“DÜNYA BEŞTEN BÜYÜK, BEN DE VARIM” DİYEREK KÖRFEZİ KAPATAN İRAN…
Amerika İran’a tehditler savurmaya devam ediyor. İran bu tehditlere pabuç bırkmadan kendi şartlarını dayatmaya devam etmekte. Son olarak, “dünya beşten büyüktür, ben de varım!” diyerek Hürmüz Boğazı’nda yeni bir geçiş rejimi açıkladı.
ABD’nin bunu kabûl etmesi mümkün mü?
Sadece ABD değil, topyekûn Deccaliyet’in, Barbar Batı’nın kabûl etmesi mümkün mü?
Nitekim İngiltere ve Fransa, Körfez’i İran’ın kontrolüne terketmek istemeyen ABD’ye destek vermek maksadıyla bölgeye birer uçak gemisi gönderdiler. Bunlar Amerika’nın yapamadığı neyi yapacaklar, merakla takip edeceğiz. Olsa olsa İran’ın zaferinin sadece ABD’ye karşı değil, topyekûn Barbar Batı’ya karşı tasdik edilmesine sebep olacaklar.
ABD daha önce körfezi açmak istemiş ve başarlı olamamıştı. Şimdi tek başına dövemediği İran’ı piçleriyle beraber dövmek istiyor. Kalabalık olunca bu kavgadan üstün çıkacaklarını zannediyorlar. Ama böylesi kavgalarda kalabalık olmak zaferi değil zayiatın çoğalmasını getirir. İran’ın karşısına keyfiyette bir farklılık ortaya koyamadıkça, kemmiyeti artırmak bir işe yaramaz. Zira Deccaliyetin İran karşısındaki esas problemi kemmiyette değil, keyfiyette. Kemmiyet artışı bir nebze rahatlama sağlar, o kadar.
Esas mesle keyfiyet… O keyfiyet de Sayın Ali Osman Zor’un ifade ettiği gibi, emperyalizmanın bölgede, İran’ın menzili dışında üstleneceği bir zeminin olmaması… Bu açmazı giderebilmek maksadıyla son zamanlarda bölgeye olağanüstü bir yığınak yapmakta olduklarına şahitlik etmekteyiz. Temel problem çözülmüş değil, yani yapılan yığınak İran’ın hedef menzili içinde yer alıyor; kemmiyeti artımakla keyfiyet değişmiyor. Hedefin içindeki yığınağın artırılması, zaferi getirmeyecek, alacakları darbeden dolayı verecekleri zayiatı artıracak.
Alptekin Dursunoğlu, YDH’deki son yazısında, Amerika’nın körfezi açamayış hezimetini anlatmış:
Washington, savaşı 39 günlük şekliyle devam ettirmek istemiyor; ancak İran’ın kendisini kovmasını ve bölgenin hakimi olmasını da kabullenemiyor.
İşte bu yüzden 7 Nisan’daki geçici ateşkes, Amerika açısından taktik yenilgisinin tarihi olsa da Trump’ın 3 Mayıs’ta başlattığı ‘Özgürlük Operasyonu’ da savaşta yeni bir aşamaya geçildiği anlamına geliyor.
Trump, her ne kadar 48 saat sonra çark etmiş olsa da ‘Özgürlük Operasyonu’ savaşın şekil, kapsam ve nitelik değiştirerek uzun süre devam edeceğini gösteriyor.
Savaşın yeni aşamasının ne kadar süreceğini kestirmek zor; zira 7 Nisan’daki stratejik kayıplardan sonra İran konusunda ABD’nin önünde artık Hürmüz’ün ve bölgedeki ABD üslerinin eski haline getirilmesi gibi çok yeni ve acil hedefler var.
ABD’nin İran konusundaki son 25 yıllık hedefi, İran’ın nükleer programının dizginlenmesi veya sona erdirilmesiydi.
Ancak yeni gerçeklik ve stratejik kayıplar artık ABD açısından bundan çok daha acil ve öncelikli bir hedef belirleme zorunluluğu ortaya çıkardı. Bu hedef de İran’ın ABD’yi kovduktan sonra bölgede hakimiyet kurmasını engellemek.
Savaşın 39 günlük şekliyle sürmesi, ABD’ye bu hedefi vaat etmiyor; tersine kayıplarını arttırıyor. Savaş, işte bu yüzden şekil, kapsam ve nitelik değiştirmek zorunda.
Yenilgi üzerine inşa edilen yeni aşama
Savaşın yeni aşamasının ne kadar süreceğini tahmin etmek zor. Yeni aşamanın ömrünü Trump’ın başkanlık süresi ile sınırlamak da zor gözüküyor; zira bölgede ABD’den boşalan hakimiyeti İran’ın doldurmasını engellemek sadece Trump’ın değil, tüm rejimin hatta bölgedeki ABD müttefiklerinin ortak hedefi.
Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt İran’ın yarattığı bu yeni gerçekliğe uyum sağlamaya çalışsa da Birleşik Arap Emirlikleri açıkça ABD ve İsrail safında savaşın bir parçası oldu.
ABD müttefiklerinin desteği, mevcut gerçekliği ne ölçüde değiştirebilir; bunu zaman gösterecek.
Bununla birlikte 5 Mayıs’tan sonra başlayan yeni aşamanın ABD rejiminin ‘Özgürlük Operasyonu’ yenilgisi üzerine inşa edildiğini görmek gerekiyor.
Özgürlük Operasyonu’na ilişkin aşağıdaki zaman çizelgesi, sürecin ABD açısından nasıl bir hezimet olduğunu gösteriyor:
3 Mayıs Pazar: Trump Özgürlük Operasyonunun başlayacağını açıkladı.
4 Mayıs Pazartesi operasyonun başladığı bildirildi.
5 Mayıs Salı: Trump, “diplomatik ilerleme nedeniyle operasyonu durdurduğunu” açıkladı. 8 Mayıs Cuma: Trump, İran eğer bir anlaşmaya varmazsa bu kez “Özgürlük Operasyonu Plus” aşamasına geçeceği tehdidinde bulundu.
Savaşın yeni aşaması, Trump’ın 8 Mayıs’taki “Özgürlük Operasyonu Plus” tehdidi ile de başlatılabilir. Trump’ın tehdidini savurduğu ‘Plus’ın ne olacağını ve ne kadar süreceğini zaman gösterecek; ancak ‘Plus’ olmayan ‘Özgürlük Operasyonu’nun nasıl bir hezimete dönüştüğünün hikayesi şöyle:
Özgürlük Operasyonu hezimeti
Amerikan rejimi geleneksel yöntemiyle önce kapsamı bir medya ve propaganda kampanyası başlattı.
İran tarafından kapatılan Fars Körfezi’nde binlerce denizcinin mahsur kaldığını, gıda ve yakıt sorunları yaşadığını iddia etti. Böylece İran’ın sebep olduğu bir insani dram tasviri yaptı.
Trump’ın 3 Mayıs’ta açıkladığı ‘Özgürlük Operasyonu’ işte bu tasvir üzerine inşa ediliyordu. ABD ve İsrail savaşının bir parçası olarak değil, “İran’ın esir tuttuğu denizcilerin özgürlüğü” için yapılacak insani amaçlı bir askeri harekata ‘dünya’dan destek alabilirdi.
Operasyon Trump’ın açıkladığı tarihten bir gün sonra başladı. Öncesinde Birleşik Arap Emirlikleri hava sahasında yoğun bir hava hareketliliği gözlemlendi.
4 Mayıs’ı 5 Mayıs’a bağlayan gece ABD rejimine ait ‘Arleigh Burke’ sınıfı üç destroyer, Trump’a ‘özgürlük koridoru’ açmak üzere Umman kıyılarına adeta yapışık şekilde ilerledi.
ABD rejiminin sahip olduğu milyar dolarlık en gelişmiş destroyerlerinin Hürmüz Boğazı’nın uç noktasında bulunan 10 gemiye eşlik ederek onları Fars Körfezi’nden çıkarması, Trump’a zafer hikayesi armağan edecekti.
Ancak “özgürlük” koridoru açmak üzere boğaza girmek üç destroyerin felaketi oldu; operasyon başlayamadan hezimetle bitti.
İran, ABD destroyerleri ile koordineli olarak boğazdan geçmeye çalışan 10 gemiye ateş açtı.
İlk iki gemi biraz ilerleyebildiyse de yoğun elektronik karıştırmalardan dolayı rota tayin edemedi ve boğazın biraz önünde çakılı kaldı. Üçüncü ve dördüncü gemiler vuruldu, diğer gemiler de İran tarafına biz yanlış yaptık ateş açmayın geri dönüyoruz dedi.
Bu sırada ABD savaş gemilerinden biri veya birkaçına füze isabet etti. ABD rejimi bunu sansür etmiş olsa da çıkan yangın uydu görüntülerine yansıdı.
ABD destroyerleri, kıyıya adeta yapışık ilerleyerek körfezin içine Birleşik Arap Emirlikleri kıyılarına çekildi.
Trump bu hezimet üzerine 48 saat önce başlattığı ‘Özgürlük Operasyonu’nu bitirdi. Trump 5 Mayıs’ta operasyonun “diplomatik ilerleme nedeniyle” durdurulduğunu söyledi.
8 Mayıs’ta da eğer anlaşma yapmazsa İran’a “Özgürlük Operasyonu Plus” yapacağı tehdidini savurdu.
İran’ın vurduğu ABD destroyerlerinin askeri kapasitesi
ABD rejiminin gururu olan Arleigh Burke sınıfı destroyerler, Trump’ın kumarı yüzünden ağır hasar aldı.
Askeri uzmanlara göre bu sınıftaki bir destroyerin asgari fiyatı 2 milyar en yeni modeli olan Flight III’in fiyatı ise 3 milyar dolara ulaşıyor.
Bu gemiler, uçak gemilerinden oluşan görev gruplarının en önemli koruyucuları sayılıyor. Hava savunmasından denizaltı savunmasına, balistik füze savunmasından kara hedeflerine saldırıya kadar çok geniş bir görev yelpazesine sahip olduğu ifade ediliyor.
Sınıfın en gelişmiş versiyonu ‘Flight III’ gemileri, ABD Donanması’nın 21. yüzyılın en büyük tehditlerine (hipersonik füzeler, balistik füzeler) karşı koyması için tasarlanmış “neslinin en yetenekli savaş gemileri” olarak tanımlanıyor.
Önceki nesil radarlardan yaklaşık 30 kat daha hassas olan AN/SPY-6(V)1 radarına sahip olan bu gemiler, daha küçük hedefleri daha uzak mesafeden tespit edebiliyor ve aynı anda balistik füze, seyir füzesi ve insansız hava araçları gibi farklı tehditlerle savaşabiliyor.
Ancak bu 3 milyar dolarlık gemiler, İran’ın füzelerine karşı koyamadı ve Özgürlük Operasyonu başlayamadan bitti.










