ALİ OSMAN ZOR: “BÜYÜK BİR MECLİS LÂZIM!”

Adımlar Platformu Genel Başkanı Sayın Ali Osman Zor ile Adımlar TV adına 3 Mart 2020 tarihinde yaptığımız röportajı daha önce sizlerle paylaşmıştık. Sayın Zor’un o gün ifade ettiği, Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ve problemler karşısında çözüm için 1919 iradesini günümüze taşıyarak gerçek mânâda milletin iradesini ortaya çıkaracak büyük bir meclis lâzım geldiğine dair beyanatını TBMM’nin 100. yılı münasebetiyle yeniden paylaşıyoruz.

Biz ADIMLAR olarak Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ifâdesiyle; “hiçbir zaman Amerika ve İsrail kuyrukçusu hiçbir politikayı desteklemiyoruz! Amerika ve İsrail kokan bütün politikalara karşıyız, Büyük Doğu – İBDA İdeolojimiz ve Başyücelik Devleti siyasetimizle. Teklifimiz budur.” Türkiye açısından baktığımızda, Türkiye’nin ilk önce birlik ve beraberliğini sağlayıcı merkez bir fikir etrafında uzlaştırıcı bir siyasete ihtiyacı var. Bu uzlaştırıcı siyaset sağlanmadan bölgeye huzur ve güvenin gelmesi mümkün değil!.. Bu uzlaştırıcı siyaseti sağlayabilen Türkiye, aynı yöntemi, aynı siyaseti zaten bölgesinde de tatbik etmek zorunda; bunu tatbik ettiği ânda da bölgede varlığını devam ettiren -ayrım yapmadan- bütün yabancı güçlere “sizin artık gitmeniz gerekiyor! Biz sorunlarımızı kendi içimizde hâlledeceğiz!” deme rahatlığını, deme hakkını elde eder. Bugün İslâm dünyası zaten yaşadığı sorunlar, problemler, işgâller neticesinde buna hazır bir dönemde, ama “Türkiye’de bunu yapacak iktidar, güvenilir bir siyaset var mı, yok mu?” Bence yok! Mevcut siyasî aktörler bu fırsatı kaçırdılar. Bu da bizim hangi noktada olduğumuzu gösteriyor. İBDA tarihi 1919’la başlar. 1919 tarihi ister İslâmcı olsun, ister Sol olsun, ister Kemalist olsun aslında bütün hareketlerin ortak tarihidir. “1919 Kurtuluş İradesi”nde bir konsensus vardır. Nedir bu Kurtuluş İradesi? Batı işgâline uğramış İslâm coğrafyasını bu işgâlden kurtarma iradesidir. Bugün yaşadığımız süreç de aynıdır. Bütün mesele, 1919 iradesini 2020 şartlarına getirip bağlamaktır. Yani bir daire hikmetiyle; 1919’da başlayan süreç 2020’ye tekrar devretmiştir. Burada tabiî ki 100 yıllık süreç içerisinde 1919 iradesine aykırı uygulamalar olmuştur, 1919 iradesinden sapmalar olmuştur. İşte Sol oraya gitmiştir, Kemalizm, milliyetçiler buraya gitmiştir, İslâmcılar buraya gitmiştir… Ama yaşadığımız fiilî durum pratik zorunluluk olarak zaten bizi, insanımızı, bu anlayışa doğru sürüklüyor. Yani 1919 iradesi -bütün siyasetler için söylüyorum bunu!- 2020’ye bağlanarak güncellenmiş, yeni bir Kurtuluş iradesi ortaya konması lâzım. Bu Kurtuluş İradesi, merkez bir fikir etrafında olmalı. Bu Merkez fikir etrafında ortaya konulan Kurtuluş İradesi, zaten adı üstünde uzlaştırıcı… “Uzlaştırıcı” demek şu demek değil, yanlış anlaşılmasın; “o da doğru”, “bu da doğru” filân. Bu demek değil! Altını çizerek söylüyorum: Merkez bir fikir etrafında bir uzlaşma. Çünkü bugün eksik olan şey budur. Herkes bir şey yapmak istiyor ama kimse ne yapılacağını bilmiyor. İster iktidar kanadından bakın, ister muhalefetten bakın. Bizim teklifimiz Büyük Doğu–İBDA fikridir. Bizim teklifimiz Kurtuluş İradesine, 1919 iradesine de uygun olarak bağımsız, hür, komşularıyla ittifak içerisinde olan, dış düşmana, Batı gücüne kapıları kapatmış Başyücelik Devleti idealidir. Rejimin ismi de “Yüceler Kurultayı”dır.

.

BÜYÜK SORUNLAR, BÜYÜK MECLİSLERDE HALLEDİLİR!

Siz, bu yaşadığımız sorunları çözebilmek için ister ismine “Yüceler Kurultayı” deyin, ister “Büyük Millet Meclisi” deyin -adına ne derseniz deyin fark etmez!- bu sorunların oturup konuşulduğu, bu sorunlara çözüm üretildiği BÜYÜK BİR MECLİS lâzım, Millet Meclisi lâzım! Bugün siyaset yapan herkesin buna odaklanması gerekir. Merkez bir fikir, bu fikir etrafında herkesin “en gizli ajanda”sına kadar konuşabileceği bir meclis. Çünkü büyük sorunlar büyük meclislerde halledilir! Bizim tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. O büyük meclisten daha sonra ne olacağı da çıkar. Ve herkesin -yine diyorum- en gizli ajandasına kadar ortaya koyacağı, tartışacağı ve kimsenin kimsenin “İlâh”ına–kutsalına sövmediği, yanlışların kabul edildiği; Kumandanımızın ifâdesi ile “yanlışların da tecrübemize dâhil edildiği” ve “ileride artık yapmamak kaydı şartıyla kabul edip, geçişleri sağladığımız” büyük bir organizasyon. Bu organizasyon bizim için, şu ân bakıyoruz etrafımıza; hem Türkiye’de hem dünyada bu Merkez Fikir noktasında İBDA anlayışı dışında ortaya koymak mümkün değil. Çünkü herkese tek tek ifâde edebilecek, herkese tek tek kendini anlatabilecek bir “fikir sistemi”nin olmadığına inanıyoruz. Şimdi bu noktada samimi olanlar meselâ bizim bu söylediğimize de bakabilirler, bunu da eleştirebilirler, varsa eleştirilebilecek bir şey. Ama toplumu geren, toplum içerisinde çatışmacı bir dille bir söylemle yürütülen siyasetin bence sonuna gelinmiştir. Bu artık yürümez. Hem de, burada savaşa giriyorsun, savaşa girerken samimiyet adına bu dilden vazgeçmen lâzım, ama vazgeçilmiyor! Demek ki ortada, savaşla elde edilmek istenen şey başka bir şey… Anlatabildim mi?

Türkiye’nin bu, ne diyelim, “iç çatışma” diyelim, “iç hesaplaşma”. Her ülkenin kendi iç hesaplaması farklıdır. Türkiye’de de tabii ki olabilir iç hesaplaşma, ama bizim bahsettiğimiz bir anlayış çerçevesinde bu gelişirse, başka ülkelerdeki hasar kadar hasar vermez bize. Bizim diğer ülkelerden farkımız veya avantajım bu. Biz bu konsensusu sağlayabilirsek eğer, yani 1919 İradesi’ni getirip  2020’ye bağlayıp güncelleyebilirsek, bu şartlar altında geleceğimize daha hasarsız yürüyebiliriz. Aksi takdirde Türkiye’de hepimizin yaşadığı bir gerçeklik olarak, işler çok da iyiye gitmiyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: