LİBERALLİKTEN MÜÇTEHİTLİĞE
Ramazan Serbest
Asrın Tok ismini birçok kişi duymuştur, genç bir kardeşimiz.
Bundan pek de uzun olmayan bir süre önce kendisi aniden Müslüman oldu.
Liberal hareketler içerisinde yer almış fakat bildiğimiz kadarıyla çoğundan da ihraç (kovulma) edilmiş. Yukarıda, “Müslüman oldu” dedik fakat yanlış anlaşılmasın, zaten müslümandı fakat bu kültürel mânâda bir Müslümanlıktı.
Kendisi sarık bağladı, Tema’ya karşı Şeriatı savundu ve böylece yaşanılan İslâm’a geçmiş olduğunu gösterdi.
Hatta kardeşimiz hızını falan alamadı Afganistan turu da yaptı, şu ân sosyal medya hesaplarına bakanlar, onu, Taliban’ın Türkiye Emiri falan zanneder.
Yalnız, Türkiye’de özellikle sonradan İslâm’laşan Youtuber müçtehitlerinin etkisinde çok kalmışa benziyor ki şu açıklamayı yaptı;
“Mürtedin hükmü yanlış verilmiş. Ayetlerde iman ettikten sonra inkara dönenlerin uhrevi akıbetlerinin sorgulanması söz konusu iken klasik geleneksel görüşte bu konu, dinden dönen herkesin öldürülmesini gerektiren genel ve mutlak bir hüküm olarak değerlendirilmiştir.”
Kardeşimiz youtuberliği ve ekonomistliği hızlıca atlayarak içtihat seviyesine de yükselmiş oldu.
Mürtedin hükmü yanlış verilmiş diyerek kimi kastettiğini bilmiyor heralde?
Kendisi bu hükmün mezhep imamları tarafından verildiğini zannediyor olmalı.Oysa bu hüküm bizzat Resûlullah Efendimiz tarafından verilmiştir.
İçtihat nassın olmadığı durumlarda uygulanır.
Naslar ise mürtedin açıkca öldürülmesi gerektiğini belirtmiştir.
İbn Abbas’dan nakledilen Buharî hadisinde;
Lâkin onları kesinlikle öldürürdüm; çünkü Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Dinini değiştireni (İslam’ı terk edeni) öldürün.” / Buhari, Cihad, 149
İbn Mesud’dan nakledilen Buharî ve Müslim’de yer alan (El-Lü’lü Vel-Mercan) hadiste ise;
Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah’ın elçisi olduğuma şehadet eden bir Müslümanın kanı, ancak şu üç şeyden biriyle helâl olur:
1. Cana can (kısas olarak adam öldüren),
2. Evli olduğu halde zina eden (rejm cezası gerektiren),
3. Dinini terk edip cemaatten ayrılanı öldürün.
Bütün bu nakiller mürtedin öldürülmesi gerektiğini açıkca belirtmiştir ki belirten de bizzat Rabbimiz ve onun Resûl’üdür, zira biz Efendimiz’in sözlerini Vahyi Gayrı Metluv (Kur’ân gibi tilâvet edilmeyen vahiy) olarak kabûl ediyoruz.
Hadisin vahiy gibi değerlendirileceğine dair delil ise;
O, hevesinden (kendi arzularına göre) konuşmaz. O, kendisine bildirilen vahiyden başka bir şey değildir.
-Necm Suresi, 3 ve 4. âyetler Bu konuda nas var ve tartışmaya kapalıdır.
Müçtehid imanlarımızın hepsi bu konuda müttefiktir, yalnızca fürû denilen ayrıntılarda görüş bildirirler.
Ebu Hanife, erkeğin katledilmesi, kadının ise hapsedilmesi ve duruma göre tazir cezası (Ulul Emrin vereceği ceza) verilerek tevbeye zorlanması. Malikî, Şafiî ve Hanbelî’ye göre ise kadın erkek farketmeksizin tevbeye davet edilir ve eğer 3 gün içerisinde tevbe etmezse öldürülür.
3 gün süre verilmesi, Müminlerin Emiri Hz. Ömer’in bir dinden dönme olayı üzerine verdiği hükümdür.
Üç mezhep bunu uygularken, Hanefîi mezhebi bunu müstehap (tavsiye edilen) olarak görür, beklememek ise mekruh (hoş görülmeyen) olarak değerlendirilir.
Peygamber ve sahabe kavli, halifelerin ise pratiği ortadadır.
Kendisine tavsiyemiz;
Ekonomi ve İslâm iktisadı üzerindeki araştırmalarını yoğunlaştırması ve bu alana renk katmasıdır, bilmediği ve anlayamadığı durumlarda ise cemaate ve imama tâbi olmasıdır.
Kişinin bilmediği konularda konuşması alay ve küfre sebeb olur. Allah hepimizi sıratı müstakim üzere kılsın, nefsimizin ve hevamızın bize hoş gösterdiği sözler ve pratiklerden korusun.
Eğer bilmiyorsanız ilim ehline (bilenlere) sorun.
-Nahl Suresi, 43. Ayet










