RESMÎ HIRSIZLIK ALDI BAŞINI GİTTİ
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Üstad Necip Fazıl, enflasyonu resmî hırsızlık olarak tanımlar. Üstad’a göre, enflasyon yoluyla hırsızlık, vatandaşın cüzdanına elini vurmadan gerçekleşir. Cebinizde 10 bin lira var zannedersiniz ama harcamaya kalktığınızda bu 10 bin lirayı, cüzdanınıza koyduğunuz günkü alım gücünde bulmazsınız.
Mayıs ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK’e göre yüzde 3,37 olmuş. Yani -kabaca- cebimizdeki her on bin liranın 337 lirasını çalmışlar… Sadece bir ayda… Gelecek ay, mesela emekli 10 bin lira alınca, aslında 10 bin lira değil, 337 lira eksik almış olacak. Anlaşılacağı üzere hırsızlık bir defaya mahsus kalmayacak, süreklilik arzedecek… Gelecek ayların enflasyonunu da ekleyeceğiz buna… Dolayısıyla, cebe giren para 10 bin lira gibi gözükse de esasında alım gücü -açıklanacak yeni rakamlara göre misalen- yıl sonuna kadar 5000 liraya falan düşecek. Zaten yılbaşından bu yana enflasyon yoluyla hırsızlık yüzde 22,72 olmuş; bu da demektir ki emeklinin 10 bin lira maaşının alım gücünde yılbaşından bu yana 2272 liralık düşüş olmuş; emekli, işçi, memur, çiftçi, öğrenci vs vatandaşın cebindeki her 10 bin liranın 2272 lirası çalınmış. Çalmaya devam edecekler ve enflasyon artmaya devam edeceği için daha da çok çalacaklar. Yıl başında 10 bin lira ile 10 bin liralık harcama yapılabilinirken, artık 7728 liralık harcama yapabiliyoruz ve bu alım gücü her geçen ay daha da düşecek. Hırsızlık daha da büyüyecek…
Tabi bunlar TÜİK’in rakamları…
Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine göre, tüketici fiyatları mayısta bir önceki aya göre yüzde 5,66 arttı. Yıllık enflasyon yüzde 120,66 oldu.
Arada neredeyse iki kata yakın bir fark var.
ENAG diyor ki, “Soygun şu kadar!”, TÜİK diyor ki, “Hayır o kadar değil, çok daha az!”
Vatandaş ise şunu diyor:
– “TÜİK alışveriş yaptığı yerleri söylesin de oradan alışveriş yapalım!”
Anka’ya konuşan vatandaşlar:
Ankaralı bir emekli, “Bu verilere inanmıyorum. Enflasyon oranı yüzde 200’ün altında değil. O başımızdaki aç var ya, alsın gitsin emekli maaşlarını” dedi.
Emekli bir vatandaş, “Bu verilere inanmıyorum. TÜİK doğru mu söylüyor? Maalesef hayır. Enflasyon oranı yüzde 200’ün altında değil. 1 ekmek olmuş 10 lira. 34 yıllık emekliyim, aldığım maaş 12 bin 500 lira. Bu parayla ben nasıl kurban keseyim” dedi.
“Ne yaptınız da siz emekli yılı ilan ediyorsunuz”
Emekli Yakup Yılmaz, “TÜİK verileri yanlış. Ben memur emeklisiyim. Bundan 6 ay önce asgari ücretten 500 lira önde alıyordum. Şu an asgari ücretin 2 bin 500 lira gerisine düştüm. Emeklinin cebine 5 kuruş giriyor mu? ‘Emekli yılı’ dediler, bunu biz kabul etmiyoruz. Ne yaptınız da siz emekli yılı ilan ediyorsunuz? Çok perişanız. Emekli salak mı” dedi.
Başka bir emekli vatandaş da “Yazık değil mi? Şu anda benim ekmeğimi yiyorlar. Bu durum emekli için bir hakarettir” diye konuştu.
“Benim emekli maaşımı baştakilere verelim, onlar alışveriş yapsın”
TÜİK verileri için ‘yalan’ diyen bir vatandaş da “Az önce bir mercimek çorbası baktım 75 lira diyor. Ekmek 10 lira. TÜİK alışveriş yaptığı, fiyat ayarladığı yerleri söylesin vatandaş da oradan alışveriş yapsın. Benim emekli maaşımı baştakilere verelim, onlar alışveriş yapsın. Asgari ücret 17 bin lira olup da 18 bin lira ev kirası olduğu zaman vatandaş ne yapacak” ifadesini kullandı.
Bakan Mehmet Şimşek ise, en kötü günlerin geride kaldığını iddia ediyor.
Yani?
Soygun bitmeyecek de biraz daha yavaşlayacak demek istiyor.
Peki niçin böyle oldu?
– “Bizden öncekiler işi berbat etmişler!”
Sanki başkaları vardı iktidarda da…
Yani evet, saçmalayarak işi berbat ettiler ama İngiliz Mehmet’in yapacakları da çare olmayacak. Problemi kapitalizmde görmeyen, bilakis kapitalizmi devam ettirmek gayeli günü kurtarmaya yönelik tedbirler bunlar. Dün soygun dolar artışı üzerinden devam ediyordu, bugün faiz üzerinden… Dün, faizler düşük diye başarı tablosu çizmeye çalışıyorlardı, bugün dolar artmıyor diye.
Emperyalist efendilerine verdikleri güvence, doların artmayacağı; karşılığında da dolar gelecek; Türkiye carry trade yapanların cenneti oldu sayelerinde. Dışarıdan dolar borç alan, Türkiye’ye getirip 32 liradan bozdurduktan sonra faize yatırıyor, borsaya giriyor. Vadesi dolunca dolar da artmadığından, yine 32 liradan dolar alacaklar ve milletin şeyine koymuş olarak çekip gidecekler. Şu ânda Türkiye, dünyada en çok şey edilen ülke… Şey edilen derken, ne dediğimi siz anladınız… Hadi tercih diyelim…. AKP de bu süre zarfında dolar artmadı diye başarı mavalları okuyacak. Sonra balon nasıl olsa patlayacak. Bakalım bu defa bu patlamanın altından kalkabilecekler mi? Bu defaki patlama eski krizlere benzemeyecek… Bundan dolayıdır ki İngiliz Mehmet eliyle her şeyiyle teslim olma yoluna gittiler ya… O kadar çok hortumladılar ki… Bu patlamanın gerçekleşmemesi için, hem kapitalizmin AKP rejimini desteklemeye devam etmesi, buna mecalinin olması-kalması, hem de bu milletin bu destek karşılığı AKP’nin kendisini uluslar arası finansçılara, Yahudi sermayesine soydurmasına dayanabilmesi gerekmekte.
Bu soygundan uluslar arası Yahudi sermayesi ile birlikte yerli işbirlikçiler de payını alırken, küçük yatırımcı denilen sıradan vatandaşlar da uğrayacakları zararı en aza indirebilmek adına piyasada “oynamaya” mecbur bırakılıyor. Herkes, batan gemide kendisini kurtarmaya çalışıyor gözükmekte. AKP, gemiyi batırmamak için inkılâp çapındaki tedbirleri almaya cesaret edemediğinden, günü kurtarmak adına emperyalizmaya teslim olmayı tercih etti. Ama insanlar geminin batmasının kaçınılmaz olduğunu gördüğünden, herkes kendini kurtarma derdinde. Erdoğan da yakınıyor: İnsanları altınlarını bozdurmaya ikna edemedik! Niye ikna olsunlar ki? İnsanların sisteme ve sistemin oyuncularına gerçekte güvenmedikleri, ortada oynanan bir oyun olduğunun farkında oldukları burada apaçık gözükmekte aslında. Yoksa bu millet, büyük oynayanlarla büyük oynayacağını ispat etmiştir. Ama ortada büyük oynayan olmadığını görüyorlar ve büyüklük iddia eden güdüklere de esasında inanmıyor ve güvenmiyorlar haklı olarak.
Ekonomi, içtimai hayat, idare, eğitim, hukuk, siyaset vs, kısacası insan ve toplum meseleleri bir bütündür. Enflasyon, iktisadî cepheden ortaya çıkan semptomlardan sadece biri. Çözümün, bütünü bütünlük içinde, sistem çapında kavrayıp, sistem çapında sunulacak tedavilerle mümkün olabileceğini anlamadan… Şimdi, emperyalizme teslim olmuşsun, para dileniyorsun ama bağımsız politika iddia ediyorsun… Bağımsız politika için ekonomik bağımsızlık gerek. Bunun için de Batı’dan kopuş ve bunun getireceği problemlerle yüzleşmek ve emperyalizmaya hizmet ve mal üretmeye dayalı mevcut yapı yerine, emperyalist pazarlara mal satmadan da ayakta kalabilecek yeni bir model ve bu modele hayat verecek ruh olmadan bu işler olmaz. Bu da tarıma dayalı yeni bir ekonomi modelini icbar eder. Finansa dayalı sanal ekonomiden, üretime dayalı reel ekonomiye geçişle…










