ODYSSEİA FİLMİ ÜZERİNE
Selim Gürselgil
Odysseia filmi üstüne daha çok şey konuşacakmışız gibi görünüyor. Tabiî ki herkes bayılacak ve izlenme rekorları kıracaktır, çünkü bu adamlar seyircyi nasıl avlayacaklarını iyi biliyorlar.
Ben Kemâlistlerin de konuya dahil olacaklarını düşünüyorum. İki yönden: Birincisi bu mevzuda konuşmak, onlara kendini Batılı gibi hissettirecektir; Batılıların başarılarıyla övünmek, birinci ilke zaten.
İkincisi de Kemâlizm bildiğiniz gibi Osmanlıyı reddeder, bütün Türk tarihinde de kendine uygun bir şey bulamaz. Ama başkalarının tarihini sahiplenmek, özellikle Yunan kültürünü aparmak, ikinci ilkedir.
“Homeros aslında Türktür, İzmir’de yaşadı adam, yok bide Yunan mı olacak?” Bunu geçtiğimiz 100 yıl içinde o kadar çok yazdılar ki, Yunanlılar nasıl olup da “alın ya, sizin olsun, ağlamayın o kadar” diye vicdan yapmadı, hayret.
Homeros, ister İzmir’de yaşasın, ister Balıkesir’de. Yunanlıların babası adam. Bütün eski Yunan medeniyetinin babası. Yunancanın babası. Yunan dininin banisi. Bir başkasının onu çalmaya çalışması, nasıl bir zavallılıktır?
Ben tabiî şuna üzüleceğim: İslâmcılar bu konuda konuşacak bir şey bulamayacaklar. Ne film üzerine, ne de Homeros üzerine hiçbir tartışmaya giremeyecekler. Neresinden girmeleri gerektiğini dahi bilemeyecekler.
Biz tamam, “Homeros Odysseia’da âlem-i berzahı anlatıyor” dedik ama, acaba öyle mi diye merak eden bile olmayacak. Bu bir İslâmcı için ne bakımdan önemli ki? Arkasında Kötülük Tanrısı olup, müslümanların inancını ellerinden almaya çalışsa, o zaman hiç olmazsa yetkili makamları etiketleyip “bu filmi yasaklayın” dersin. “Homeros Yahudi miydi?” Değilse boşver.
Kadir abi bu konuda neden derin bir saptamada bulunmadı bilmiyorum:
– Homeros Müslümandı. Asıl adı Ömer’di. Benden duyun.
Gerçi o da bıkmış olmalı. Shakespeare’le Prens Charles’ı Müslüman yaptı da ne oldu? Müslümanlar Shakespeare mi okudu? Piyeslerini bırak, sonelerini bile okumadılar. 2 adet tuğla gibi Homeros cildi okurlar mı sence?
Diyeceğim, nedense böyle şeyleri sağlıklı bir zeminde konuşamıyoruz. Bir tarafta Kemalistler ve onların olanca ruh hastalıkları; diğer tarafta İslâmcıların “zamandışı din” anlayışları. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Zor işler.
*
Biraz daha konuşalım: Homeros çok-tanrılı bir dinin şairi, sözcüsü veya kurucusu. Şuara Suresinde işaret edilenlerden…
Ancak ifade ettiği dinin içinde tek-tanrıcılığa dair unsurlar da var. Hatta onun “tanrılar” dediğini “büyükler” diye tevil edersen -öyle yapma tabiî, farazi konuşuyorum- makûl bile bulabilirsin.
Nasıl ki Zerdüştlüğün içinde, çok eski bir tek-tanrıcılıktan kalma motifler de vardır. Eski Yunan kültüründe de bu böyleydi. Çok-tanrıcı halkın arasında tek-tanrıcılığı savunan filozoflar; ki Sokrat bu yüzden idam edildi.
İslâm büyüklerinin bu konuda bildirdiği, Salih Peygamberin gönderildiği Semud kavminin bâkiyelerinin eski Yunan kültürüne intikâl ettiği, eski Yunandaki vahdaniyet görüşünün buradan geldiği…
Semud kavminin tarihi anlamını biz bilmiyoruz. Ben Fenikeliler ile ilgili olabileceklerini düşünüyorum. Ama bu sadece farazi bir düşünce; bir iddia değil.
Eski Yunanlılar medeniyet adına ne biliyorlarsa ilkin Fenikelilerden aldılar. İlk filozofları Thales Fenike göçmeniydi. Yazıyı, alfabeyi onlardan öğrendiler. Ortadoğu kültürünü, kozmolojisinden edebiyatına, onlar üzerinden aldılar.
Fenikeliler, kuzey Arabistan kökenli bir kavimdir. Semud kavminin çıktığı Vadi’l Kura ile ikişkili olabilecek şekilde, kendilerine “Karu kavmi” derlerdi. Denizci ve tüm Akdeniz’e, Kardenize yayılmış bir halktı. Romalılara kök söktüren Kartacalı Hannibal, Fenike kökenliydi.
Semud kavmiyle ilişkili, onların torunları, dalı, budağı olduklarını düşündürecek hususlar yok değil yani. Eski Yunan kültüründe Nebevî nitelikteki bazı bilgiler, bu yoldan gelmiş olabilir.










