CEM KÜÇÜK’ÜN KOVULMASININ GERÇEK SEBEBİ
Cem Küçük’ün kovulmasının sebebinin Yeni Parti hakkında yaptığı objektif yorumlar olduğunu dile getirmiştik. Bu konuda Gazeteci Varol Ersoy‘un farklı bir yaklaşımda bulunmuş. Yazarın, Medyaradar sitesinde çıkan, “Kara Murat’tan Kötü Murat’a: Cem Küçük neden gönderildi?” başlıklı yazısı:
“TGRT Haber ve Türkiye gazetesi, iktidarın kalemşörü Cem Küçük’ün işine son verdi!
Siyasette de böyledir, medyada da hayatın her alanında da:
Kullanımda olan her şeyin bir son kullanım tarihi vardır.
Hiçbir şeyin ömrü sonsuz değildir!
Kulislere göre bu ayrılığın nedeni, Cem Küçük’ün son günlerde “Butlan CHP’si” konusunda yaptığı açıklamalarmış…
İnanan varsa buyursun…
Ben inanmıyorum.
Çünkü yandaş medyada insanlar sadece “işlevlerini yitirdikleri” zaman tasfiye edilir.
Bence Cem Küçük’ün sonu, iddia edildiği gibi “butlan çıkışı”yla değil, 2 milyon dolar yalanıyla geldi.
Hatırlarsınız, TGRT Haber’de yayınlanan bir Taksim Meydanı programında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Florya Tesisleri’nde parkenin altından 2 milyon dolar çıktığını söyledi.
Günlerce konuşuldu.
Manşet oldu.
Ekranlarda tekrar tekrar anlattı.
Sonra iddianame açıklandı.
Ortada ne iki milyon dolar vardı…
Ne parke…
Ne de o iddiaya ilişkin tek satır..
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de meydanlarda kendisini hedef aldı ve yalancılıkla suçladı.
O da belki ilk kez geri adım attı ve Türk medya tarihine geçen şu sözleri söyledi:
“Ben de demiyorum ki doğru… İnsan arada yalan… Şey… Ağzından bir şey kaçırabilir.”
Aslında o cümlede sadece bir dil sürçmesi yoktu.
Tetikçilikle geçen bir kariyerin özeti vardı.
Gazeteci hata yapabilir.
Yanlış bilgi de verilebilir.
Ancak gazeteciliğin sermayesi güven; en büyük düşmanı ise yalan ya da uydurma haberdir!
O sermaye biterse…
Ne mikrofon işe yarar…
Ne ekran…
Ne gazete…
Cem Küçük de bu yalanı itiraf etmek zorunda kalınca, hâlâ kendisine güvenmeye devam eden iktidar yanlısı vatandaşları bile kızdırdı.
İşte; o andan sonra kimse bu arkadaşın söylediklerini ciddiye almamaya başladı.
Mermileri plastiğe dönüştü.
Attığını vuramaz oldu.
Böyle tetikçiyi kim, ne yapsın?
“Kullan at” mendil gibi kullanıp attılar.”
*
Varol Ersoy’un hatırlatması gayet yerinde…
Adamlar hiç utanmadan yalan söylüyor. Yalanları ortaya çıkınca pişkince tetikçiliğe devam ediyorlar. Birinin söylediği yalanı diğerleri utanamdan dillendiriyor. Haysiyet cellatlığı, itibar suikasti yapıyorlar. Toplumu kutuplaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar…
Ama…
Artık milletin canına tak etti.
Düne kadar bu kutuplaşma kendilerine fayda sağlarken, artık iş tersine döndü. Kutuplaşma ile bütün memnuniytsizleri kendilerine karşı tek bir adreste konsolide ederek Yeni Parti diye bir yapılanmaya kendileri sebep oldu.
Oysa Başkanlık sistemine geçerken hesapları belliydi. Bu milletin nasıl olsa çoğunluğu sola, CHP’ye oy vermezdi. CHP karşıtlığı körüklenirse, kutuplaşma oluşturulursa, millet de CHP’ye oy vermemek için kendilerine oy verecek ve milliyetçi, muhafazakâralrın dahil olduğu CHP’ye or vermez yüzde altmış-yetmiş kitlenin oyu ile rahatça seçim kazanacaklardı.
Ama millete o kadar zulmettiler, o kadar çok yanlış yaptılar, milleti kendilerinden o kadar nefret ettirdiler ki, bu defa millet, “AKP olmasın da kim olursa olsun” demeye başladı.
Bunun böyle olacağı zaten belliydi. İktidar süresi uzasa ve bir takım katakullilerle iktidarda kalmaya devam ederek bu süreyi daha da uzatsalar ve bunu da başarı zannetseler de, bu, kendilerine karşı olan nefreti artırmaktan ve tepkiyi keskinleştirmekten başka bir şeye hizmet etmiyor.
Cem Küçüklerin bundaki payı açık…
AKP’nin en büyük suçu, bu ahlâksızlıkları meşrûlaştırması ve İslâm’a maledilmesine sebep olmasıdır…










