İNGİLİZLERİN COLANİ’Sİ

İngiltere’nin Suriye’deki El-Kaide kökenli hükümeti yetiştirdiğine dair daha fazla işaret

Londra doğumlu bir Müslüman Kardeşler aktivistinin Şam siyasetinin odağına yerleşmesi, İngiltere’nin El Kaide güçlerini meşru Suriye yönetimi olarak yeniden pazarlamak için verdiği uzun soluklu mücadelenin derin boyutunu gözler önüne seriyor.

The Cradle’ın Suriye muhabiri

Nusra Cephesi’ni yöneten, IŞİD’e bağlı olan ve daha sonra Heyet Tahrir El Şam’ın (HTŞ) başına geçen eski El Kaide emiri Suriye Devlet Başkanı Ahmed El Şaraa (eski adıyla Ebu Muhammed El Colani), şubat ayında Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MbS) ile görüşmek üzere Suudi Arabistan’ı ziyaret ettiğinde kendisine sürpriz bir isim eşlik etti: Aralık ayında Esad hükümetinin düşmesinden önce Suriye’ye hiç ayak basmamış olan 32 yaşındaki İngiliz-Suriyeli aktivist Razan Saffour.

Saffour, aynı ay Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında da kendisine eşlik etmişti. Saffour’un Suriye’nin yeni iktidar çevresindeki varlığı, İngiltere’nin çatışmanın şekillenmesi, El Kaide’nin iktidara getirilmesi, liderliğinin aklanması ve siyasi altyapısına İngiliz ajanların yerleştirilmesindeki rolünü vurguluyor.

Resmi devlet ziyaretlerinde Colani’nin yanında yer alması sadece kişisel bir yükselişe değil, aynı zamanda İngiltere’nin Batı tarafından yetiştirilmiş uzantıları aracılığıyla aşırılık yanlısı güçleri aklamak için verdiği uzun soluklu mücadelenin zaferine de işaret ediyor.

Razan Saffour Londra’da doğup büyüdü, SOAS’ta okudu ve savaşın ilk yıllarında, henüz 20’li yaşlarının başındayken Suriyeli muhaliflerin yüksek profilli bir sesi olarak ortaya çıktı. Basra Körfezi’nden büyük Batılı ve Arap medya kuruluşları tarafından sahneye çıkarılan Saffour, rejim değişikliği çevrelerinde tanıdık bir figürdü. Müslüman Kardeşler’in (MK) önde gelen muhaliflerinden olan babası Velid Saffur, 1981 yılında MK’nin devlete karşı silahlı ayaklanması sırasında Suriye’den kaçmıştı.

Velid, daha sonra Suriye Ulusal Konseyi’ni temsilen Suriye muhalefetinin İngiltere Büyükelçisi oldu. Akademisyen Dara Conduit, bu durumun “İhvan’a Birleşik Krallık ile önemli bir resmi diplomatik bağlantı sağladığını” belirtiyor.

Rejim değişikliği mühendisliği

İngiliz hükümeti, 2000’li yılların ortalarına gelindiğinde, Suriye’de tam kapsamlı bir isyan hazırlamak için ABD’li neo-con’lar ve Müslüman Kardeşler bağlantılı aktivistlerle işbirliği yapmıştı.

Müslüman Kardeşler’in öncü gruplarından Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (NSF) birkaç üyesi Ekim 2006’da Washington’a giderek ABD Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Michael Doran ile Suriye’de rejim değişikliği planlarını görüştü. Doran, önde gelen Yahudi asıllı neo-con ve Bush yönetimi yetkilisi Elliott Abrams’ın yakın çalışma arkadaşıydı.

Fransa eski Dışişleri Bakanı Roland Dumas’a 2009 yılında üst düzey İngiliz yetkililer tarafından “Suriye’de bir şeyler hazırladıkları… İngiltere’nin isyancıların Suriye’ye girmesini organize ettiği” söylenmişti. Bunun nedeni sorulduğunda Dumas, “Çok basit!” diye yanıt verdi. Çünkü “Suriye rejimi İsrail karşıtı söylemlerde bulunuyor.”

ABD ve İngiltere’nin Esad’ı devirmeye yönelik gizli çabası, hükümet karşıtı protestoları organize etmeleri için genç ve medyadan anlayan Suriyeli aktivistlerin eğitilmesini ve Suriye güvenlik güçlerine karşı saldırılar gerçekleştirmek üzere Irak, Libya, Lübnan ve düzinelerce başka ülkeden El Kaide militanlarının Suriye’ye doldurulmasını içeriyordu.

Bunların çoğu Birleşik Krallık vatandaşı ve El-Kaide bağlantılı Libya İslami Mücadele Grubu (LIFG) üyesiydi. Bu kişilerin eski devlet başkanı Muammer Kaddafi’yi devirmek üzere Libya’ya gitmelerine İngiliz makamları tarafından izin verilmiş, ardından da Türkiye üzerinden Suriye’ye geçmeleri sağlanmıştı.

ABD’nin Suriye Büyükelçisi Robert Ford operasyonun saha koordinatörü olarak görev yaptı. Eski ABD Deniz Kuvvetleri subayı Wayne Madsen’in 2011 yılında bildirdiği üzere Ford, Afganistan, Irak, Yemen ve Çeçenistan’dan ölüm mangaları topluyordu. Daha önce Irak’ta siyasi görevli olarak El Salvador planını uygulamıştı: Büyükelçi John Negroponte yönetiminde Sünni isyancıları ezmek için Şii ölüm mangaları örgütlemek.

Irak’ta ABD tarafından yönetilen Bucca hapishanesinden salıverilen ve Suriye’ye gönderilenler arasında Ebu Muhammed el Colani’den başkası değildi. Şam’da bir dizi intihar saldırısı düzenledikten sonra El-Kaide’nin Suriye kolu olan Nusra Cephesi’ni kurdu.

Powell bağlantısı

El-Kaide’nin Suriye kolu gelişirken, İngiliz istihbaratı da siyasi cepheyi yönetmek için paralel unsurlar yetiştirdi. Eski Başbakan Tony Blair’in özel kalem müdürü Jonathan Powell 2011 yılında, isyancı gruplarla gizli iletişim kanalları açmak üzere tasarlanmış, Dışişleri Bakanlığı destekli bir proje olan Inter Mediate adlı STK’yı kurdu.

Powell, Mart 2012’de Hillary Clinton’ın danışmanı Sidney Blumenthal’a bir mektup yazarak ABD’den destek istedi: “İsyancılar ve hükümetler arasında gizli iletişim kanalları kuruyoruz.” Ekibinin “Londra’daki FCO (Dışişleri ve Commonwealth Ofisi), NSC (Ulusal Güvenlik Konseyi) ve SIS (Özel İstihbarat Servisi ya da MI-6) ile yakın işbirliği içinde” çalıştığını söyleyerek övünüyordu.

“Suriye’de çalışmaya başlıyoruz” diye ekleyen Powell, Nusra ve diğer El Kaide bağlantılı gruplarla iletişim halinde olduğunu ima etti.

Bu sırada Razan’ın babası Walid Saffour İngiltere’de Suriye muhalefeti için büyükelçilik görevini üstlenmişti. Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) silahlandırılması için yoğun lobi faaliyetleri yürüttü ve bu faaliyetler Nusra’ya NATO kalitesinde silahların aktarılması için bir kılıf işlevi gördü.

Akademisyen Dara Conduit, Müslüman Kardeşler’in Suriye’deki tarihini detaylandırdığı kitabında, onun atanmasının “Müslüman Kardeşler’e İngiltere ile önemli bir resmi diplomatik bağlantı” sağladığını yazdı.

CIA tarafından tedarik edilen TOW füzeleriyle silahlanan ve Colani’nin intihar taburları tarafından yönetilen Nusra, 2015 yılında İdlib’i ele geçirdi. Bir yıl sonra da vilayette IŞİD’in Rakka’sını model alan bir İslami emirlik ilan etti. ABD’nin IŞİD karşıtı koalisyondaki temsilcisi Brett McGurk, daha sonra İdlib’i “11 Eylül’den bu yana El Kaide’nin en büyük barınma alanı” olarak nitelendirecekti.

McGurk “İdlib artık çok büyük bir sorun” derken, ABD ve İngiltere kısa süre sonra HTŞ adını alacak olan Nusra ile sessizce çalışıyordu.

Arap medya kuruluşu Jusoor, “Heyet Tahrir El-Şam’ın kendini yenileme çabalarının 2017 yazında Batı’yla temas hamlesiyle başladığını” yazdı.

Jusoor, HTŞ medya yetkilisi Zeid Attar’ın “uluslararası ve ulusal düzeyde tanımlanmış terörist gruplarla müzakere için birçok arka kanalı yöneten” eski İngiliz diplomat Powell ile bir görüşme yaptığını da sözlerine ekledi.

Teröristlikten devlet adamlığına

ABD elçisi James Jeffrey 2019’da HTŞ’yi açıkça Washington’un Suriye stratejisi için bir “unsur” olarak tanımladı. Amaç Şam’a baskı yapmak için İdlib’de El Kaide kontrolündeki bir tampon bölgeyi korumaktı.

Rus medyası daha sonra Powell’ın Colani’yle Türkiye sınırındaki Bab el-Hava kapısı yakınlarında buluştuğunu ve imajını nasıl düzelteceği konusunda ona danışmanlık yaptığını ortaya çıkardı. Colani’ye imajını yumuşatmak için Batı medyasına röportaj vermesi tavsiye edildi.

PBS muhabiri Martin Smith kısa süre sonra İdlib’e ulaştı. Nisan 2021’de Colani ile yaptığı röportaj ABD’de yayınlandı ve cihatçı lideri Batı çıkarlarına tehdit oluşturmayan, reformcu bir figür olarak gösterdi.

Robert Ford, Mayıs 2024’te bir konferansta kendisinin de İdlib’de Colani ile görüştüğünü açıkladı. Ford katılımcılara “2023 yılında, anlaşmazlıkların çözümünde uzmanlaşmış bir İngiliz sivil toplum kuruluşu, bu adamı terör dünyasından çıkarıp normal siyasete sokma çabalarına yardımcı olmam için beni davet etti” dedi.

Independent Arabia’ya göre bu STK, Powell’ın arabulucusuydu. Powell’ın 8 Kasım 2024’te, yani Julani’nin HTŞ’sinin Şam’a yönelik son saldırısını başlatmasından sadece birkaç hafta önce Birleşik Krallık Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atandığı ortaya çıktı. 8 Aralık’a gelindiğinde, artık Ahmad al-Şarâ adını kullanan Colani iktidarı ele geçirmişti. 

Londra’nın ‘Esad sonrası’ planları

Şara başkanlık sarayına yerleştiğinde, Batı ve Arap medyası onu modern, farklılıklara saygılı bir yönetici olarak tanıtmak için bir halkla ilişkiler atağı başlattı. Daha önce Sünni İslam’a geçmeyi reddeden Suriye’nin azınlık Alevilerine karşı soykırım vaad ettiği ve on yıldan fazla bir süredir Suriye ve Irak’ta on binlerce kişinin ölümüne neden olan intihar bombacılarının gönderilmesindeki rolü göz önüne alındığında bu zordu.

Yine de bir imaj değişikliği yaşandı: Askeri üniformalar yerini özel dikim takım elbiselere bıraktı, takma adı bırakılarak sözde doğum adı tercih edildi. Time dergisi Şara’yı yılın en etkili 100 kişisinden biri olarak listeledi ve ABD terörizm suçundan başına koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü kaldırdı.

Şara, HTŞ liderliğindeki yeni güvenlik güçleri ayaklanmaya karşı koyma kisvesi altında Alevileri hedef almaya başladığında bile Aleviler de dahil olmak üzere azınlıkları koruma sözü verdi.

The National, Şubat ayında Razan Saffour’un Colani’ye Suudi Veliaht Prensi ile görüşmesinde eşlik etmesinin ardından Powell’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak yeni görevinde Suriye’nin yeni hükümetiyle “düşük profilli bir toplantı” gerçekleştirdiğini ve ’ilişkilerde öncü bir rol oynayacağı” iddialarını güçlendirdiğini bildirdi.

Suriyeli analist Malek Hafez, The Syrian Observer’a Powell’ın ekibinin başkanlık sarayında bir medya ofisi bile işlettiğini ve “biri İngiliz, diğeri Lübnan kökenli iki kadın tarafından yönetildiğini” söyledi.

Birleşik Krallık hükümetinin kamuoyu önündeki sessizliğine rağmen, her yer parmak izleriyle dolu. Hafez’in de belirttiği gibi: “Ahmad al-Şara’nın yükselişi kendiliğinden olmadı, İngiltere’nin etkili bir rol oynadığı uzun vadeli, batı destekli bir strateji ile dikkatlice tasarlandı.”

Observer’a göre Londra henüz Şara’ya ve Suriye’nin yeni hükümetine desteğini resmi olarak açıklamamış olsa da İngiltere’nin “parmak izleri” giderek daha görünür hale geliyor.

Öldürülen yüz binlerce Suriyeli, yerinden edilen milyonlarca insan ve bir ulusun yaşadığı yıkım göz önünde bulundurulduğunda, İngiltere’nin Colani’nin iktidara gelmesindeki merkezi rolü unutulmamalıdır.

Kaynak: TheCradle

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.