İKLİM KANUNUN TBMM’DE KABÛLÜ VESİLESİYLE, UFUK COŞKUN ŞAHSINDA AYDIN ELEŞTİRİSİ

Alâaddin Bâkî AYTEMİZ

İklim kanunu TBMM’de kabûl edilmeden önce, bu kanunun emperyalizmanın dayatması demek olduğu, emperyalizmanın boynumuza vuracağı yeni bir boyunduruk olduğu, bu kanun sayesinde emperyalizma için yeni gelir kapısı açılacağı, Türk milletinin emperyalizma tarafından biraz daha söğüşlenmesine yol verileceği ve haliyle yerli işbirlikçilerin de bu gelirden pay alacağı çokça yazılıp çizildi.

Evet, kanun yerli (!), millî (!), acayip anti emperyalist (!), Türk Milleti’den başka bir şey düşünmeyenlerce kabûl edildi…

Türk Milletini düşünüyorlar düşünmesine de, niyetler başka…

Bir de buna karşı verilen tepkiler var elbette.

Özellikle AKP’ye müzahir medyada yazıp çizerken, bu yapılanın ne kadar büyük bir ihanet olduğunun farkında olduğu hâlde, farkında oldukları bu hakikati yarım ağızla söylemek zorunda kalarak, hakikati gür sesle haykıramamaktan dolayı kıvranıp duranların hâline ibretle şahit olmaktayız.

İşte, Ufuk Coşkun da onlardan biri.

Yazmış, etmiş ve mesuliyeti vekillere paslamış.

Coşkun, vekillerin Erdoğan’ın vekilleri olduğunu bilmiyor mu?

Ama hakikati apaçık söyleyemiyor. “Mesul Erdoğan” diyemiyor…

Hak sûretinde görünüyor ama hakikati perdeliyor, örtüyor.

Reis’i teşhir etmektense, “vekiller” diyerek Reis’i sütreleyip, Hakkı, hakikati perdelemeyi tercih ediyor.

İşte yazısı:

Krizde olan iklim mi küresel elitler mi?

Ufuk Coşkun

Aşırı işlenmiş kimyasal yoğunluklu gıdaların sağlığa zarar verdiği, kronik hastalık ve kronik bağımlılığın arttığı, ilaç şirketlerinin de buna ilaçlarla karşılık verdiği, yatırım şirketlerinin ise her iki taraftan kâr elde ettiği korkunç bir sistem inşa edildi.
Kimileri buna “sektör” diyor!
Bu inşa edilen sistem sadece şirketler tarafından değil aynı zamanda hükümetler tarafından savunuluyor ve kurumlar tarafından da meşrulaştırılıyor.
Son yıllarda toplumlara dayatılan iklim krizi palavrası da bu çarkın içinde. Oysa krizde olan iklim değil belli ki küresel elitlerin finansman sorununu çözeceğiz!
Davos merkezli bir kuruluş olan McKinsey & Company yayınladığı raporda “Dünyanın net sıfıra ulaşmak ve doğayı iyileştirmek için yılda 3,5 trilyon dolara kadar ek yatırıma ihtiyacı var” diyor.
WEF tarafından kurulan Giving to Amplify Earth Action (GAEA) adlı bir örgüt de bu parayı toplamaya kararlı.
WEF iklim felaketini önlemek için mümkün olan en kısa sürede 13,5 trilyon dolara ihtiyaç olduğunu söylüyordu.
Burada sihirli kelime karbonsuzlaştırma. Ve karbonsuzlaştırma adı altında şehirlerde araç kullanmak için vergi ödemeye zorlanacağız.
Londra merkezli bir kuruluşu olan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) iklim stratejisinin bir parçası olarak uluslararası deniz taşımacılığına küresel bir karbon vergisi getirmeyi planlıyordu.
1948’de kurulan IMO bilindiği gibi uluslararası nakliyede güvenlik ve çevre standartlarından sorumludur. Sözde iklim krizi bahanesiyle sektörü “karbondan arındırmayı” hedefliyor.
Bu da, özellikle karbon emisyonlarının fiyatlandırılması anlamına geliyor.
Devam edelim, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), karbon kredilerinin rolü ve temiz enerjiye geçişi teşvik etmek için, 2030 yılı başına kadar yıllık 4,5 trilyon ABD doları yatırıma ihtiyaç duyulacağı uyarısında bulundu.

Enerji dönüşümüne yatırım yapmanın maliyeti, 2023’te 1,8 trilyon dolardan 2030’a kadar yılda 4,4 trilyon dolara çıkması bekleniyor. Paranın, vatandaşların yakıtlar, ısı ve karbon yayan hemen hemen her şey üzerindeki fahiş vergiler yoluyla ödediği karbon vergisinden gelmesi gerekiyor.
Ayrıca emisyonları azaltmada araç trafiğini, hava yolculuğunu, et tüketimini ve fosil yakıt kullanımını azaltmak a yer alıyor.
Karbonun fiyatlandırması meselesi DAVOS’ta konuşulmuş ve herhangi bir borsa veya bankacılık sisteminden daha karlı bir seçenek gibi duruyor denilmişti.
Şimdi asıl meseleyi biliyoruz öyle değil mi? Sahte pandemi döneminde küresel elitlerin şirketlerine nasıl para transferi yapıldıysa sözde iklim krizi adı altında da aynı şekilde para transferi yapılacak.
Bu yüzden WEF, “küresel iklim acil durumu” çağrısı yaparak iklim krizini küresel risklerin en başına koydu.
Bizim milletvekillerinin sorgulaması gereken şey şudur; Büyük sıfırlamacı elitler, insanın ve doğanın en temel yapı taşı olan karbonu neden düşmanlaştırdı? Karbon bugün bir Müslümanın düşmanı olabilir mi?
Dünyanın saygın bilim adamları, “Geçtiğimiz 35 yılda 2016’ya kadar Dünya’daki yeşil bitki örtüsü %14 arttı. Ve bu CO2 sayesinde oluyor. Karbondioksit dünyadaki tüm yaşamın temeli olan bitki besinidir” diyor.
O halde iklim kanunu ile karbon neden hedefe konulmak isteniyor? Elbette bunu sorgulayacaklarını düşünmüyorum. Neticede bu bir dayatmadır.
Kısacası iklim krizi adı altında karbonu düşmanlaştıran ve vergilendiren zihniyet, Klaus Schwab’ın “büyük sıfırlama” planının bir parçasıdır. Toplumları sömürmenin bir yoludur bu. İklim krizde değildir. Asıl sorun toplumları sömüren sistemdir.

Sayın Coşkun, kendince “sistem” eleştirisi yaparak yazıyı bitirmiş.

İyi de Sayın Coşkun, sistemler kendi kendilerine işlemez ki, onları yürüten insanlardır. O sistemler içinde yer alan, o sistemleri hayata geçiren, birilerinin menfaati için kurulan sistemleri, diğerlerine zorla uygulayanlar olmadan sistemler işlemez.

Bu sistemi burada işletenler, yürütenler kim?

Kemalistler mi? Laikler mi? Mecliste hangi partinin vekilleri ellerini kaldırdı? O kalkan eller, Erdoğan’a rağmen kalkabilir miydi?

Hadi Erdoğan diyemedin, AKP de mi diyemiyorsun?

Asıl sorun, toplumları sömüren sistemleri yürüten işbirlikçiler ve bu işbirlikçilerin adını ağzına alamayan sahte aydınlardır. Kuru kuruya sistem eleştirisi yapmakla, sisteme karşı olunmaz! “Karşı olunurken yaşatılan sistem” diye bir gerçek var dünyada. Sisteme karşısın ama sistemi işletene destek…

Ne büyük keskinlik ama…

One thought on “İKLİM KANUNUN TBMM’DE KABÛLÜ VESİLESİYLE, UFUK COŞKUN ŞAHSINDA AYDIN ELEŞTİRİSİ

  1. Iklim kanunu değil Emperyalist sömürge kanunu hiçbir Avrupa ülkesinde Batı ülkesinde iklim kanunu diye bir şey yokken Sadece Türkiye’ye daha yatıyorlar kimin iktidarında da yatıyorlar Tabii ki Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanı Tayyip’in iktidarında çünkü bütün orman alanlarını imara açıyorlar ranta açıyorlar Lanet olsun bunların düzenine Lanet olsun bunların Zalim düzenine para için her şeyi yapar bu Zalimler AKP iktidarı Zalim bir iktidar yanan Ormanlardan belli değil mi 3-4 gündür bütün ormanlar yandı ve Tayyip Bir gün çıkıp içimiz yanıyor ormanlar yanıyor kahroluyorum demiyor Çünkü içten içe seviniyor Çünkü her yanan orman AKP ve yandaşlarına rant imar olarak geri dönüyor bunların dini imanı para küresel emperyalistler emreder saraydaki Zübük Tayyip yapar iklim kanunu tam bir ülkeyi sömürü altına alma ülkenin ormanlarını yok etme kanunudur Kanada’da Amerika’da Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde bir ağaç kesmenin cezası iki yıldan 5 yıldan başlıyor Kanada’da bir ağacı kesmenin cezası tam 10 yıla kadar hapis cezası ve binlerce dolar ceza ama aynı emperyalistler sıra Türkiye’ye gelince orman alanlarını imara aç diyorlar Örneğin Kanadalı maden şirketleri her yerde Türkiye’de maden şirketleri var Kanada’nın ve orman alanlarını zeytin alanlarını yok ediyorlar kimin eliyle Tabii ki emperyalizmin kuşağı Tayyip eliyle.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin