BULANIKLIK ZİRVE YAPTIĞINDA TASFİYE YAKINDIR
Adnan DEMİR
Tarihte “at izinin it izine karışması”, bir sistemin veya zihniyetin sürdürülebilirliğinin sonuna geldiğinin en somut göstergesidir.
1. Sahtenin İfşası ve Araf Hali
Süreç ne kadar çetin görünürse görünsün, yapay olan, hamasetle yürütülen ve özden kopmuş olan her yapı eninde sonunda kendi iç çelişkileriyle yüzleşir ve çözülür.
Ahalinin yaşadığı durum aslen tam bir umutsuzluk değil; mevcut vitrinlerin tamamına karşı gelişen bir güvensizlik ve araf hâlidir. Bu araf, yeni ve sahih bir sözün doğması için en uygun zemindir.
Karanlığın en yoğun olduğu zaman, güneşin doğmasına en yakın olan zamandır.
Bugün yaşanan yoğun bulanıklık da tam o eşiğin işaretidir.
2. Umut “Söylemle” Değil, “Eser ve Duruşla” Aşılanır
Böylesi bir fetret zamanında insanlara süslü laflarla, yeni vaatlerle veya hamasi nutuklarla umut verilemez. Ahali lafa doydu ve retorik enflasyonu altında ezildi.
Umut ancak şu üç unsurla yeniden tebellür eder:
Sözün haysiyetini iade etmek: Söylenen her lafın, savunulan her değerin arkasında durabilen; çıkar ve iktidar ilişkilerine kurban edilmemiş, soğukkanlı ve net bir duruş.
Soğukkanlı mimari: Tepkisel, duygusal veya öfke patlamalarına dayalı değil; basiretli, veriye dayalı, neyi niçin savunduğunu bilen nitelikli bir zihni altyapı.
Canlı örnekler olabilmek: Kitleleri bir anda arkasından sürükleme illüzyonuna düşmeden, kendi mevkisinde adaleti, ahlâkı, niteliği ve doğruluğu tavizsizce temsil eden küçük ama sağlam çekirdeklerin varlığı.
3. Tarihsel Sorumluluk ve Dip Dalga
Tarihin direksiyonu hiçbir zaman her şeyden habersiz, yönlendirilen geniş kitleler tarafından kırılmamıştır. Kitleler, dipte hazırlanan o sahih fikri ve ahlâkî maya kıvama geldiğinde yönünü belirler.
Hasılat
Bugün yaşanan kafa karışıklığı ne kadar büyük olursa olsun, Anadolu’nun köklerindeki o asli maya yok olmuş değildir; sadece muazzam bir gürültü ve toz bulutunun altında kalmıştır. Toz bulutu dağıldığında geriye neyin kaldığı, o gün için hazırlık yapanların niteliğiyle ölçülecektir.
Anadolu insanına taze umut aşılamak, ona “yeni bir kurtarıcı” işaret etmekten değil; kendi değerlerinin ve varlığının sahipsiz olmadığını, hakikatin pes etmediğini gösteren somut, omurgalı ve samimi bir fikri inşa hareketinden geçer.
İşin zorluğu kaçınılmazdır. Fakat tarihin akışını değiştirenler de zaten her zaman bu zor zamanlarda pes etmeyenlerdir.










