BATI İLKESİZLİĞİ – ABD VE VAADEDİLMİŞ HAİNLER

ABD Temsilciler Meclisi, ‘UCM’ye yaptırım’ tasarısını kabul etti

Kabul edilen tasarıya göre ABD, Amerikan vatandaşlarının yanı sıra, İsrail, Japonya, NATO üyeleri, Washington’un ittifak dışındaki ortakları ve Tayvan da dahil olmak üzere müttefik ülke yetkililerini soruşturan, tutuklayan, gözaltına alan ya da yargılayan herkese karşı yaptırım uygulayabilecek.

Yasa tasarısı ayrıca UCM’ye mali, maddi ya da teknik destek sağlayan kişileri de kapsıyor.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, kasım ayı sonunda katil Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama kararı çıkarmıştı.

Oysa aynı ABD, UCM’nin geçtiğimiz yıl Putin’le ilgili tutuklama kararını alkışlamış, Başta ABD Başkanı pedofili sapık ve bunak Joe Biden olmak üzere, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, birçok Kongre üyesi ve Washington’daki karar alma süreçlerinde imzası bulunan birçok isim, UCM’nin Putin hakkındaki kararını büyük memnuniyetle karşıladıklarını açıklamıştı.

Sapık ve bunak Biden, Putin hakkındaki yakalama kararından memnuniyet duyduğunu ifade etmiş, Blinken kararın yerine getirmesi gerektiğini dile getirmiş, UCM’nin Netanyahu kararına sert tepki gösteren ve hatta UCM Başsavcısı Kerim Han’a yaptırım uygulanması gerektiğini savunan senatörlerden Lindsey Graham, Putin’in savaş suçlusu olup, yakalanması ve Lahey’de yargılanması gerektiği yaygarasını yapmıştı.

Netenyahu kararı sonrası ABD, İsrail’in UCM üyesi olmadığını ve dolayısıyla mahkemenin İsrail üzerinde yetkisinin bulunmadığını söylemişti söylemesine ama Rusya da UCM üyesi değildi, hâlâ da değil ve nedense Rusya için akıllarına gelmeyen İsrail için gelivermişe, “akıllanmışa” (!) benziyorlar.

“Batı” dediğimiz yapının elebaşlığını yapan ABD adlı terör ve cinayet yuvası, ilkesiz, ahlâksız ama başkalarını kendi tayin ettiği ilkelere uymaya mecbur gören ve her türlü suçu işledikten sonra bir de baskın çıkmayı iyi bilen yapısıyla esasında Batı’nın tam örnek bir prototipidir. Batı’nın ilkeli görüntüsü, işine geldiği yere kadardır.

Mevcut hâliyle hukuk, güç merkezlerinin, devlet görünümlü çetelerin aralarındaki konsensüsten ibarettir ve konjonktüreldir. Batı hukuksuzluğunu, ahlâksızlığını anlatmaya ciltler dolusu kitap yetmemiştir. Batı’nın barbarlığı, sahtekârlığı, menfaati için her şeyi yapabilmesi, verilen sözlerin durumu idare etmek için olması, Ortadoğu’da da karşımıza çıkıyor, Rusya’da da… Ortadoğu’yu kan gölü haline getirdiler, yüzbinlerce çocuğu katlettiklerini bir de utanmandan, “değdi doğrusu” diye savundular. Hâlâ da katliamlara devam ediyorlar. Rusya’ya da NATO’nun genişlememesi, Ukrayna’nın NATO’ya alınmayacağı hususunda sözler verdiler, Minsk sürecinin bile Rusya’yı oyalamak için bir gösteriden ibaret olduğunu itiraf ettiler ama günün sonunda kendi menfaatlerini korumak, Ukrayna’da yaşayan Rusça konuşan azınlığa yapılan saldırıları bertaraf etmek için harekete geçen Rusya için saldırgan taraf tanımlamasın yapıp, savaşın kışkırtılmasında Batı’ya maşalık yapan, kendini Batı’ya kullandırtan Ukrayna yönetimini, Ukrayna’nın “zamanı gelmiş hain”lerini “vatan müdafaası yapan meşru güç” olarak görüp, savaşı kışkırttılar, destek oldular, olmaya da devam etmekteler.

Dünyada savaş, zamanı gelmiş fikirle, Barbar Batı, liberal çapulcu Atlantikçiler arasında devam etmekte. Liberal çapulcu Atlantikçi cephe, “zamanı gelmiş fikrin” temsilcileri, yol açıcıları karşısına, her coğrafyada liberal çapulcu Atlantikçiliğin işbirlikçisi “zamanı gelmiş hain”lerini sürmekte. Liberal çapulcu Atlantikçiler ve bunların işbirlikçisi zamanı gelmiş, vaadedilmiş hainlerin zaman zaman kendi aralarındaki sürtüşmeler bir yana, bunlar, vaadedilmiş fikrin temsilcisi gerçek insan soyu ve yol açıcılarının mücadelesi karşısında hemen birlik oluverirler.

Bizim “Batı ilkesizliği”nden bahsettiğimiz yerde, hemen başka bir Batı ajanı, “Batı öyle de sanki Doğu iyi mi?” diye yırtık dondan fırlar gibi fırlayarak, Batı’yı, sözde Doğu’nun yanlışı üzerinden temize çıkarmaya çalışıyor. Doğu, gerçek doğu öyle değil. Bugün Doğu adına iş görenler, esasında Batı’nın bir mukallidinden, işbirlikçisinden, vaadedilmiş hainlerden başka bir şey değil, onu anlatmaya çalışıyoruz. Batı’ya karşı sözde çıkışları bile, Batı’nın çizdiği sınırlar dairesinde, Batı’nın belirlediği marjları aşmayacak tonda. Şu unutulmasın: Batı kültür ve yaşayışının ulaştığı her yer Batı’dır! Yani, fizikî olarak Doğu’da bulunmak, Doğu olmaya yetmez. Bugün Doğu’da hâkim olan rejimler de esasında Batı imâlatıdır ve bunlardaki suçların faturasını ödemesi gereken de işbirlikçileriyle beraber Batı’dır… Vaadedilmiş hainleri üretip, hazırlayıp başımıza dikenler de kendileri… Demokrasi de bu üretilmiş ve yol verilmiş hainleri temsil vekaletini meşru yoldan elde etmişlercesine göstermenin vasıtası.

Haber -Yorum: Alâaddin Bâkî AYTEMİZ

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin