SİSTEM BOZUKMUŞ!

Yavuz USTA

Peki siz bu bozuk dediğiniz sistemin içindeki doğrulardan biri olabildiniz mi?

Emekçinin hakları gasp edilir görmezden gelirsiniz, emeklinin hakları gasp edilir duymazdan gelirsiniz, halkın cinayet, fuhuş, gasp, yolsuzluk haberlerini sağır sultanınız dahi duyar, yargı kurumu kötülere ödül verircesine adalet saçar, siz yine eleştiri maksatlı tek cümle edemezsiniz… Bir sorun kendinize, neden bu konulara değinemezsiniz?..

Siz sıvacısınız ve kalfanın eğri kalıbını şikayet ve bahane ederek mastar-terazi tutmadan sıva yaparsınız, fakat şuraya dikkat etmezsiniz, o kalfa boşalttırdığı saraylarda kendisi yaşamaya tenezzül dahi etmedi, bir bağ evinde beğenmediğiniz sistemini inşaa etti… Peki siz ne yaptınız? İktidarı temsil makamında olduğunu tasvip edip yücelttiğiniz zihniyetin kalemşörleri, hani siz yepyeni pörsümez bir medeniyeti teklif ediyordunuz?

Şaşalı yaşayabilme adına kul hakkını nefslerinize hak gören, güç-kudret için Peygamber torunundan tutun, kendi kardeşlerinizi katletmeye cevaz veren fetvalara ulema içtihadları verdirtip uygulayanlara ise Allah’ın gölgesi dediniz…

Peygamberin dahi kabullenmeyip kendisine hitap ettirmediği hitapları, “din budur” diye bize sundunuz! Sizin hülyasını kurduğunuz sistem, altın varaklı helâları olan saraylardı… Nihayet o bağ evinin üzerine saray da kurup musmutlu oldunuz; fakat, şimdi ortalık bok kokuyor! O da sistemin suçu olsun…

Dinim İslâm, kitabım Kur’ân, Peygamberim Nîmetullah… Sonrası içtihatlara tâbi olunma meselesidir: “Bak ne güzel sistem, din kardeşiyiz idare et!”… Veya kesip-biçme güç ve iradesi elimize geçerse sonunu sen düşün!.. “Deme! Öyle deme…” Sizlerin hükümlerinizle ne dinden çıkarım ne de kemâle ererim.

Mazeretler sadece yanlışlar içindir, doğruların mazeretleri olmaz, ne demişti devrimci arkadaş: “kölelerin var oluşu, toplumda düşünce adamlarının felsefe, sanat vs alanlarda daha rahat uğraş, gelişme imkânlarıyla paralellik arz etmiştir…” Yani kölelik müessesi gerekli idi mealinde bir açıklamaydı…

Zihniyetiniz hep aynı: Birileri sarı öküz olup çifte koşulacak ki, diğerleri bağlama çalmayı öğrenebilsin veya kâhya olabilsin, sonra da ağanın sofrasına kurulup hatunlarını eğlendirerek sanat yapabilsin, veya ağaya fedaî olabilecek karnı aç, gözü pek yiğitler bulunabilsin; tabelanıza ne isim verirseniz verin pek âlâ kapitalist bir o kadarda totalitersiniz.

İşte, insanlara teklif edilen medeniyet anlayışından sizlerin şuur payınıza düşen nasibiniz bu kadarmış.

Uzun saçlı adama ne yoldaş, ne gönüldaş, sadece ızdırap olmuşsunuz; fakat yeni bir çağın doğum sancılarının gerginliğine şahit olurken, medeniyetler mezarlığında yerini almış zihniyetinizin zombileşip kendisini insanlara tekrar kabul ettirebilme ihtimali yoktur…

Vakit daralmış, mekân kısalmıştır ve Peygamber’in “beni görmeden seven kardeşlerim” dediği kutlu son insanlık, bu deccaliyet zulmünün içinden doğmaya başlamıştır.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.