ÖZELLEŞTİRME, KAPİTALİZM, OSMANLI’NIN YIKILIŞI VE CUMHURİYET

Selim Gürselgil

Kapitalizm her ne kadar 19. yy’a ait bir mezhepse de, onu vücuda getiren sermaye birikimi ve tahakkümünün tarihi daha eskilere gider. Türkiye’de kapitalizmi takip etmek isteyenler Kanunî devrine kadar inebilirler. Ve orada kapitalizmin öncüsü bir Yahudi tipi ile karşılaşırlar.

Bu, Yosef Nassi’dir. Nassi ile Kanunî’nin ve sonra II. Selim’in kurduğu ilişki, Devlet-i Âliyye’nin sermaye terakümü karşısındaki ilk boyun eğişidir. Muhteşem Yüzyıl’da göstermediler onu; iç ve dış siyasette geliştirdiği entrikaları. II. Selim tahta çıksın diye Şehzade Mustafa ve Şehzade Bayezid’in harcanışındaki fitnelerde payını.

Yine bu dönemde Yahudi kapitalist örneği yerli kapitalizm grişimlerine de yön verdi. Makbûl İbrahim (Pargalı), İskender ve Rüstem Paşalar, teraküm-i sermayenin öncülüğünü yapmaya çalıştılar. Rüstem Paşa, Osmanlı toprak düzenini bozan ilk adımları attı.

Osmanlı toprak düzeni zamanın insanları için adaletin ta kendisiydi. Toprak (yani temel üretim vasıtası) büyük ölçüde devletin (sultanın) malıydı. Devlet adına toprağın ekilip biçilmesine tımarlı sipahi nezaret ederdi. Tımarlı sipahi hem bir askerî lider, hem de üretimde çeşitli katkıları olan iktisadî bir aracıydı. Reaya (köylü) kiracı olarak bulunduğu toprakta eker, biçer, vergisini tımarlı sipahiye verirdi. Tımarlı sipahinin ne toprak üzerinde, ne de reaya üzerinde tasarruf yetkisi bulunmazdı. Nezaret ettiği toprakları büyütemez, küçültemez, mirasçılarına bırakamaz, devlet istediği anda onu görevden alabilirdi.

Aynı dönemde Batı’da (ve Bizans’ta) topraklara derebeyler (lordlar, baronlar) hükmeder, köylüleri köle olarak kullanır, üstlerinde yargı yetkileri bulunur, evlenmelerine bile isterse izin vermez, ne devlet, ne kilise onlara karışamazdı. Osmanlı’nın fethettiği topraklarda köylüler zulümden kurtuluş sevinci yaşardı.

Sonradan Sovyetlerin toprak düzeninde takip ettiği usûl, Osmanlı’nın mirî düzenini modernize etmekten ve tımarlı sipahinin yerine kolhozu koymaktan ibaretti. Kolhoz vergi toplamaz, ama toprak dağıtır ve işlenmesine nezaret eder, köylü topraktan kendisi kazanmaz, kolhozdan hak edişini alırdı.

Osmanlı’nın bu düzeni Kanunî devrinden itibaren bozulmaya başladı. Rüstem Paşa üretimi beklemeden devlete vergi toplamak adına iltizam sistemini getirdi ve tımarlı sipahinin aracı rolünü anlamsızlaştırdı. Bu sistem çeşitli suistimallere, toprak ağalarının oluşmasına ve eşkıyalığın baş göstermesine yol açtı. Gittikçe çığırından çıkan nizâmı bir daha da yerine getirmek mümkün olmadı.

Buna rağmen Osmanlı’da “mirî arazilerin özelleştirilmesi ve satışı” düşünülmedi. Ancak 1858’de bu yola gidildi. İlk defa yabancılara mülk satışına başlandı. Ama bu usûl batmakta olan devleti kurtarmadı. II. Abdülhamid bunda başka bir tehlike sezdi: Filistin’den Yahudilerin mülk edinmesini ve Yahudilerin yerleşmesini yasaklayan iki kanun çıkardı. İttihatçılar işbaşına gelir gelmez ilk iş olarak bu iki kanunu kaldırdılar ve daha 1909 yılında Osmanlı topraklarında Tel Aviv kurulmuş, Filistin, Yahudi arazi sahipleriyle dolmuş oldu.

Cumhuriyet döneminde özelleştirme ve yabancılara mülk satışı bir inkılâp politikası olarak uygulanmaya başladı. Atatürk, miri arazileri kaldırıp toprağı kişilere dağıttı. Bugünkü İstanbul arazisinin hemen tamamını Balkanlar’dan gelenlere paylaştırdı. Sadece miri değil aynı zamanda vakıf arazilerine el koymuş, kimi hanedana, kimi Türklere, kimi gayrımüslimlere ait vakıf mallarını özelleştirmişti.

Fakat Atatürk döneminde özelleştirme ile kamulaştırma arasında bir denge vardır. Bu denge, öyle veya böyle 80’lere dek devam eder. O dönemde kapitalizm, kamuya ait her şeye sahip olmak ister. “Güçlü kapitalist zayıf devlet”; emperyalizmin yeni mottosu budur. Özal’dan başlayarak ve Erdoğan döneminde ayyuka çıkan özelleştirme, yabancılara mülk satışı, yabancı sermayeyi özendirme yoluyla kapitalizmi güçlendirme süreci bugüne geldi.

9 Mayıs 2021

EK: Bugün Kumandan Mirzabeyoğlu’nun 71’inci yaş günüymüş. Bir anekdot aklıma geldi:
– “Filan grup beni çağırdı. Ne dememi istersiniz?”
Şöyle dedi:
– “Amerika, İsrail, bir de sermaye terakümüne (kapitalizm) karşıtlık. Bunlardan taviz vermeyiz.”
Yine böyle bir Ramazan ayıydı…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin