FETHEDİLEN (!) SURİYE; FETHEDEN FETHETTİĞİNİ KENDİNE BENZETİR

Alâaddin Bâkî AYTEMİZ

Suriye’yi fethettik dediler.

Dedik ki: Fethetmek, fethettiğine kendi ruhunu giydirmektir. Senin ülkenin hâli ortada. Ruhun değil nefsin hâkimiyeti ortada. Fethettin de ne olacak…

Netice…

Suriye Denetim ve Teftiş Kurumu, Suriye Petrol Şirketi başkanını, bu yılın ilk altı ayında kamu fonlarından 100 milyon doları aşan miktarda zimmetine geçirilmesine yol açan, “Katerji”ye bağlı şirketlerle doğrudan, ihalesiz sahte sözleşmeler imzalaması nedeniyle soruşturmak üzere çağırdı.

Bu sadece tek bir yolsuzluk hadisesi…

Buzdağının ortaya çıkan kısmı…

Suriye’de her yerden yolsuzluk haberleri gelmekte.

Yolsuzluk ve emperyalistlerle yapılan anlaşmalarla emperyalizme peşkeş çekme…

Esad kötü müydü?

Tamam, öyle diyelim…

Büyük Doğu-İBDA der ki: Gidenin yerine ne getireceğini bilmeden, sırf gitsin diye yapılan iş, aksiyon değil, fikirsiz tahripçilik, yıkıcılıktır.

Böylece, güyâ İslâm adına İslâm’ın insan ve toplum meselelrini çözemeyeceği iddiasına hizmet edilmiş olunur.

Dini içten yıkmaya hizmet edilir.

Neticede, bugün Suriye’de emperyalistler istedikleri gibi cirit oynamaktalar. Sözde fatihler, Suriye’yi yönetebilmeyi, emperyalsitlerin vereceği paraya, desteğe bağlamış durumdalar.

Ne yapılmalıydı?

Esad, AKP iktidarını anti-emperyalist zannedip, Suriye’yi Türkiye’ye bağlamayı teklif etmişti ama emperyalistler istemedi diye bizimkiler reddettiler. “Hayır, bize bağlanmayacaksın, emperyalistler nasıl istiyorsa ona uyacaksın!” dediler… Stratejik derinliklerinin oraya kadar olduğunu gösterdiler.

Türkiye kendisi emperyalizmaya teslim olmuşken, Suriye’yi kurtarmaya kalktı…

Emperyalizmaya karşı koyamıyorsan…

O zaman, AKP iktidarı beğımsız davranabilse, ne yapacağını biliyor olsa, Suriye rejimi ile halk arasına girilebilir ve bu süreç kansız bir şekilde idare edilebilirdi. Nusayrî rejim, tedricen dönüştürülebilirdi.

Tabiî AKP iktidarının bunu yapabilmesi için de önce kendisinin ne olacağını bilmesi ve bunu örnekleştirmiş olması gerekirdi. Adamlara, iyi, doğru ve güzeli örnekleştirerek gidecekleri yerde, emperyalizme boyun eğin dediler…

Kendisi için olamayan başkası için olamaz, başkasını olduramaz.

Bu işler kuru kıruya İslâm kardeşliği, müslümanız vs. edebiyatı ile olmaz.

Olmayacağının ispatı da, tersinden gerçekleştirici olarak AKP iktidarı’nın Suriye’yi sürüklediği felâket iklimi.

Sadece Suriye mi?

Ya Mısır?

Adamlara “iltidara gelin, arkanızda biz varız!” diey gaz verdiler… Adamlar iktidara gelince de gidip “size laikliği tavsiye ediyoruz” demediler mi? Sonra darbe olunca kınadılar falan. Darbecilerin zulümlerine mani olunabilsin diye Sisi ile irtibat kurulsun dediğimizde, bize demediklerini bırakmayanlar, şimdi Sisi ile kurulan ilkesiz ilişkilere ses edebiliyor mu?

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin