ÖRÜMCEK AĞI OPERASYONU – CAYDIRICILIĞIN KAYBEDİLMESİ
Oğuz BEKDEŞ
Sayın Putin, gerçek düşmanın, vekilleri aracılığıyla sana vuracağı binlerce kesikle, yavaş bir ölümle ölmek mi istiyorsun?
Düşmanın, burada, iki temel asimetriden kaynaklanan net bir kazanma hamlesi var. ABD, vekiller aracılığıyla savaşırken, Rusya kendi topraklarında (Ukrayna dahil) savaşıyor. Ve diğer temel faktör ki, ABD, çatışmayı nükleer savaşın eşiğine getirse bile şayet öleceğinden eminse o çizgiyi geçmeyi göze alamayacağıdır. Yani ABD, savaşı tırmandırarak ölüme koşmak yerine, “ölü olmaktansa hayatta ve imparatorluksuz kalmak daha iyidir” diye yenilgiye katlanmayı tercih edecektir.
Bu, Rusya’nın nükleer silâhlarla vekilleri ortadan kaldırabileceği (Fransa ve İngiltere dahil ve aslında teknik olarak mümkünse onları ortadan kaldırmak en güçlü mesaj anlamına gelir) ve Avrasya’daki ABD varlığına son verirken, ABD’nin kaybı kabûl edip geri çekileceği anlamına gelir; çünkü geriye kalan tek şey Rusya’ya doğrudan saldırmak ve kendi sonunu garantilemek olacaktır.

Ancak bu operasyonu doğru uygulanmak gerekir. Fransa ve İngiltere’yi silâhsızlandırmak için iyi koordine edilmiş bir operasyon (Kremlin’in onları da hedef aldığını ve kendini nükleer olmayan vekillerle sınırlamadığını gösterecek) ve Avrasya’da NATO ve ABD’ye büyük bir balistik ve hipersonik seyir füzesi saldırısı.
Yine temel bir asimetri var: ABD, Rusya’nın kendisi kadar bile vekillerini -Ukrayna’ yı- umursamıyor. Bu da Rusya’ nın Ukrayna’ da kazanıyor oluşunu hiçe indiriyor.
Ama dediğim gibi, bu asimetriler Rusya’ya karşı işliyor ve Batı, şimdiye kadar bunu çok ustaca kullanmakta; sonuç olarak savaşı kesin bir şekilde kazanmaya doğru gidiyor. Tıpkı aynı zayıflığı kullanarak Soğuk Savaş’ı kazandığı gibi.
Rus elitlerinin çıkarları, ülkenin bir bütün olarak çıkarlarıyla temelde çatışıyor. Bu -sembolik olarak- Londra’da, Moskova’dan daha fazla konuta sahip olmalarıyla ifade edilebilir, bu nedenle Londra -muhtemelen sadece bu nedenle-, Rusya’nın nükleer silâhlarla hedef alamayacağı yasak bölgedir. Ancak diğer yandan -daha derin bir mesele olarak-, Batılı elitlerin, bu savaşı kendi statüleri ve kendilerine fayda sağlayan sistemi korumak için vermeleridir. Bu amaçla, hayat-memat meselesi olarak Rusya’yı yağmalamalılar…
Rus elitleri bu savaşı ciddi bir şekilde vermeye başlayacaklarsa, kendilerine fayda sağlayan mevcut sistemi, başka bir şeyle değiştirmek zorundalar. O pis, söylenemez “Stalinizm” kelimesi gibi kokan bir şeyle.
Rusya’nın trajedisi, Bolşeviklerin 1917’de iktidara geldikten sonra 1929’da Stalin’in “Batı’ya yetişmek için on yılımız var, yoksa yaklaşan büyük savaşta tamamen yok olacağız” demesine mukabil, 1939’da başlayan savaşta 1941’e gelidiğinde Stalin’in hâlâ tam olarak hazırlıksız olmasıydı. 1930’lardan itibaren ülkeyi savaşa hazırlama işini nisbeten yerine getirmiş olması sonunda galip gelmesine yetti; ancak felâket bir maliyetle. Ve Putin, 1999’da iktidara geldi, Batı’ya yaranmaya çalıştı, kapılarını aşındırdı, bu işe yaramadı. Ardından 2007’de (Münih Konferansı) büyük bir savaşın yaklaştığını, Batı tarafından kuşatılmak istendiğini bildiğinin açık bir delili olan o meşhur konuşmayı yaptı, ancak ülkeyi kaçınılmaz olan, yaklaşan büyük savaşa hazırlayamadı ve savaş başladıktan sonra bile hazırlık sürecine başlamadı. Tam bir seferberlik ilan edilmedi ve uygulanmadı. Blöflerle sorunun üstesinden gelebileceğini düşündü veya bu etrafındakilerce empoze edildi. Bu yüzden birinin devasa ülkenin her yerine insansız hava araçlarıyla dolu kamyonlar göndermesi, en hassas askerî üslere yaklaşması ve onları çok kötü vurması bu kadar kolay oluyor. Caydırıcılık bitti. Şimdi caydırıcılığı tekrar ikâme etmek gibi müşkülle boğuşuyor. Artık blöfler işe yaramıyor.
Rus oligarşisi ciddi bir şekilde savaşmayı istemiyor. Rusya’da mevcut rejimi kapitalist olarak devam ettirmenin bedeli, onun çöküşü olacaktır. Mevcut liderlik de ideolojik olarak buna bağlı olduğundan Batı’ ya karşı zaafiyet devam edecektir. Ayrıca zaten çok geç, çünkü füzeler çok yakında Rusya’ya uçmaya başlayacak, sosyoekonomik sistemi değiştirmek için zaman yok ve ciddi bir şekilde seferber olmaya başlamak için çok az zaman var.
Kapitalist sistemden tam bir seferberlikle vazgeçilmiş olsaydı; bir düşünün. Öncelikle, İngiltere’de malikaneleri olan, İsrail ile çifte vatandaşlığı olan ve Putin’in etrafında dolaşıp ona ne yapması gerektiğini söyleyen her türlü diğer uzlaşmacı bağlantıları olan oligarklar olmayacaktı. Ülke tehdit altında olduğu ânda Derin Rusya bir araya gelecek, gerekli direktifleri yayınlayacak ve sorun kararlı bir şekilde ele alınacaktı. Hem de ülke doğrudan saldırıya uğrama noktasına gelmeden çok önce… Bugünkü mevcut aşamaya gelinmeyecekti.
Diğer bir husus, seferberlikle birlikte yeniden şekillendirilen iç güvenlik türü, Örümcek Ağı Operasyonu’nu imkânsız hâle getirecekti. Hem istihbarat işini iyi yaptığı hem de ekonomik sistem buna izin vermediği için. Bunun nasıl yapıldığına bir bakın: Biri Çelyabinsk’te özel bir şirket kurdu, bir depo kiraladı, orada hiçbir denetim olmadan istediğini yaptı, kamyonları orada hazırladı, sonra da onları Murmansk ve Irkutsk’a götürecek insanları işe aldı. Bu, seferberlik şartlarında olsa kesinlikle gerçekleşmeyecekti; çünkü tüm depolar ve kamyonlar bir devlet kuruluşunun kontrolü altında olacaktı. Özel kişilerin bunu başarmak için kaynaklara erişimi olmayacaktı. Bu nedenle tüm bu saldırı vektörü kesilecekti. Belki özel araçlardan az sayıda drone fırlatabilirsiniz, ancak bu çok az sayıda drone olacaktır ve bu tedarik zinciri bile çok sıkı kontrol altında olacağından bu da zor olacaktır.
Putin’in Rusya’sında mı? Her şey serbest, tam bir anarşi, iç güvenlik yok. Rusya’nın hayatta kalması için verilen savaşın dördüncü yılında…










