TÜRKİYE, ABD’NİN DESTEKLEDİĞİ SUUDLARIN YANINDA YEMEN’E CEPHE ALMAMALI

Cem GÜRDENİZ

11 Eylül’ün 25’inci yıldönümünde dünya yeniden tehlikeli bir jeopolitik kırılmanın eşiğinde.

Hindistan’da toplanacak BRICS Zirvesi’ne saatler kala Suudi Arabistan ile Yemenli Husiler arasındaki savaş körükleniyor. ABD, Suudi Arabistan’a Husilerle savaşında istihbarat, gözetleme ve keşif desteği sağlayacağını açıklıyor.

Ancak bugün dünya 11 Eylül 2001’in dünyası değildir. O dönemde Amerikan hegemonyası zirvedeydi. Bugün ise Amerikan merkezli tek kutuplu düzen aşınıyor, Çin yükseliyor, BRICS genişliyor ve bir zamanlar sistemin çevresinde görülen devletler artık geleceklerini Washington’un kurduğu hiyerarşi içinde tanımlamak istemiyor. Dünya sancılı biçimde çok kutupluluğa ve tarihin merkezsizleşmesine doğru ilerliyor.

Tam da Amerikan hegemonyasının zayıfladığı bu dönemde eski üstünlüğü koruma refleksi yeni çatışmalar, yeni cepheler ve yeni vekâlet savaşları üretme tehlikesi taşıyor.

İsrail ve ABD’nin İran karşısında adeta seçeneksiz kaldığı, Trump’ın başlattığı savaşı sonuçlandıramadığı, Brent petrolün 105 doları geçtiği ve küresel ekonomik krizin kapıya dayandığı bir konjonktürde şimdi Yemen üzerinden yeni bir cephe açılıyor.

Trump’ın “İran Savaşı Kasım seçimlerinden sonra bitecek” açıklaması bile içine düştüğü stratejik çıkmazı gösterirken, Suudi Arabistan-Yemen savaşı üzerinden Şii-Sünni fay hattının yeniden harekete geçirilmesi son derece tehlikelidir.

Bu savaş Yemen ile Suudi Arabistan arasında kalmaz. İran’ı, Körfez’i, Kızıldeniz’i ve giderek bütün Batı Asya’yı içine çekecek yeni bir Şii-Sünni vekâlet savaşına dönüşebilir.

Böyle bir bölünmeden en fazla yararlanacak ülke kuşkusuz İsrail olacaktır.

ABD’nin Suudi Arabistan’a desteğinin artırılması, Pakistan ve Türkiye’nin de Suudi Arabistan’la mevcut savunma ve güvenlik ilişkileri üzerinden bu cepheye çekilmesi ihtimali özellikle dikkatle değerlendirilmelidir.

Türkiye bu tuzağa düşmemelidir. Suudi Arabistan-Yemen çatışmasında taraf olmamalı, Şii-Sünni çatışmasını yeniden körükleyecek ve İsrail’in ekmeğine yağ sürecek hiçbir vekâlet savaşının parçası haline gelmemelidir.

Üstelik Türkiye’nin Uzak Asya ve Afrika ile deniz ticaretinin hayati güzergâhlarından biri Kızıldeniz-Babülmendep-Süveyş hattıdır. Bunun da ötesinde Türkiye bugün Somali’nin deniz yetki alanlarında yürütülen petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinin önemli ortaklarından biridir. Bu faaliyetlerin denizdeki güvenliğine Türk Deniz Kuvvetleri de katkı sağlamaktadır.

Dolayısıyla Türkiye’nin Husilerin doğrudan karşısına geçmesi yalnızca Yemen cephesinde taraf olmak anlamına gelmez. Babülmendep’in hemen karşısındaki Somali’de büyüyen ekonomik, enerji ve denizcilik çıkarlarımızı ve bu faaliyetlerin güvenliğini de ciddi biçimde riske atabilir.

Türkiye’nin hayati jeopolitik çıkar alanı Doğu Akdeniz’dedir, Ege’dedir ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndedir. Kızıldeniz-Babülmendep-Somali hattında ise giderek büyüyen ekonomik ve stratejik çıkarlarımız bulunmaktadır.

Tarih hiçbir merkezi gücü sonsuz kılmaz. Hegemonyaların asıl sınavı güçleri zirvedeyken değil, üstünlükleri aşınmaya başladığında verdikleri tepkidir. Daha fazla ortak mı yaratacaklar, yoksa eski ayrıcalıklarını korumak uğruna daha fazla savaş ve daha fazla düşman mı yaratacaklar sorusuna Türkiye malzeme olmamalıdır.

11 Eylül’den 25 yıl sonra Türkiye aynı oyunun yeni perdesinde geçmiş hatalarını tekrarlama lüksüne sahip değildir. Türkiye’nin Husi Suudi Arabistan veya diğer deyişle Şii Sünni çatışmasına taraf olması Ekim ayında seçime gidecek Netanyahu ve dinci siyonist koalisyona en büyük ödüldür..

Ankara, ABD ve İsrail’in vekâlet savaşında oyuncu değil, değişen çok kutuplu dünyanın gerçeklerini okuyarak yalnızca kendi milli çıkarlarının savunucusu olmalıdır.

Kaynak:

*

Yemen’de Mocha Limanı’nın ardından Babülmendep’in kilidi konumundaki Perim/Mayyun Adası’nın da Husilerin kontrolüne geçti .

Hürmüz Boğazı’ndaki ağır baskı sonrasında Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı için hayati önem kazanan Kızıldeniz rotası artık Husi ateş gücünün doğrudan etkisi altındadır. Daha da öte artık sorun yalnızca deniz yolu değildir. Suudi petrolünü Abqaiq üzerinden Yanbu’ya ve Kızıldeniz’e taşıyan Doğu-Batı petrol boru hattı da Husi saldırılarının menziline girmiştir.

Bu koşullarda Riyad açısından rasyonel seçenek savaşı genişletmek değil, Yemen’de ateşkesi ve siyasi çözümü zorlamaktır.

Türkiye’nin yapması gereken de Suudi Arabistan’ı Husilerle doğrudan veya arabulucular üzerinden görüşmeye teşvik etmek, ateşkes ve barış sürecine katkı sağlamaktır. Türkiye’nin görevi bu aşamada savaştan Pakistan ile birlikte uzak durmaktır.

Bugün Husilerin Babülmendep ve Kızıldeniz çevresinde oluşturduğu askerî baskıyı kısa vadede ortadan kaldırabilecek kolay bir askerî seçenek İsrail ve ABD cephesinde bile görünmemektedir.

ABD’nin İran’a yönelik abluka ve ambargosu devam ettiği, Basra Körfezi’nde savaşın yarattığı yeni stratejik denge kabul edilmediği sürece Babülmendep üzerindeki basıncın daha da artması beklenmelidir.

Türkiye bu ortamda Yemen’le doğrudan bir krize veya silahlı çatışmaya sürüklenmemelidir. Ankara’nın yapacağı açıklamalar dahi son derece dikkatli ve dengeli olmalıdır.

Çünkü yaşananlar Türkiye için doğrudan millî çıkarlarımızı ilgilendiren boyuttadır.

Dış ticaretimizin önemli deniz yollarından biri Süveyş-Kızıldeniz-Babülmendep hattıdır. Daha da önemlisi Somali Hükümeti’nin davetiyle Somali deniz yetki alanlarında yürüttüğümüz sismik araştırma, enerji arama ve gelecekteki sondaj faaliyetlerinin deniz ulaştırması ve güvenliği açısından en kısa stratejik bağlantımız yine Akdeniz-Süveyş-Kızıldeniz-Babülmendep güzergâhıdır.

Türkiye’nin böyle bir ortamda yapabileceği en büyük hata, ABD ve içimizdeki vassalları vasıtasıyla kendi millî çıkarlarımızla doğrudan çatışacak biçimde Yemen – Suud savaşının taraflarından biri haline gelmektir.

Unutmamak gerekir ki Türkiye, Suudi Arabistan yanında Husilerle savaşacak bir konuma girerse Tel Aviv’de büyük kutlamalar yapılır.

Kaynak:

Not: Yazarın görüşleri Adımlar’ın dünya görüşü ve yayın politikası ile uyuşmayabilir.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.