ZENGEZUR KORİDORU PROJESİ, NATO VE AMERİKA’YI KAFKASLAR’A SOKMA HAMLESİNE DÖNÜŞTÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR
Adnan DEMİR
Son günlerde yaşanan Rusya- Azerbeycan gerilimini daha iyi anlayabilmek için ve yine son günlerde Azerbeycan-Ermenistan-Türkiye hattı üzerinde sıklaşan diplomasi trafiğinin sebebi olan Zengezur Koridoru meselesini anlayabilmek adına -haritada da görülen malûm koridor- Rusya’nın garantörlüğünde ve gözetiminde, Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan barış anlaşmasının tam metnini sunuyorum:
1- Dağlık Karabağ çatışma bölgesindeki ateşkesi ve tüm askerî harekâtın 10 Kasım 2020 tarihinde Moskova saati ile 00.00’da durdurulması plânını ilân eder. Bundan sonra “Taraflar” olarak anılacak olan Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti, hâlihâzırda ellerinde bulundurdukları bölgelerde kalacaklardır.
2- Ermenistan tarafının elinde bulunan, Azerbaycan’ın Kazak Bölgesi, Ağdam bölgesi ve toprakları 20 Kasım 2020 tarihine kadar Azerbaycan’a geri verilecektir.
3-Dağlık Karabağ’daki temas hattı ve Laçin koridoru boyunca, Rusya Federasyonu barış gücüne ait 1.960 hafif silâhlı askerî personel, 90 zırhlı personel taşıyıcı araç, 380 adet otomobil ve özel teçhizatlı araç konuşlandırılacaktır.
4-Rusya Federasyonu barışı gücü, Ermenistan silâhlı kuvvetlerinin çekilmesiyle eş zamanlı olarak bölgeye konuşlandırılacaktır. Rusya Federasyonu barış gücünün bölgedeki varlığı 5 senedir. Bu 5 yıllık süreç, tarafların sürenin bitimine 6 ay kala itiraz etmemeleri halinde otomatik olarak 5 yıllık periyodlarla uzar.
5-Çatışmanın muhataplarınca anlaşma hükümlerinin uygulanması sırasındaki kontrolü daha etkili kılmak maksadıyla, ateşkesi kontrol etmek üzere bir barışı koruma merkezi meydana getirilecektir.
6-Ermenistan Cumhuriyeti 15 Kasım 2020 tarihine kadar Kelbecer Bölgesi’ni ve 1 Aralık 2020 tarihinde ise Laçın Bölgesi’ni; Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasındaki bağlantıyı sağlayacak ve aynı zamanda Şuşa şehrine kadar ulaşmayacak olan 5 kilometre genişliğindeki Laçın Koridoru’nu elinde tutmak kaydıyla, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne geri verecektir.
7-Tarafların mutabakatı ile, önümüzdeki üç yıl içinde, Laçın koridoru boyunca Hankendi ve Ermenistan arasında iletişimi sağlayacak ve Rus barış gücü tarafından korunacak yeni bir trafik güzergahının inşası için bir plân belirlenecektir.
8-Azerbaycan Cumhuriyeti sivillerin, ulaşım, yük araçlarının Laçin koridoru boyunca her iki yönde de geçiş güvenliğini garanti eder.
9-Bölgede yerinden edilmiş siviller ve mülteciler, Dağlık Karabağ topraklarına ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kontrolü altındaki komşu bölgelere geri döndürülecektir.
10-Savaş esirlerinin, diğer tutukluların ve cenazelerin değişimi gerçekleştirilecektir.
11-Bölgedeki tüm ekonomik bağlantılar ve ulaşım bağlantıları durdurulacaktır. Ermenistan Cumhuriyeti Azerbaycan Cumhuriyeti’nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında sivillerin, ulaşım ve yük araçlarının her iki yönde serbest bir şekilde hareketini organize ermek maksadıyla ulaşım bağlantısı sağlayacaktır. Ulaşım kontrolü, Rusya Federal Güvenlik Sevisi’nin (FSB) Sınır Muhafız Organları tarafından yürütülecektir.
Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’ın batı bölgelerine bağlayan yeni ulaşım yolları inşa edilecektir.
Görünürde tüm bölge ülkelerinin (ve özellikle Ermenistan’ın) menfaatine gibi duran bu proje Amerika ve NATO’nun iştahını kabartmış görünüyor…
Bu koridor vesilesiyle, Rusya’yı oyun dışı bırakıp -yukarıdaki anlaşmada da açıkça görüleceği üzere Rusya’nın dahil edilmesine söz verildiği hâlde-, Ermenistan’ı da ikna ederek Rusya’yı kuşatma hesapları yapılıyor; kimin adına ?
Amerika ve NATO taşeronluğu adına girişilen bu gerilim süreci, öncelikle hem İran hem de Rusya’yı tehdit aracına dönüştürülmeye çalışılıyor.
Bu Rusya’yı kuşatma projesi, Paşinyan liderliğindeki Ermenistan’ı Rusya’dan koparıp Batı bloğuna dahil etme hamleleri, Rusya ile ilişkilere tamamen son verme süreciyle birlikte Ermenistan’da yeni bir istihbarat örgütü kurma çalışmalarıyla hız kazandı.
Muhtemelen bu ayın sonunda gerçekleşmesi planlanan Paşinyan-Aliyev görüşmesi bu sürecin nereye evrileceğini netleştirecek.
Tüm bu gelişmeler, bölgemizde, Amerika, NATO ve İsrail karşıtı kim varsa ona yönelik saldırıların bir parçası ve bu saldırıyı Amerika’nın müttefiki ve İsrail’in işbirlikçisi ve aynı zamanda NATO Paktının bir üyesi olan Türkiye üzerinden tezgâhlamaya çalışıyorlar.
Son sözüm de şu olsun:
HODRİ MEYDAN!










