KURTULACAK VE KURTARACAĞIZ!
Alâaddin Bâki AYTEMİZ
Sosyal medyaya göz atmak cesaret istiyor…
Minnacık bebelerin ölü bedenleri yağıyor üzerimize…
Görmemek için kaçıyorum; ne yalan söyleyeyim…
Onlara baksam, başka bir şey yapamayacak hâle geleceğim, göz pınarlarım kurumayacak…
Kaçıyorum görüntülerden…
Ama peşimizi bırakmıyorlar. Ne kadar kaçarsam kaçayım, illa birkaç kare bir yerde karşıma çıkıveriyor apansız..
İmân tazeleyip, intikam yeminleri ederek bir ân önce geçmeye çalışıyorum…
Biraz önce, Gazze’li iki çocuk fotoğrafı yansıdı ekrana. Türkiye’ye selâm etmişler. Mahçubuz ama aleykümselâm… Bir de, “bizi kurtarın!” demişler…
Ah be çocuk!..
Biz kurtulmuş muyuz ki sizi kurtarabilelim…
Biz kurtulmuş olsak, zaten siz o hâlde olmazdınız ki…
Ah be çocuk!..
Bizim önce kendimizi kurtarmamız gerekiyor…
Sahtelerden, yalanlancılardan, mürted ve münafıklardan kurtulmadan, elimiz kolumuz bağlı kalacak…
Ama işte siz bizi kurtarıyorsunuz be çocuk!
O sahtelerin, yalancıların, mürted ve münafıklar kim olduğu sayenizde ortaya çıkıyor.
Sizin dökülen kanlarınız bizim için utanç ama yıllarca dil döküp de uyandıramadıklarımızı uyandırıyor dökülen kanlarınız… Bu şehid kanları sahtelerin yüzündeki makyajı yıkamaya birebir; tıpkı Ünsal ve Kumandan’ın kanı gibi…
“Dünyada dökülen kanların, mazlumların başına gelen zulümlerin, işlenen cinayetlerin, katliamların, işkencelerin sorumlusu biziz, bunlar biz adam olmadığımızdan oluyor” diyen Kumandan’ın sözleri hâlâ kulaklarımızda…
Ah, bir adam olabilsek!
Nasıl olacağız?
Filistin’de yaşananlar da gösterdi ki, sahtelerden, yalanlardan, mürted ve münafıklardan kurtulmadan, adam olmak mümkün değil. Adam olmanın yolu, adam müsveddelerinden, adamlık taklidi yapan sahtekârlardan kurtulmaktan, bunun şuuruna ermekten geçiyor öncelikle. Bu şuura ermeden, ideolojiden, fikirden, davadan, mücadeleden, müslümanlıktan bahsetmek hikâye… İdeoloji, fikir, dava, mücadele, müslümanlık, her şeyden önce bu şuura ermek ve sahte ile gerçeği ayırmak için değil mi? Kim ki elinde imkân varken, iktidar sahibiyken el uzatmıyorsa Filistin’e, mazlumlara, onun sahtekâr olduğu açık değil mi? Mesele, sahtekâra sahtekâr diyebilmede ve sahtekâr gibi muamele edebilecek şuura erebilmede. İdeoloji ve fikir bunun içinken, tersine alet ediliyorsa, orada ideolojik pörsüme ve ideolojiyi de pörsütme vardır.
Sahtekâr, zaten sahtekâr… O sahteliğe memur da, mesele bunun sahtekâr olduğunu görmeyen veya görmek istemeyenlerde…
Mesele, bu sahteliğe bel bağlayıp, sahteliğin hükümferma olmasına destek olanlarda…
Gerçeği aramak ve istemek ve bunun için mücadele etmek yerine, mücadeleden kaçanlar, Gazze’de dökülen kanlara timsah gözyaşları ile de karşılık verenlerdir.
“Kurtarın bizi!”
Kurtarın kendinizi!
Ayırın adamla, adamı…
Şunlar adamlar, şunlar da adam kılıklı kahpeler!
Şunlar da bu kahpelerin şakşakçıları!
Bu da bizim adımlarımız…
Adam olmak için!










