“ÖLÜM ODASI” VE “HEBA”

“ÖLÜM ODASI” VE “HEBA”

Ölüm Odası, bugün pek konuşulmuyor. Ama yarınbir çok yönden bir çok vesileyle üzerinde durulacağını düşünüyorum. Jules Vernemisali; bugün size masal gibi görünen pek çok şey, yarının ilmî-fikrî gündemiolacak…

Basit bir misal vereyim: Ölüm Odası’nda birçok defa “heba”dan bahsedildiğini görürsünüz. “Heba”,Türkiye’nin ortalama entellektüeline nedir? Hava cıva.

Hâlbuki Batı’ya baktığın zaman müthiş birarayış var. Platon’un Timaus risalesinde, adeta milyonlarca bakıştan sonra yenifarkedilmiş gibi “khora” kavramı çekilip alınıyor. Onun üzerinekitaplar yazılıyor, tartışmalar yapılıyor. Henüz bu olanların Türkiye’de etkisiçok az. Yeni cep telefonu modeli değil ki hemen gelsin. Fikrî bir şey bu… Enaz yüzyıl sonra kırıntısı gelir. Nal toplamaya mahsus bir fikri ortam.

Khora’yı mekân diye çeviriyorlar. Bu doğru birçeviridir. Khora, mekân demektir. Fakat Eflatun’un khora ile kasdettiği, tamolarak “mekân” kavramıyla karşılanamaz; muradı “heba”dır.Muradı diyorum, çünkü Eflatun Timaios ya mücerret akıl veya tevatür yoluylafakettiği bu kavrama derinlemesine girememiştir. Yalnız ondan kasdını tarifetmiştir.

Platon, khora’yı, varlık ve oluşu birbirinebağlayan üçüncü tür olarak tarif eder. Khora, varlığın suretini alan ve içindeoluşun gerçekleştiği şeydir. Gavurlar “third kind-üçüncü tür”diyorlar ve bu isim altında gittikçe zenginleşen Platon haşiyeleri var. Amabütün bunlar da baktığınızda el yordamıyla ve körlerin fili tarifine benziyor.Batı, Eflatun’un üç paragraflık Khora davasını bile çözemez.

Hâlbuki “heba” tasavvufliteratüründe yeri olan bir kavramdır. Mümkünler âleminin aslı olan küllîcismin yaratılışında son aşamadır. Kendi şekil ve suret olmayıp şekil vesuretlerin hepsi onun içinde olmuştur.

Ölüm Odası’nda bu hususta son derece orijinaltespitler göze çarpar. “A’ma” ile ilişkisi anlatılır. Hani sahabe sorar:“Allah kâinatı yaratmadan önce neredeydi?” Kâinatın Efendisi:“Altında ve üstünde hava olmayan a’ma’da…”

İşte Salih Mirzabeyoğlu “heba”yı “a’ma” ileilgisi içinde açıklar. Daha doğrusu bunların aynı mânâya delalet eden, iki ayrıkelime olduğunu belirtir. Ve daha bir çok şey…

Hiç şüphesiz yarının düşünen dimağları bunlarıgörecek, inceleyecek, üzerinde konuşacak.

Muhtemelen bugünün insanlarına çok ağır sözlersöyleyeceklerdir. Hatta bir şairin kendisinden 7 yüzyıl önce yaşamış bir başkaşair için dediği gibi, “Biz Mirzabeyoğlu’na çağdaşlarından daha yakınız;çünkü onu onlardan daha iyi anlıyoruz” diyebilirler.

Ölüm Odası ilim odasıdır!

Selim GÜRSELGİL

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: