne getiremiyorsa bir sıkıntı var demektir.

Neticede doğru bir sistem bile, yanlış kişinin elinde tamamen eksik bir duruma gelir. Hâlbuki devlet idaresinde yanlışı düzeltmemek ve yanlış insanlarda ısrar etmek batışın hızına değil bizzat batışa işarettir. Yani bu yanlışlar bin sene farkında olmadan sürse bile nihayetinde batmaya mahkûm olan aciz bir şeyi temsil eder.

Hâlbuki devleti idare etmekte ciddi olan insanlar, düzeni ve adaleti sağlamakla mükellef olduklarını bilir.

Ne demek mükellef?

Bir işi yapmakla yükümlü, sorumlu, zorunlu olan kimse demek.

Devlette göreve talip olmak, mükellefiyet altına girmek, hesap vermeyi de kabûl etmek demektir.

“İşleri ehline veriniz!” ölçüsünce, kendisinin ehil olduğunu bilen ve bunun gereğini yapan, hesap vermekten kaçmaz. Hesap vermekten kaçanlar, ehil olmadıkları hâlde görevi üstlenen ve sonra da işleri berbat eden ve nihayetinde hesap sorulduğunda da işin ehli olmayan bir sahtekâr olduğunun ortaya çıkacağını bilenlerdir.

Neresinden bakarsanız bakın!

Herkesin arzusu, huzur çerçevesinde ülkesinin zenginlikleriyle yaşamak değil midir?

İlk misalimizdeki gibi sebzeyi, meyveyi, ekmeği, eti, sütü, yağı halka tertemiz sunacak veya bu işleri yapanlara sundurcacaksa, işte o zaman bu süreç için sabır da güzel, görev de güzel, harcanacak para da.

Öyle kredi alın, destek alın, parayı biz verelim, çiftlik kurun, hayvan yetiştirin demekle iş bitmiyor yani.

Bu doğallığı çalan boş beleş işlerin neticesinde verimli topraklarımızın resmen verimsiz olmasına doğru giden bir süreç yaşıyoruz.

Ne mi olmalı?

Her şey yeniden düzenlenmeli.

Her şey, ama her şey yeniden sistematik bir bütün hâlinde inşa edilmeli.

Meselâ, eğitim ilk beş yılında yepyeni bir gençlik şekillenebilir. Yeni nesil yeni bir toplum adabı getirebilir.

Dostu ve özellikle düşmanı tayin ederken sefayı ve cefayı aşkla halkına hissettiren Ordu Millet anlayışına gelinebilir.

Samimiyet ve ciddiyet, büyük işler.

İstemek gerekiyor.

Yapamıyorsa, yapana engel olmamak.

Talip olmak.

Zor olsa da!

Bugünün makamları yarın gerçek değişimin, kesintisiz gelişimin kahramanlarına ulaşabilir.

İnşallah duamız bu!

Öyle, “devrim yapacağız!” falan gibi tadı tuzu biraz limonî hale gelen terimler yerine, yine Ali Osman Zor beyin bize söylediği sahici devrimci ölçüyle bitirmek istiyorum:

“EZİP GEÇECEĞİZ!”

Tüm sahte kahramanları!

“EZİP GEÇECEĞİZ!”

Yılmadan ve usanmadan özlenen, beklenen ve gözlenen Mutlak Fikrin yegâne sistemi Başyücelik için.



Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin