GAZZE İHANETİ! ÜMMETİN LİDERLERİ NEDEN SUSKUN!

Murat Koç

“Eğer bir füze Ukrayna’da bir hastaneyi vurursa, Batı buna ‘savaş suçu’ der. Gazze’de bir gecede yüzlerce insan ölürse, bunun adı ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ olur.”

Savaş muhabiri Janine di Giovanni’nin işte bu güzel tespiti, aslında Batı’nın tescilli ahlaksızlığının özetidir..

Evet, Gazze çok ağır ve tarifsiz bir katliam hatta soykırım ile imtihan oldu. Oradaki halk malıyla, canıyla, kanıyla, evlatlarıyla, o en sevdiklerini kaybetme pahasına ama bu imtihanı inşaAllah KAZANDILAR!

Onlar şehit oldu, gazi oldu, mazlum oldu ama izzetlerini, şereflerini, haysiyetlerini, cesaret ve metanetlerini, samimiyetlerini muhafaza ettiler.

İnşaAllah, benim çok yüksek bir kanaatim var ki; ebedi saadetlerini dahi kazandılar.

Bizlere, hatta insanlığa ise iman, ahlak, edep, şükür, tevekkül, cesaret ve metanet dersi verdiler.. Böylece büyük bir hayra da vesile oldular. Çünkü ümmetin hatta dünyanın uyanışına vesile oldular. İnsanların islamı tanımasına, akın-akın müslüman oluşuna sebep oldular.

Dahası; Dünyanın siyonizme teslim edilemeyeceğini, onlar tarafından yönetilemeyeceğini, buna asla müsaade edilmemesi gerektiğini, yoksa dünyada fitne, fesat ve nifak’ın hiç bitmeyeceğini de ispatladılar.. İnsanlığa imanı, ahlakı ve çaresizlik içerisinde dahi şükrü öğrettiler..

Peki ya biz?

Bizler suskunluğumuzla, ekran arkasındaki acizliğimizle, bir boykot yapmayı dahi beceremeyerek, belki çoktan kaybetmedik mi?

Gazze şimdi yerlebir oldu, harabeye döndü. Perişan ve hayalkırıklığı içerisinde.. Çünkü 2,5 yılı aşkın bir zamandır yardımlarına kimse gitmedi.. Emimim ki şaşkınlıklarının ve hayal kırıklıklarının bir tarifi yoktur ve olamaz.. Herhalde ki en büyük hayal kırıklığını ise Türkiyeden yaşıyorlardır..

Evet Gazze tam 2,5 yıl feryat etti.. Ama maalesef imdadına, feryadına yetişen kimse olmadı! Dünya liderleri de sadece izledi!

(…) GAZZE konusunda belki de asıl soru, en kritik soru şu olmalıdır; Dünya halkları bir şekilde sokaklarda haykırırken, tepki verirken, sosyal medya bununla çalkalanırken, Gazze her zaman gündem de olmuşken, o kos koca, anlı-şanlı devletlerin liderleri neden Gazzeye kulaklarını tıkadı?

Neden Kınamaktan öteye gidemediler?

Neden milletlerin önündeki en büyük engel, yine o milletlerin seçtiği liderler oldu?

Öyle ya kınamaktan öte pek bir şey yapmadılar.

Zaten kınaya-kınaya kına da kalmadı, kınamanın bir ağırlığıda (!)

Vaziyet böyleyken kuru kuruya kınamak ne işe yarıyorki?

Asıl şimdi kına yaksın o liderler bir taraflarına (!) Çünkü Gazze bitti, harap oldu..

Şantaj Siyaseti ve Görünmeyen Yularlar (!)

Bugün adalet terazide değil, maalesef kirli masalarda tartılıyor.

Jeffrey Epstein dosyalarını hatırlayın…

Güçlü, kibirli, dünyayı yönettiğini sanan karakterlerin bile nasıl birer-birer o bataklığa saplandığını gördük. Bugün bir çok liderin boynunda, şantaj dosyalarıyla iyice sıkılmış, istenilen tarafa rahatça çekilmeye sebep ama görünmeyen yularlar var gibi.

Bu sebeple pek çok lider, halklarına değil de maalesef kendilerini esir alan o küresel şer ve güç odaklarına hizmet eder hale gelmiş gözüküyorlar ya da en azından dışarıda açıkça böyle algılanıyor..

Ve bugün bazı liderlerin aldığı kararlar, halklarının vicdanıyla ve talepleriyle değil de, hiç açıklanmayan o dosyalarla şekilleniyor sanki.

Bu yazdıklarım basit bir analiz değil, Gazze’deki soykırım karşısında suspus olup kınamaktan başka hiç bir şey yapmayan, hatta israile destek olan koltuk sahiplerinin dışarıdan gözüken hazin bir tablosudur..

Milli Duruş’tan Sessizliğe…

Bu Tam Bir Hayal Kırıklığı!

Bu topraklarda büyüyen milyonlarca insan, yıllarca “milli duruş” söylemiyle umutlandı.

Meydanlarda kurulan cümleler, kalabalıkların yüreğine cesaret verdi.

Mesela 2009’da Davos’ta yapılan o meşhur “One Minute” çıkışı, sadece bir söz değildi;

bir milletin kendine güveninin ve ümmetinin koruyucusu olduğunu hissedip hatırlayarak yeniden ayağa kalkmasının bir sembolüydü.

“Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” denildiğinde ise insanlar ilk defa bu meselenin gerçekten sahiplenildiğine inandı. Özellikle Gazzeliler…

Ama zaman geçti…

Ve sözlerle sonuçlar arasındaki mesafe büyüdü..

Vaatlerlerle icraatler arasındaki mesafe açıldıkça açıldı..

Hatırlayın…

Bir dönem meydanlarda en sert ifadelerle karşı çıkılan Gazze krizi, kısa sürede diplomatik ve ekonomik baskılarla çok farklı bir noktaya evrildi.

Aynı şekilde, uluslararası meselelerde ortaya konulan sert duruşlar, çoğu zaman sahada aynı karşılığı bulamadı..

Bugün dönüp baktığımızda ortaya çıkan tablo bizlere şu soruyu sorduruyor: Söylenenler ile yapılanlar arasındaki fark nasıl bu kadar açıldı?

Ama gelinen durumda gerçek şu ki; insanlar artık sadece güçlü sözler duymak istemiyor; o sözlerin kriz anlarında nasıl bir karşılık bulduğunu görmek istiyor!

Gazze gibi tarifsiz bir insanlık dramının yaşandığı şu dönemde ise yukarıda bu soru daha da ağırlaşıyor.. Eğer kırmızı çizgiler vakti saati geldiğinde sahada görünmüyorsa, o çizgiler gerçekten var mıdır?

Ya da o sözlerin ne ehemmiyeti vardır?

Bugün bir çok insan artık o sözlerle halkın ve ümmetin sadece GAZININ alındığına inanıyor..

Ve bu söylemleri samimiyetten uzak tamamen politik bir söylem olarak görüyor.

Bir Amiralin Çığlığı: “İsrail Türkiye’ye Neden Saldırsın ki, (aksine) Müteşekkir!”

Milli duruş masallarının perde arkasını Emekli Amiral Türker ERTÜRK, bir televizyon yayınında kendince şöyle özetliyor ve diyordu ki: “Türkiye, İspanyanın gösterdiği direncin bir milyonda birini göstermiyor. ‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ niye saldırsın ki? İsrail, Türkiyeye müteşekkir biliyor musunuz! Niçin müteşekkir? Gazze’de soykırım yaparken ticarete Türkiye devam ettiği için; çimento gönderdiği için, demir çelik gönderdiği için, İsrail’e yönelik petrol akışına müsaade verdiği için!”

Devam ediyor emekli paşa;

“İspanyadan, İtalyadan, hatta Alman siyasetçi Merz’den bile itirazlar geldi. Ama Türkiyeden itiraz yok. Tükiye projeye hizmet ediyor. Irak da etti, Suriye de etti, Libya da etti. Türkiye bölgeye yönelik projeye hizmet etti.”

“Netenyahunun uçağına ‘Türkiye üzerinden uçuşuna geçiş izni verilmediği’ gibi çıkışlar sadece birer algı operasyonuna yöneliktir. Güldürmeyin beni. Türkiye üzerinden (madem) bir geçiş izninine izin vermeyecektiniz, en önemli şey; SOYKIRIM yapılırken Türkiye üzerinden akan petrolü durduracaktınız, ticareti durduracaktınız.”

“Türkiye bugüne kadar çok yanlış işler yaptı.”

Evet, emekli amiral Türker ERTÜRK bunları söylüyordu.

(…) Onlar da bu potansiyel, bu şımarıklık, bu pervasızlık, utanmazlık, ahlaksızlık, sapmışlık fazlası ile var. Savaşı büyütmek istedikleri, hatta Armagedon savaşı diye bilinen büyük bir savaşı çıkartmak istedikleri zaten biliniyor..

O bölgede yaşanan ölçüsüz güç kullanımı ve hukuk tanımazlık, artık “bu olmaz, bu kadarı imkansız” denilen senaryoların dahi konuşulmasına neden oluyor. İşte bu yüzden en kötü ihtimalleri dahi masadan kaldırmadan düşünmek ve akılla hareket etmek zorundayız.. Düşünmek, tedbirli olmak her zaman iyidir..

Kaynak: https://www.manisahaberajansi.com/yazarlar/murat-koc/gazze-ihaneti-ummetin-liderleri-neden-suskun/89936

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin