TRUMP’IN TİCARET SAVAŞI İLE ULAŞMAK İSTEDİĞİ ÜÇ HEDEF

Andrew Korybko

ABD’nin tedarik zinciri egemenliğini güçlendirmeyi, Çin’den uzaklaşmaları amacıyla tüm ülkelerle bağlarını yeniden müzakere etmeyi ve ortaya çıkan dünya düzenini şekillendirmeyi umuyor.

Trump’ın ABD’ye karşı uyguladığı tarifelerin intikamını almak için tüm dünyaya çeşitli ölçülerde tarife koyma kararı küresel ekonomiyi temelden sarstı. İddia ettiği gibi serbest ve adil ticareti geri getirmek yerine, Amerikan şirketlerine avantaj sağlayacak olan bu durum, bölgeselleşme eğilimlerini ve ardından dünyanın bir dizi ticaret bloğuna bölünmesini istemeden hızlandırabilir. Ancak bu senaryoda bile, bu politika ile açıklanmamış üç gizli hedef gözetilebilir.

Birincisi, ABD’nin tedarik zinciri egemenliğini güçlendirmek ve diğer ülkelerin bunun üzerindeki baskısını ortadan kaldırmaktır. Bu, sadece bununla sınırlı kalmayıp aynı zamanda bir acil durum plânlaması olarak da görülebilir ki bu da büyük bir savaşa dair endişelere işaret eder. En olası iki rakip Çin ve İran’dır ve her ikisiyle de sıcak bir çatışma küresel ekonomiyi çalkantıya sürükleyecektir. Trump bu nedenle, ABD adına menfi sonuçları önceden en aza indirmek üzere geri dönüşü önceliklendirmek isteyebilir.

İkinci hedef birincisine dayanır ve ABD’nin her ülkeyi ikili ilişkilerini yeniden müzakere etmeye teşvik etmesiyle ilgilidir, bu süre zarfında ABD belirli tavizler karşılığında tarifeleri düşürmeyi teklif edebilir. Bunlar Çin’den bir dereceye kadar uzaklaşma ve onu kademeli olarak en önemli ticaret ortağı olan ABD ile değiştirme şeklinde olabilir. Teknoloji paylaşımı ve askerî anlaşmalar gibi diğer teşvikler de sunulabilir. Amaç, dış ticaretini azaltarak Çin’i zayıflatmak olacaktır.

Ve son olarak, son hedef , ortaya çıkan dünya düzenini şekillendirmektir ; bunun için ABD, Trump’ın yaptığı gibi küresel ekonomiyi temelden sarsarak mevcut düzenin sonunu hızlandırmak zorundaydı. Tedarik zinciri egemenliğini elde etmek ve mümkün olduğunca çok sayıda ülke için Çin’in yerini en önemli ticaret ortağı olarak almak, ABD’ye dünyanın önemli bir kısmı üzerinde kaldıraç sağlayacaktır. ABD’nin bunu nasıl kullanabileceği konusunda spekülasyon yapmak için henüz erken olsa da, neredeyse kesinlikle Çin ile olan sistemsel rekabeti bağlamında olacaktır.

Trump’ın küresel ticaret savaşı, bölgeselleşme eğilimlerini ve ardından dünyanın bir ticaret blokları koleksiyonuna bölünmesini, beklediği gibi benzeri görülmemiş bir güç oyunu olarak kurgulamak yerine istemeden hızlandırsa bile, ABD yine de bundan yararlanarak “Kale Amerika” politikasını uygulayabilir. Bu, ABD’nin Batı Yarımküre üzerindeki tek kutuplu hegemonyasını yeniden kurması anlamına gelir ve bu da bu ülkelerin kaynaklarına ve pazarlarına ayrıcalıklı erişim elde ederek stratejik olarak otarşik hale gelir.

Bu durumda, ABD hayatta kalabilir ve hatta plânladığı büyük savaşı kaybetmesi veya sonuçlarının ABD’nin yönetemeyeceği kadar işlevsiz hale gelmesi durumunda Doğu Yarımküre’den dışarı atılsa bile gelişebilir, bu da ABD’nin 1920’lerdeki izolasyonculuğuna geri dönmesine yol açabilir. Açık olmak gerekirse, ABD’nin Doğu Yarımküre’yi gönüllü olarak terk etmesi pek olası değildir, ancak koşullar onu buna zorlarsa bu olasılığı plânlamak yine de mantıklı olacaktır.

Sonuç olarak, Trump’ın küresel ticaret savaşı, sonucu ne olursa olsun Uluslararası İlişkiler üzerinde kalıcı bir etki bırakacak çığır açıcı bir olaydır, ancak bundan tam olarak ne çıkacağını söylemek için henüz çok erken. Kesin olarak söylenebilecek tek şey, Trump’ın nihai olarak hedeflerinden hiçbirine ulaşamasa bile aklında büyük bir plân olduğudur, bu analizde en olası üçüne değinilmiştir. Her durumda, küreselleşmenin eski dönemi artık sona erdi, ancak bunun yerini neyin alacağı ve ne zaman alacağı henüz belli değil.

Kaynak: Andrew Korybko

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin