DUÂM KABÛL OLDU, RÜYÂM GERÇEK ÇIKTI, DEMEK Kİ HAK YOLDAYIM VEHMİ

Levent AKINCI

Kur’ân’da Mü’min ve Ra’d sûrelerinde kâfirlerin duâsı dalâlettedir diye buyrulmuştur. Çeşitli tefsirlerde bu âyetlerde kastedilen duâların putlara yapılan duâlar veya kâfirlerin uhrevî duâları olduğu da belirtilmiştir.

Allah Teâlâ Rahîm’dir, ahirette sadece müminlere rahmet eder, ama Rahmân’dır da ve nasıl ki dünyada mü’min veya kâfir herkese nimet, şifa, ömür, evlat, mülk veriyorsa benzer şekilde, dünyada sadece Allah’a ve içten duâ ettikleri zaman dünyevî duâlara da icabet ediyor. Ve bu da imtihanın bir parçasıdır. Ömür, sağlık, evlat, mal vs nimetler verip azdırabildiği gibi sadık rüyâ nimeti de verebilir makbûl duâ nimeti de. Önemli olan kulun bu nimetin kadrini bilip bilmediği, tevhîde ve ihlâsa dönüp dönmediği, istikâmet ve o yol üzere istikrar nasip olup olmadığıdır. Ve işin ahiri önemlidir. Ayrıca, bildiğimiz gibi, kâfirlerde de bazı fevkalade hâller görülebilir. Bunlara istidraç deriz. Bu hâller asla keşf u keramet değildir.

Kur’ân’da anlatılan ve hain mürted âlim Belam bin Baura’nın ve çeşitli tefsirlerde bahsedilen ve şeytanın saptırdığı ve son anda da kendine taptırdığı rahip Bersisa’nın akıbeti çok ibretliktir. Hafizânallah. Evet, bir zamanlar belki de duâsı kabul olan zatlardan sonradan mürted olup sapıtanlar da olabileceği gibi, halihazırda kâfir veya sapkın bidatçi olup da duâsı veya rüyâsı gerçekleşenler de olabiliyor.

Âyette bazı müşriklerin denizde gemide fırtınaya yakalanınca putları bırakıp sadece Allah’a duâ ettikleri, Allah onları selâmete çıkartınca da tekrar yüzüstü dönüp yine şirke devam ettikleri haber verilmiştir. Veya meselâ mazlumun kâfir dahi olsa duâsının kabul edilebileceği hadiste haber verilmiş. Çeşitli âlimlerimiz kâfirlerin de yağmur duâsına çıkınca yağmur yağabildiğini ve bunun mü’minleri fitneye düşürmemesi gerektiğini beyân etmişlerdir.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki; kâfir de olsa mazlumsa veya hastalık, dert, musibet gibi vesilelerle o anda lâyık olan içtenlikle, acziyet, fakriyet, mahviyet ile Allah’a, sadece Allah’a duâ etmişse Allah Teâlâ tarafından da bu dünyevî duâlara icabet buyruluyor.

Keza bir insan kâfir de olsa sâdık rüyâ görebilir. Yusuf Aleyhisselâm’a rüyâlarını tabir ettiren zindan arkadaşlarını hatırlayalım.

Bütün bunları neden anlattık? Zaman zaman görüyoruz duyuyoruz; bazen tağutları seven ve şeriata karşı olan bir seküler abla, bazen bir galiz bidatçi hurafeci ağabey anlatıyor; şöyle duâm çıktı böyle rüyâm çıktı… Hele de kadın kısmı, bir başladı mı ardı arkası gelmez böyle sözlerin. Bir batinî mistiklerin bir de bir kısım kadınların çoktur böyle sözleri. Bak benim rüyâlarım hep çıkar haa, ay bak tüylerim diken diken oldu, kurban olurum… Ama, şeriat olmasın demeye de devam…

Demeli bu insanlara: Diyelim ki fîtarihte bir duân gerçekleşmiş veya bir rüyân çıkmış. Olabilir. Eee? Yani sen hak yoldasın demek mi, sen cühûdi veya cehlî bir kâfir değil de mü’min, hem de velî bir mü’minsin öyle mi? Böyle mi zannediyorsun! Şeytan sizi Allah ile aldatmasın diye buyrulmamış mı? Şeytan sana, “doğru yoldasın, devam et” vehmini telkin etmiyor mu sanıyorsun? Nefsin kabarıp, “kibirlenip”, gördüğün yaşadığın bir nimeti istismar etmiyor musun yani? Şükredip ve ders alıp imân edeceğine şirkine küfrüne devam ediyorsun! Tekrar bak kendine! Kendini de çevreni de rüyâm veya duâm gerçekleşti, ben Allah’ın sevdiği bir kulum vs diyerek kandırmaya çalışıyorsun! Yazık. Hafizânallah.

Şu imtihan yurdunda böylesi nimetler verilip de hâlâ daha yüzünü hanîf olarak Hakk’a dönmeden ölenler diğer insanlara göre belki de daha çok azab görecekler, kim bilir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin