TARİHTE TÜTÜN TARTIŞMASI

Muhammed Emin Turanlı

Kuru akılcılar, sırra hürmet ölçüsünden habersiz, olmadık “dır, tır”larla hüküm kesmektedirler.

Kestikleri hükümlerden biri de tütün-sigara meselesidir. Şimdi bile neredeyse tütünü haram demeye getiren bu yobazlık aslında mazide bitirilmiş meseleydi.

Müzik ve tütünün hâlâ münakaşa edilmesi, anlayış olarak ilerleyemediğimizin de delilidir.

Sigara yeni bir mesele değil, tartışılmış. Buna misal olarak İmam Nablusî’nin Tütün Risalesi’ni zikredebiliriz. Rüya ansiklopedisiyle meşhur İmam Nablusî’nin risalesi hakkında tarihçi James Grehan’ın “kendisinde sonraki tütün üzerine dini literatürde mihenk taşı işlevi gördüğü” tesbitini belirttikten sonra tütün tarihinden bahsedebiliriz. (Bu arada, mezkûr Risale’nin tercüme dili iyi değildir.)

Tütün Tarihi
Tütün, İspanyol gemiciliği vasıtasıyla Karayipler’den Avrupa’ya taşınmıştır.
Kısa zamanda Avrupalı elitlerin vazgeçilmezine dönüşmüştür. Tütün, içildiğinde kahve gibi kuru bir etki bıraktığından Galen tıbbında, aralarında bağ kurulmuştur.
Osmanlı’ya Batı’dan gelen tütün 17. Yüzyıl başlarında meşhur olmuştur. Filistin ulemasından Yusuf el-Karmi, 1610’larda insanların açık alanlarda cadde ve pazar gibi toplanma mekanlarında tütün içtiğini kaydetmektedir. İthal edilen tütünün pahalılığı neticesi Osmanlı coğrafyasında üretimine gidilmiştir. Tabiî ki tütünün bu kadar içilmesi, hakkında mutaassıbların taarruzuna sebep olmuştur.(Kaynak: Kadir Filiz)

Risale
İmam Nablusî Risale’ye besmeleyle başladıktan sonra, “Bedenlerdeki fazla rutubeti kurutan, midede yoğunlaşan balgam yapışkanlığı çözen, ağır yemeklerin sindirimini kolaylaştıran, vücutta biriken havayı dışarı atan, tabiati güçlendiren, beyne çıkan buharı temizleyen ve anlayışı güçlendiren tütün dumanını bu faydalarla donatan Allah ‘a hamd olsun” diyerek meseleye giriş yapar. Tütünün dumanının panzehir olduğundan bahseder. Bunun yanında tütün kullanımının dinçlik verdiğini, uykuya dayanıklılık sağladığını ve tembelliği giderdiğinde bahseder. Sonra risaleyi yazma nedeni ve niyetinden bahseder:
“Bu kitabı yazma amacım insaflı bir açıklama yapmak, kendisinde his bir ziyade ve eksiltme yapılamayan pir ü pak şeriatın hükümlerini korumak ve delilsiz bir şekilde, yalnızca akli kıyaslar ve nefsani vehimler yardımıyla tütünden kaldırılan mubahlik hükmünü yerli yerine koymaktır…” Devamında ham yobazlara karşı şunu söylemektedir:

“Tütünü yermek ve kötülemek için nice fasid rüya, kesad akli delil, ayet ve hadis yorumu ve vehme dayalı kıyas ortaya atılmıştır. Onlar tütünün haramlığı için nice mevzu hadisi, sahih; onun mübahlığını gösteren nice sahih ve merfu hadisi ise zayıf göstermişlerdir. Tütünün durumu kolay bir durumdur. Delile ihtiyaç duymayan insaf sahib kimse nezdinde onun hükmü açıktır…”

İmam Nablusî tütün meselesini ele alırken onun Nemrud zamanında hekimler tarafından icad edildiğini söyler. (Beynine sivrisinek girdiğinde acılarını dindirmek için). Bunu dedikten sonra tütünün zehirleri yok edici olduğunu söyler. İIk defa Nemrud’un iyileşmesi için kullanılması, onun çirkin olmasının icab ettirmediğini de söyler.

Tütünün yaygınlaşması hakkında: “Tütünün İslâm topraklarına ilk defa, İngiliz olarak isimlendirilen Hristiyan bir millet getirmiştir. Tütünü Mağrib’de ilk defa ortaya çıkaran Yahudi bir hekimdir.”

Sonra Risale’de tütünün duman olarak içilmesinden dolayı duman ve buharın farkından bahseder. “Buhar çözünmüş su, dumanın ise çözünmüş topraktır.” der. Devamında, “Herşeyde bir yönden fayda, bir yönden zarar vardır. Eğer herhangi bir zarar üzerinde onun haramlığı gerektirdiği konusunda ittifak edilecek olsaydı, bu, herşeyin kullanımının haramlılığını gerektirirdi.” der. İmam Nablusî tütünün faydalarından bahsederken birisinin ona şahit olduğu hadiseyi söylediğini ifade eder:

“Hicaz Araplarından bir adamı bir yılan yakaladı, adamın ayağı şişti. Araplar panzehir getirmelerini söyledi. Ve getireceklerini bekledim, kuru tütün getirdiler, suya koydular, su kapkara olana kadar tütünü beklettiler, sonra bu suyu adama içirdiler, adam içince ne varsa kustu. Zehir vücudunden çıktı, şişkinlik indi ve anında iyileşti. Böylece öğrendik ki tütün, zehirlerin panzehridir ve bunun için kullanılır.”

Netice: Üstad Necip Fazıl’ın söylediği gibi tütün-sigara mübahtır. Risale’de gördüğümüz gibi kimi faydaları da vardır. İmam Nablusî’nin de belirttiği gibi, her faydalı şeyin aynı zamanda bir de zararlı yanı vardır.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.