‘İSRAİL’LE ÇATIŞMAYA NİYETİMİZ YOK’ İTİRAFI

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İsrail dahil hiçbir ülkeyle çatışmaya niyetimiz yok

Geçtiğimiz haftanın en önemli hadiselerinden biri, Hakan Fidan’ın, 9 Nisan’da CNN Türk’te Hande Fırat’a söylediği, “İsrail ile çatışmaya niyetimiz yok!” itirafı oldu.

İktidar ve yalakaları, “Suriye’yi fethettik sıra İsrail’de” derken, Hakan Fidan itirafı ile gerçek niyetleri bir kez daha ortaya koymuş oldu. Bakan Fidan‘ın itirafı şu şekilde geldi:

“Türkiye olarak Suriye’de sadece İsrail’le değil, herhangi bir ülkeyle çatışma niyetimiz yok. Suriye bağımsız bir ülke ve artık yeni bir Suriye ile karşı karşıyayız. Bu Suriye’nin kendi savunma politikasını, kendi dış politikasını, kendi bölgesel işlerini, kendisini dizayn etmesine izin vermek gerekiyor. Niyet okuyucu yaklaşımlarla bir takım ön alıcı tedbirler geliştirmeye çalışmak, İsrail’in yaptığı gibi provokatif oluyor. Bizim özellikle bölge ülkeleriyle, Ürdün’le, Irak’la, Lübnan’la bir araya gelerek Suriye’nin de dahil olduğu kurduğumuz platform, DEAŞ ile mücadele başta olmak üzere güvenlik sorunlarını mercek altına alan bu platform gerçekten çok işe yarıyor. Bu aslında özgür egemen Suriye’nin kendi istekliliğiyle, bölge ülkeleriyle bir araya gelerek uzun yıllardır kurmaya başladığı ilk ciddi platform…”

DEAŞ’la mücadele ediyorsun da İsrail’le niye mücadele etmiyorsun?

DEAŞ teröristse, İsrail için terörist diyen de Erdoğan değil mi?

DEAŞ’la çatışılır ama İsrail’le niçin çatışılmaz?

İsrail’le çatışmaya niyetimiz yok demekle zaten İsrail’in katliamlarına sessiz kalınacağı açıkça ilân edilmiş oldu. Gazze hamasetinin, kırmızı çizgi söyleminin de kolpa olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Sözümüz pazarlıksız Allah ve Resûlü diyen müslümanlara, yani “AKP olmazsa olmaz” şartını, pazarlığını bırakmayanlara değil: İşte durum ortada. Şimdi AKP ile bu iş olmayacak, AKP kendisi itiraf ediyor. Peki siz müslümanlar, siz ne yapmayı düşünüyorsunuz? AKP’yi Hâlâ bir yük olarak sırtlamaya devam mı? Engelcinin AKP olduğu anlaşılmıyor mu hâlâ? Engelci, düşman değildir. Engelci, bizden gözükerek yola engeller çıkartandır. Engelci, münafık olandır. Bizi yoldan alıkoyan esas güç, karşımızdaki düşman mıdır, yoksa içimizdeki engelci mi? Efendi Hazretleri’nin desteklediği 1919 hamlesi ki bizim kutup yıldızımız olarak tam bağımsızlık idealini hedefler. Bu hedefle, yani tam bağımsızlık Kızılelması ile aramıza girenlerse, ister laik, ister kemalist, ister müslüman, ister şu, ister bu kılıkta arzı endam etsinler, aradan çıkarılması gereken unsurlardır. İBDA Adımlar, 1919 tam bağımsızlık ruhu ile yol almaya devam edecektir.

“Ortadoğu’da İsrail diye bir devlete yer yoktur!” der Salih Mirzabeyoğlu. Tam bağımsızlığın tamama erebilmesi için İsrail’in varolmaması gerekir. Ki, kimi Yahudiler bile İsrail’in varlığının tehlikesine dikkat çekmekteler. Bu çerçevede, İsrail’in varlığını tanıyıcı Filistin’de iki devletli çözüm, İsrail’i meşrulaştırıcı bir münafık operasyonu olabilir. Ya “Ortadoğu’da İsrail diye bir devlete yer yoktur!” hükmünün safındasın ya da “Filistin’de iki devletli çözüm, İsrail’in ve bölgenin güvenliğinin teminatıdır” diyenlerdensin…

Peki bölgedeki Yahudiler ne olacak?

İsrail öylesine büyük bir kin ve nefret tohumu ekiyor ki, rüzgâr eken fırtına biçer hesabı, bu iş, sonunda İsrail devletinin zaten topyekûn ortadan kalkması muhtemel neticeler doğuracak. “İki devletli çözüm” çığırtkanları da ihanetleri tescillenmiş olarak İsrail’le birlikte tarihin çöplüğündeki yerini alacak.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.