EKİM ATEŞİ

İgor Molotov

Dünyada yaşanan endişe verici olaylar üzerine…

Yeni yıla doğru ortalık giderek kızışıyor. Patlamaya hazır bir ay olarak özellikle ağustos ayının kabûl edilmesi âdettendir, ancak 2026 yılı ezberleri bozdu. Artık küresel istikrarsızlığın tonunu ekim ayı belirliyor. Örnek aramak için uzağa gitmeye gerek yok: Paris’te yakılmış evler hâlâ tütüyor, Milano’da barikatlar kuruluyor, Belçika ve Portekiz şehirlerinin sokaklarını binlerce insan dolduruyor. Balkanlar yeniden alev aldı: Arnavutluk’un başkenti Tiran’da ayaklanma…

Gençler polislerin üzerine atılıyor, polisler ise karşılık olarak öldürücü olmayan (şimdilik) silâhlarla ateş ediyor. Otomobiller yanıyor, kaldırım taşlarından sökülüp çıkarılan parke taşları havada uçuşuyor. Ortaya çıkan görüntü, eski Avrupa’da yaşananlardan hiçbir şekilde farklı değil. Dövmeli, yüzü başörtüsüyle kapalı Arnavut bir genç kızın kara duman bulutları ve gölgeler önünde durduğu bir kare var. Bana kalırsa bu, günümüz Avrupa’sının en isabetli portresi.

Başbakan Edi Rama, halkın katıldığı protestoları örgütlemekle Rusları ve İranlıları şimdiden suçladı. Medyada şu haber yer alıyor: “Arnavutluk Başbakanı, ülkedeki karışıklıklardan Rusya’yı ve İran’ı sorumlu tuttu. Edi Rama, protesto gösterilerinin, Arnavutluk’un AB’ye girmesini istemeyen yabancıların işi olduğunu söyledi.”

Bir Rus olarak, bütün bunları bizim örgütlediğimizi duymak hoşuma gidiyor. Ancak liberal hükümet döneminde birikip kalan iç sorunların, sokağa çıkmak ve başbakandan hesap sormak için yeterli bir neden olduğundan korkarım. İşte insanlar da hesap soruyor. Tiran’da, Paris’te, Brüksel’de ve Milano’da.

Aslında coğrafî yayılım etkileyici: Batı’nın dört bir yanında yanabilecek ne varsa yanıyor. Orta Doğu da yanıyor; bunda Batı’nın katkısı da az değil.

Trump, Tahran’la yapılmış hayalî anlaşmalar hakkında paylaşımlar yazarken, Arap Yarımadası’nda top sesleri duyuluyor: Arap dağlıları Husiler, Babülmendep Boğazı üzerindeki haklarını kabûl ettiriyor. Arabistan’ın petrol çölleri yanıyor, Riyad’daki havaalanı saldırıya uğradı. Yalnızca ekim ayı boyunca Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na 20’den fazla saldırı düzenlendi ve bu daha son değil. Husiler, krallığın topraklarını savaş bölgesi ilân etti. Yalnızca kutsal Mekke ve Medine bu kapsamın dışında tutuldu.

Suudî paralı askerleri, Yemen topraklarında esir alınmış Husileri ciplerle eziyor. Paralı askerlerin hep bir ağızdan kahkahalar attığı sırada, çoktan teslim olmuş Yemenlilerin bedenleri üzerinde ralli yapıldığını gösteren bir video var.

Mısır savaşa sürükleniyor. Bugün, Suudî Arabistan rejimini desteklemek üzere Mısır ordusuna yetki verilmesi meselesini görüşmek için parlamentonun olağanüstü toplantısı yapılıyor. Mısır Anayasası’nın 152. maddesi uyarınca, silâhlı kuvvetlerin ülke dışına bir muharebe görevine gönderilmesi için Ulusal Savunma Konseyi’ne danışıldıktan sonra meclis üyelerinin üçte ikisinin onayı gerekiyor.

Mareşal Abdülfettah es-Sisi -Mısır’ın görevdeki cumhurbaşkanı- Kahire’nin, Suudî Arabistan Krallığı’nın (KSA) güvenlik ve istikrarına zarar verilmesine izin vermeyeceğini açıkladı.

Mısır ordusunun çatışmaya dâhil olması, her şeyden önce siyasî açıdan ciddi bir mesele: Mısır, 1990’dan bu yana resmî olarak büyük devletler arası savaşlara katılmadı. O yıl Irak’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyonun bünyesinde 35 bin kişilik bir askerî birlik göndermişti. Ulusal parlamentonun Pandora’nın kutusunu açmasının bugün nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecek.

Bununla birlikte, Yemen’deki Husilerin askerî-siyasî liderliğinden bir kaynak, daha şimdiden Kahire’yi böyle bir adımın sonuçları konusunda uyarıyor:

“Eğer Mısır Yemen’deki çatışmaya resmen müdahale ederse, Mısır vatandaşlarının daha şimdiden, kış başlamadan önce, yakacak odun ve yakıtın alternatifi olarak yeterli miktarda ısınma malzemesi stoklamaları gerekir. Tel Aviv’e ve Ben Gurion Havalimanı’na ulaşan Yemen füzeleri, Kahire Havalimanı’na, turizm merkezlerine ve Mısır’daki bütün enerji kaynaklarına çok daha kolay ulaşabilir.”

Bir şey açık: Yemen dağları, Mısır ve Suudî Arabistan koalisyonu için kolay bir gezinti olmayacak. Güvenlerini yitirmiş hükümetlerin Avrupa’daki ayaklanmaları bastırması da kolay olmayacak. Bununla birlikte, halkların dostluğundan ve dünyada barıştan artık uzun zamandır söz eden yok: Ekim ayındaki olaylar, savaşları kışkırtma ve Batılı liberal değerleri bütün dünyaya dayatma siyasetinin nelere yol açtığının gözler önüne serilen bir örneğidir.

*

Октябрьская лихорадка

Игорь Молотов

о тревожных событиях в мире

К Новому году всё жарче. Принято считать именно август взрывоопасным месяцем, но 2026 год turn the tables (дословно: повернул столы). Теперь октябрь задаёт тон мировой нестабильности. Далеко ходить не надо: дымятся сожжённые дома в Париже, в Милане возводят баррикады, тысячи людей заполняют улицы городов Бельгии и Португалии. Снова загорелись Балканы: восстание в албанской столице Тиране.

Молодые люди бросаются на полицейских, те в ответ стреляют из нелетального (пока) оружия. Горят автомобили, и летят булыжники, выломанные из брусчатки. Картинка ничем не отличается от того, что происходит в старой Европе. Есть кадр, где татуированная албанская девушка с закрытым платком лицом стоит на фоне клубов чёрного дыма и теней. Мне кажется, это самый точный портрет современный Европы.

Премьер-министр Эди Рама уже обвинил русских и иранцев в организации всенародных протестов. СМИ: «Премьер Албании обвинил Россию и Иран в беспорядках в стране. Эди Рама заявил, что акции протеста — это дело рук иностранцев, которые не хотят, чтобы Албания вошла в ЕС».

Мне, как русскому, приятно слушать, что мы всё организовали. Но боюсь, внутренние проблемы, накопившиеся при либеральном правительстве, — достаточный повод выйти на улицу и предъявить премьеру. Вот они и предъявляют. В Тиране, Париже, Брюсселе и Милане.

На самом деле география впечатляет: горит всё, что может гореть по всему Западу. Горит и Ближний Восток, не без помощи Запада.

Пока Трамп пишет посты о мифических сделках с Тегераном, звучит канонада на Аравийском полуострове: хуситы — арабские горцы — утверждают своё право на Баб-эль-Мандебский пролив. Горят нефтяные пустыни Аравии, атакован аэропорт в Рияде. Только за октябрь по Международному аэропорту имени Короля Халида прилетело больше 20 раз — и это не конец. Хуситы объявили королевство территорией войны. Исключение только священные Мекка и Медина.

Саудовские наёмники на территории Йемена давят пленных хуситов джипами. Есть видео, где под дружный хохот наёмников происходит ралли на телах уже сдавшихся йеменцев.

Египет втягивается в войну. Сегодня проходит экстренное заседание парламента для обсуждения вопроса о предоставлении египетской армии полномочий для поддержки режима Саудовской Аравии. В соответствии со ст. 152 египетской Конституции, для отправки вооружённых сил на боевую миссию за пределами страны требуется одобрение двух третей членов совета после консультаций с Национальным советом обороны.

Фельдмаршал Абдул-Фаттах ас-Сиси — действующий президент Египта — заявил, что Каир не допустит нанесения ущерба безопасности и стабильности КСА.

Вовлечение египетской армии в конфликт серьёзно прежде всего с политической точки зрения: с 1990 года Египет официально не вступал в крупные межгосударственные войны. Тогда он направил 35-тысячный воинский контингент в состав международной коалиции против Ирака. Чем сейчас закончится взламывание ящика Пандоры национальным парламентом, покажет время.

Хотя уже сейчас источник из военно-политического руководства хуситов в Йемене предупреждает Каир о последствиях такого шага:

«Если Египет официально вмешается в конфликт в Йемене, то египетским гражданам следует уже сейчас, до начала зимы, запастись дровами и достаточным количеством средств отопления в качестве альтернативы топливу. Йеменские ракеты, достигшие Тель-Авива и аэропорта Бен-Гурион, смогут гораздо легче достичь аэропорта Каира, туристических центров и всех источников энергии в Египте».

Понятно одно — лёгкой прогулкой для коалиции Египта и Саудовской Аравии горы Йемена не станут. Как не станет лёгким подавление европейских восстаний для утративших доверие правительств. Впрочем, дружбу народов и мир во всём мире никто уже давно не предлагает: октябрьские события — наглядная демонстрация того, к чему приводит политика провоцирования войн и навязывания западных либеральных ценностей во всём мире.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin