AKP’NİN ADI DOLANDIRICILARIN EN ETKİLİ MALZEMESİ
Ankara’da kendilerini MİT mensubu ve AKP’ye yakın isimler olarak tanıtıp çiftçileri dolandıran şebeke hakkında iddianame hazırlandı. Şüphelilerin, mağdurları “Sizi İbrahim Kalın’la görüştüreceğiz” diyerek kandırdığı ve 60 milyon lira vurgun yaptığı iddianamede yer alırken, diğer yandan bir adamın kensini hâkim olarak tanıtarak dolandırıcılık yaptığı ortaya çıktı.
İnsanlar bir hâkimin rüşvetle iş göreceğine, MİT Başkanı’nın böylesi işlerde yer alabileceğine inanıyor…
İşte temel mesele bu: Anadolu ahalisi, AKP rejiminde herkesin bu tür işlere bulaşabileceğine dair bir algı içinde…
AKP’li midir, ondan her şey beklenir diye bir anlayış gelişmiş…
Öyle midir, değil midir tartışmasına gerek yok, bir ülkede sıradan bir vatandaş yolsuzluk, usûlsüzlük, rüşvet, adam kayırma ile her işin olabileceğine inanmış…
Nasıl olmuş da inanmış?
Bu inanç oluşurken, devleti yöneten AKP, “adımıza leke kondurlmasına göz yummayız, hırsızlık yapan kızımız da olsa kolunu keseriz” mi demiş ve gereğini de yapmış mı?
Bunların önemi ne mi?
Şu: İnsan ve toplum meselelerinin çözümü ideoloji ister, ideolojinin sistem çapında, sistem haysiyetinde çözüm teklifi ile ortaya konulması gerekir. Yoksa herkesin kendine göre teklifi, anlayışı, ideolojisi var. Mesele, teklif sistem çapı haysiyetine sahip mi? Bu teorik başlangıçtan sonra, pratik sürece bakılır. İdeolojinin hayata hakim kılınması, yani pratik, kendi başına değil, kadrolar eliyle mümkün olur. Fikir, şahısların, yani kadronun elinde yücelir veya lâyıkı neyse o… AKP kadroları hakkında oluşan bu menfi algı kendi başına oluşmadı… Fikre nisbetle oluşmayan böylesi bir kadrodan hangi fikrin, ideolojinin tecelli etmesi beklenebilir ki? Sistem çapında bir fikir olmayınca, ideal kadro teşkil etmez zaten. Doğru düşünce olmalı ki, doğru düşünce faaliyeti -aksiyon- olabilsin… Doğru düşüncenin şartı, sistem çapında bütünlük arzetmesi. Bölük pörçük doğruların birbirine eklemlenmesiyle doğruya ulaşılamaz.
Görüldüğü üzere mesele bizim için basit bir hırsızlık, yolsuzluk meselesinden ibaret değil. Fikrî derinliğimizde bu mesele, hastalığın kendisi değil, esas hastalığa işaret eden iz, semptom…
İnsan ve toplum meseleleri, ancak sistem çapında bir fikirle çözülebilir: Sistem şuuru…
Bu mücerret tesbitin müşahhas görüntüsü de, yani gerekli olan sistemin adı da Büyük Doğu-İBDA: Sistemin şuuru…
Önce sistemin gerekli olduğu anlaşılacak ki, Büyük Doğu-İBDA’nın neye tekâbül ettiği ve neden gerekli olduğu, ancak o zaman idrak edilebilir.
Yoksa, neticenin nereye varacağı apaçık ortada.










