ŞERİAT GELDİĞİNDE ROMANINA GÖRE KADIN
Selim Gürselgil
Şeriat Geldiğinde -romanına göre- İlk öğretim 5 sene sürüyor. Bunun ilk 3 yılında kız ve oğlanlar aynı sınıflarda oluyor, son 2 yılında aynı okulun ayrı sınıflarına alınıyor. Orta eğitimde okullar ayrılacak.
İlk öğretim bittiğinde, kızlar isterlerse orta öğretim ve meslek eğitimi almayabiliyor. Ev kadını olmak üzere evde kalıyor. Annelik çok kıymetli, hatta kutsal şeriatta. Şeriat ev kadınlarına öyle imkânlar veriyor ki, çalışan kadın gıpta eder.
(Ama bir kadın da ilimde, sanatta, hizmette toplumuna bir şey verecek, ona da engel olunmaz tabiî. Muhafazakârlar gibi “kadın istihdamı da kadın istihdamı” diye bir yerini yırtmaya gerek yok. Kadınlar patronlarının masasına meze olmayacak, olay bu.)
Bu durum bazılarına ilkel görünebilir. Fakat Şeriat ilkel değil, ileridir. Böylece gençler arasında cinsilatif, hatta aşk geri geliyor. Ne çağdaş Batı’da, ne ilkel Doğu’da artık olmayan bu yüce duygu, toplum hayatına mutluluğu, ahlâkı, nezaketi, şiiri, en güzel sanatları armağan ediyor.
Şeriat aptal değil. Değme pedogogtan daha iyi tanıyor insanı. Ona ideali gösteriyor, iyiyi, doğruyu, güzeli öğretiyor. Batılıların yolundan gidersen kadınını, erkeğini, cinsiyetini, ahlâkını, aileni, her insanî şeyini kaybedersin diyor. Çok doğru!
Bir kız 15 yaşına geldiğinde evlenebiliyor. Oğlanlar genellikle orta öğretim veya meslek eğtimini bitirdiği, 18 yaş civarında… 25 yaşına gelip hâlâ evlenmemiş kişiler varsa, ister sakat, ister çirkin, ister cüce olsun, Şeriat onların evlenmelerini, ev sahibi olmalarını sağlıyor. Hiç evlenmeyebilir, ama bu durumda işe gitse düşük maaş alır, çünkü maaşlarda temel kriter aile ve çocukların bakımı ve geçinmesi.
Şeriat aile temelli toplumu kuruyor. O kadar ki, Adana’da bir karpuzcu karısına bağrıyormuş. Hem de çocuklarının yanında. Ona bir ay şakka (kamu yararına çalışma) veriyor. Tekrar ederse kemiğuni kırarım diyor.
Diyeceksiniz, bugün daha çok kadınlar kocalarını fırçalıyor. Ben Şeriatta öyle bir şey görmedim. Kadın kocasını fırçalar mı, öyle saçmalık olur mu? Kemalist kadınlar yaparmış, duyuyoruz, ama bizde örneği yok.
*
Eski Doğu ve Batı masalları genellikle şöyle son bulurdu:
– Evlendiler ve sonsuza dek mutlu yaşadılar.
Günümüzde böyle masallar kalmadı:
– Evlendiler ve ikisi de ayvayı yediler.
Ayva diyorum, okumuş biriyim, anlıyorsunuz değil mi. Veya şöyle:
– Toplumda artık evlenmek isteyen kalmamıştı. Tek tük çıksa da zaten nasıl evlenecek. İki nesil sonra 60 yaşının altında vatandaş kalmadı. 3 nesil sonra toplumun yerinde çorak otlar bitti.
Ama Şeriat o masal dünyasını getiriyor. İnsanlığa yok olup gitmeden bir bahar daha yaşatmak istiyor.
*
Şeriat diyor, “anneler bu toplumun azizeleridir” diyor, “onları üzeni ben de üzerim” diyor. “Cennet annelerin ayağı altındadır” şeklinde de konuşuyor. Kimse itiraz edemiyor.










