KURŞUN ASKER ÜNİVERSİTESİ, PİYON FAKÜLTESİ, İDRAKLERİ İĞDİŞ ETME EĞİTİM SİSTEMİ

Hasan KARADEMİR

Her köşebaşına açılan keyfiyeti beş para etmez üniversitelerin sayısı 200’ü aştı. 2003’ten 2018’e kadar olan 15 yılda ise toplam 129 üniversite açılmıştır. 1923’ten 2003’e kadar olan 80 yılda ise sadece 77 üniversite açılmıştır. Bugün açılan o 129 üniversitenin kaçından kaliteli eğitim almış gerçekten liyakat sahibi insan çıktığı, meçhûl… “Ne varsa eskilerde var” retoriği değil amacım… Eskilerde toprak arazilerde koyunlar güdülür, yeşil ve sulu arazide inekler otlardı; şimdi de -olabildiği kadar- keza öyle. Önemli olan keyfiyet… Kayda değer bir mesele var mı bu mânâda? Yok. Ancak havanda su döven AKP’nin sloganik ve afiş çalışmaları. Açılan 129 üniversitenin eğitim ile ilgili açıldığı dahi meçhûl… Üstad’ın “Eser ve şahsiyet sahibi olamayan, profesör olamaz.” ölçüsüyle baktığımızda; artık günümüzde “eser ve şahsiyet sahibi olan üniversite profesörü olamıyor.”

Bu üniversitelerdeki amaç ne?

Keyfiyet nedir bilmeyenler, kemmiyetleri köpürtüp, kalabalıkların gözüne hitap ederek başarılı görüntüsü vermeye çalışıyor. Keyfiyet, bu kemmiyet köpürtüsü içinde boğulurken, kimse bu zulmü idrak edemez durumda. İdraklerin iğdiş edildiği müthiş bir işkence tezgâhı…

Geçen, liselere giriş sınavında başarılı olmuş bir arakdaşımız, Kartal İmam Hatip’i tercih edeceğini söylüyor. Sebebini soran muhabire cevabı: “Network’u iyi…”

Dâvâ ruh ve ahlâkının nerelere düşürüldüğünü gösteren müthiş tablo…

Önemli olan network…

Oraya kapağı atarsan, sırtın yere gelmez…

İmama Hatip mücadelesinin, şehidlerinin kanıyla yazılan destanların getirildiği yer burası: İmam Hatip mezunu, liberal-kapitalist bir kadro…

Zamanında bir dangalağın Üstad’a, “Aynı davayı güttüğünüz -o dönem- M.S.P hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna verdiği cevabı okuyalım:

— Aynı dâvayı mı?.. Böyle bir benzetişten Allah’a sığınırım! Bu partinin içi boş konserve kutularındaki yırtık veya kazınmış markalar halinde lâfta Müslümanlıktan başka, dâvamıza hangi yakınlığı olabilir? Bir şeyin aslı ve hakikati adına duyulacak en derin elem onun zıdlarından değil, sahte benzerlerinden gelir. Meselâ İran halısıyla aynı halının makina dokusu arasında mevcut fark… Hâlis üzüm sirkesiyle kimyevî sirke farkı… Şekerli çayla sakarinlisi gibi…

Üstad bunu dediğinde, o zaman hedef aldıklarında, en azından sakarin de olsa şekere benzer bir tad varmış…

Ruhsuz, fikirsiz, aşksız, vecdsiz bir küspe nesil ki, tek derdi network olmuş…

Suçlu olan network’u seçen bu arkadaş değil; suçlular, ona bu dünya görüşünü aşılayanlar. Hem de müslümanlık böyle olur diyerek… Bu çeşit müslümanlığın dünya görüşünde muteber olan İmama Hatip, kapitalist network’ün merkezinde yer alan…

Savaşı, düşmana benzeyenler kaybeder.

En kötüsü de, şeytanın iğvasıyla doğru yolda olduğunu zannederek.

Bugünün yalnızca üniversiteler dahil eğitim sistemi değil, tüm İslâmî niyetli oluşumlar için bu tablo geçerlidir… Murakabesiz, isteksiz, başıboş, itikat bozgunculuğuna da açık şekilde bir idrakleri iğdiş etme tezgâhı…

Üstad’dan:

— Gideceği istikâmet olmadan arabaya malik bulunmanın ne anlamı var?…

Önemli olan bataklığın üzerinde uçuşan sinekleri avlamak değil, bataklığı kurutmak… Bunun için de yapılması gereken şey, İslâm ve mukaddes şeriatın istismarı; tahrifi değil, şahsiyetimizin çelişkilerini çözebilecek derin ve gerçek müslümanlığa erme davası…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin