TEKÂMÜL REDDEDİLEMEZ
Selim Gürselgil
Geçen gün gözüme çarptı. Bir sitede “Yaratılmışların Tekâmülü”nü tanıtıyorlar. Aslında saygılı bir üslûp var. Ama diyor ki:
– Evrimi reddediyor.
Şöyle söyleyeyim: Benim tekâmülü reddettiğim yok. (hiçbir İslâm âlimi de reddetmez.) Reddettiğim iki şey var (hatta üç):
1. Darwinizm: Öyle bir tekâmül olmaz. Nietzcshe’nin tabiriyle ona ancak ortalama zekâlar ve Anglosaksonlar inanır. Parçaların kendi kendine toplamıyla bütüne ulaşılmaz. Tamamen ters ve yanlış bir bakış açısıdır.
2. Darwinizm-İslâm (yaratılış) sentezi: İşte bu İsyanoğlu tayfası ve teologların yaptığı. Bu daha da imkânsızdır. Bunlar hem dini, hem bilimi elimizden bırakmayalım diye saçma sapan bir yola girmişlerdir. Darwinizm varsa yaratılış yoktur, yaratılış varsa Darwinizm.
Üçüncüsü de şu: “Hep yalan, hep uydurma!” Harun Yahya’nın bugünkü İslâmcılara öğrettiği, tekâmülle ilgili tüm fikirlerin artniyetli, karanlık odaklar tarafından yürütülen, tekâmülün hiçbir şekilde olmadığını savunan, ff (falan filan)…
Ben modern bilimin hiçbir verisini reddetmiyorum. Fakat bunların farklı bir bakış açısıyla (Bergson’un bakış açısı) ele alındığında mânâlı olabileceğini, bu takdirde zaten yaratılışla -hemen hemen- eşanlamlı hâle geleceğini, çağdaş tekâmül görüşünün de o sonsuz iç sıkıntılarından arınacağını iddia ediyorum.
O sonsuz iç sıkıntıları derken: Aminoasitlerin enzimlere dönüşebilmesi için koaservatlar gerekiyordu. Aa, tam da orada koaservatlar ortaya çıkmasın mı? “Sana oda kiralayayım, ortalıkta sap sap dolaşma, geceliği 100 dolar dedi.”
Darwinizm böyle ilerler. Aslında ilerlemez de. İlerledikçe daha büyük sıkıntıları açığa çıkar. Batı’da hiçbir büyük kafa, hiçbir filozof bu yüzden ona yanaşmaz. İslâm tefekkürü zaten asırlar öncesinden bu yolun çıkmaz sokak olduğunu göstermişlerdir.
Ben de bu meseleyi Dawkins’in bütün kitapları, bütün fikirleri üstünde inceledim. Bunun neresi tekamülü reddediyor?










