İLK TAŞI GÜNÂHSIZ ATMALI

Hasan KARADEMİR

Türk zihninde örgütlenme, bağımsız unsurların tek başına durması yerine, bir ipin lifleri gibi birbirine düğümlenerek, kenetlenerek ve dokunarak güçlü bir ağ/kumaş (örüntü) oluşturmasıdır.

Fiil kökü Yunan dilinde ἔργον (ergon: “iş, eser, eylem”) biçimini almış; bu kökten isim yapım eki olan -ανον (-anon) vasıtasıyla ὄργανον (organon) sözcüğü türetilmiştir. Kelime etimolojik olarak tam karşılığıyla “iş yapmaya yarayan araç, alet, gereç” demektir.

Aristoteles, zihnî süreçlerin ve mantığın, doğru bilgiye ulaşmak için bir “alet/araç” olarak kullanılması gerektiğini savunmuştur. Kendisinin mantık üzerine yazdığı altı temel eser (Kategoriler, Önermeler, Birinci Analitikler, İkinci Analitikler, Topikler, Sofistlerin Çürütmeleri), M.Ö. 1. yüzyılda rodoslu Andronikos tarafından derlendiğinde toplu olarak Organon (Doğru Düşünmenin Araçları) adı ile anılmıştır.

Daha da açarsak:

Örgüt kelimesi, Türkçeye Organon (organ) kelimesinden geçmiştir. Bu iki kavram hem köken olarak hem de mantık olarak birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Aralarındaki ilişki:

1. Dil ve Köken Bağlantısı

Organ: Eski Yunancada “alet” demektir. Vücudumuzdaki her organ (kalp, göz vb.) bir görevi yerine getiren birer alettir. Organon: Bu aletlerin veya kuralların oluşturduğu sistemdir. Örgüt (Organizasyon): “Organ” kökünden türetilmiştir. Tıpkı vücuttaki organların uyum içinde çalışması gibi, insanların ortak bir amaç için bir araya gelip düzenli çalışmasını ifade eder.

2. Yapısal Benzerlik (İşleyiş)

Organon’un Mantığı: Farklı parçaların bir araya gelerek bütünsel ve düzenli bir sistem oluşturmasıdır. Örgütün Yapısı: Bir örgüt de (şirket, vakıf veya devlet dairesi) farklı departmanların (parçaların) bir araya gelmesiyle çalışır. Yani her örgüt aslında canlı bir organizma gibi işleyen bir “organon” sistemidir.

3. Yönetim ve Sistem Bağı

Felsefede Organon doğru düşünmenin aracıdır.Yönetim biliminde ise örgüt, belirlenen hedeflere ulaşmak için kullanılan en büyük araçtır (organondur).

Klâsik ve Ortaçağ Latincesi’nde ise durum çok daha açık bir hakikatle göz önünde.

Organizare: “Cansız veya dağınık unsurları bir araya getirerek onları tek bir işlevi yerine getiren “çalışır bir mekanizma/alet” haline getirme eylemi.” organizare fiili, eylemin sonucunu ve kurumsallaşmış durumunu ifade etmek üzere -tio / -tionem (Latince fiilden isim türetme eki) ekini almıştır ve -tio / -tionem, bir durumu-oluş hâlindeki bir şeyi ifade eder.

Bu etimolojik hatta gerçekleşen en radikal değişim, kavramın odağının “araç/alet” gibi tekil bir nesneden “bir arada çalışan parçaların bütünü” gibi sistemsel bir yapıya kaymasıdır.

(Organum): “İş görmeye yarayan alet veya organ.” (Odağın kendisi bir alettir).

(Organizare): “Dağınık olanı işler kılma süreci.” (Odağın kendisi düzenleme eylemidir).(Organisation): “Bir organ gibi uyum içinde çalışan parçaların oluşturduğu yeni karmaşık yapı.” (Odağın kendisi organlardan oluşan bütündür).

Terörün tarihi ise evvelâ devlet eline dayanıyor. Maximilien Robespierre önderliğindeki Jacobin yönetimi, devrim karşıtlarını baskılamak amacıyla devleti “dehşet salma” yetkisiyle donatmıştır. Burada terör, henüz illegâl bir örgüt yöntemi değil, devlet eliyle uygulanan politik bir araç anlamındadır. Lâtince fiil köklerine durum/duygu ismi türeten -or ekinin getirilmesiyle terror (şiddetli korku, dehşet, titreme hali) sözcüğü elde edilmiştir.

Süleymancılığın ne tür bir terörizm faaliyeti olduğu ise hâlen meçhûl… Yurt dışına para transferi gibi iddia olunan isnatlara bakılacak olursa, bu gibi suç teşkil ettiği ileri sürülen eylemlerin AKP ile iltisaklı yapı ve şahıslarda fazlasıyla var olduğu bedahet… Bir şey suçsa, herkes için olmalı. Bir fiilden dolayı birileri suçlanıyorken aynı fiili işleyen diğerleri, suçlayan olarak iktidar çevresinde yer alıyorsa, orada gaye hak ve hukuk olmayıp başka niyetler söz konusudur. Biz, suç olduğu söylenen bir fiilin herkese men edilmesi, en başta, iktidar çevrelerinde mevcudiyeti durumunda cezalandırılması gerektiğine inanırız. Bizim inandığımız Peygamber, “hırsızlık yapan kızım Fatma da olsa elini keserim” diyen ve şayet böyle bir durum olsaydı gereğini yapacağına da inandığımızdır. “Bizimkileri ellemeyin, başkasına yasak” zihniyeti, George Orwell’ın meşhûr eseri Hayvan Çiftliği’nde tablolaştırdığı ve Kumandan Mirzabeyoğlu’nun, mezkûr eserde serdedilen “herkes eşit, domuzlar daha eşit” ikesine istinaden “Domuzlar Diktatoryası” diye tavsif ettiği keyfiyete dairdir.

Süleymancıların suçu mu? Allah ve Resûlü davası yolunda devrimci bir mücadele veren Süleyman Efendi Hazretleri’nden devraldıkları mirası, devrimci bir ruhla devam ettirmeleri gerekirken, mücadeleyi devraldıkları biçim ve şekilde sürdürmeye çalışarak devrimci ruhunu pörsütmeleri ve sisteme entegre olmalarıdır.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin