BOP-DECCALİYET MEZHEPÇİLİĞİ
Hasan KARADEMİR
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı eş zamanlı saldırılar, bölgemizin nasıl bir “Deccal Düzeni” ile karşı karşıya olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Siyonist-Haçlı ittifakı, Devrim Rehberi Ali Hameney’i bir suikastla şehid ederek İran sistemini felç etmeyi ve İran içinden devşirilmiş unsurların sokağa dökülerek rejimi değiştirmelerini amaçlamıştır. Ancak hesaplamadıkları hakikat, Anadolu’dan Tahran’a uzanan direniş hattının sarsılmaz iradesidir.
Yıllardır bu sütunlarda dile getirdiğimiz Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), yalnızca haritaları değiştirme değil, aynı zamanda ruhları ve inançları iğdiş etme projesidir. 1990’lardan beri Siyonizm’e biat üzere tedavülde olan ve perde arkasında “Yeşil Kuşak” projesinin olduğunu bildiğimiz “BOP müslümanlığı”nın, İran’ın bölgedeki Amerikan hegemonyasını sarsmaya başlamasıyla sasılmaya başladığını görmekteyiz.
Emperyalizm, bölgeyi parçalayıp küçük devletçiklere ayırırken dini ve mezhebî kimlikleri birer silâh olarak kullanmaktadır. Biz Ehl-i Sünnetiz ve bizim için, emperyalizma saldırısı karşısında İran’ın yanında olmak mezhebimizin de gereği iken BOP mezhepçiliği, İran’ın anti-emperyalist direnişini yalnızca bir “mezhep yayılmacılığı” olarak kodlayan ve bu yolla SünnÎ dünyayı İsrail’in oksijen çadırına dönüştürmeye çalışan zihniyettir. Bu kirli strateji, direnişi “ŞiÎ Şovenizmi” parantezine hapsederek, Anadolu ile İran ahalisinin, Müslümanların birleşen yumruğunu ayırmayı hedeflemektedir.
Bizim anti-emperyalist tavrımız “ama”lı, “fakat”lı, “lakin”li değildir. Kim emperyalizmin saldırısına maruz kalıyorsa, mezhebine, dinine, ideolojisine bakmadan onun yanında yer almak Esseyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nden bize kalan mirastır. İran’a yapılan saldırı, bizzat Anadolu’ya yapılmış saldırıdır.
İsrail ve ABD’nin beklediği “halk ayaklanması” ve “etnik parçalanma” senaryoları boşa çıkmıştır. İran halkı, şehit liderinin etrafında kenetlenerek iç cephesini sağlamlaştırmış, Siyonist uçakların Tahran semalarında görüldüğü an mezhep ve ideoloji tartışmalarını bir kenara itmiştir. Bu durum, anti-emperyalist Şiîlik karşısındaki BOP Şiîliği üzerinden kurgulanan “içeriden çökertme” plânının iflâsıdır. (İran içinden bekledikleri desteği bulamayanlar, BOP Şiîliği tedarik etmek amacıyla Azerbaycan’ı kaşımaya başladılar.)
BOP’un eş başkanlığına soyunanların, İsrail karşısında “kolaylaştırıcı” ve “arabulucu” rollere bürünmesi, gerçek yüzlerinin en bariz göstergesidir. İsrail çocukları bombalarken, hastaneleri vururken susanlar; İran’ın Tel Aviv’e inen füzelerini “danışıklı dövüş” diye aşağılamaya kalkanlar, aslında Siyonizm’e hizmet eden “BOP Yavruları”dır.
Unutulmamalıdır ki, İran’ın füzeleri yalnızca bir devleti değil, emperyalizmin kurala dayalı sahte düzenini, Deccaliyeti vurmaktadır. İran’ın kazandığı her mevzi, Anadolu’nun İslâm ihtilâline bir adım daha yaklaşması demektir. “Yavuz’un nesliyiz, İran’ın yanındayız!” şiarı, Deccaliyetin Haçlı seferine karşı duran imânî bir duruştur.
Sonuç olarak; Sünnîlik ya da Şiîlik veya başka hangi mezhep adı altında olursa olsun, BOP Mezhepçiliği de aynı merkezden, Washington ve Tel Aviv’den yönetilen birer sirk gösterisidir. Anadolu ahalisi, bu oyuna gelmeyecek kadar feraset sahibidir. Bizim safımız, Deccaliyetin, Epstein piçlerinin ve pedofili çetelerinin karşısında, haysiyetle direnenlerin yanıdır.










