ALASKA’DA AYI VE KARTAL KARŞI KARŞIYA
Tüm gözler Alaska’da. Ayı-Kartal karşılaşması, 2025 yazında, tarihin şaşırtıcı bir şekilde hızlanmasının bir parçası.
Pepe Escobar
Alaska’dan iki hafta sonra Çin’in Tianjin kentinde Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) yıllık zirvesi var. Hindistan’dan Narendra Modi ve İran’dan Mesud Pezeşkiyan, diğerlerinin yanı sıra Xi Jinping ve Vladimir Putin’e aynı masada katılacak. BRICS/SCO masası…
3 Eylül’de Pekin’de, resmî olarak “Çin Halkının Japon Saldırganlığına Karşı Direniş Savaşı ve Dünya Anti-Faşist Savaşı” olarak tanımlanan zaferin 80. yıldönümü kutlanacak. Putin törenlerin onur konuğu. Geçtiğimiz hafta sonu Tian’anmen Meydanı’nda 22,000 kişinin katılımıyla bir prova gerçekleştirildi.
Aynı gün Rusya’nın Vladivostok kentinde, Çin’in 1990’ların sonunda başlattığı “Batıya Git” kampanyasının muadili olan, Rusya’nın Kuzey Kutbu ve Doğu Sibirya’yı geliştirme çabasıyla ilgili her şeyin tartışıldığı Doğu Ekonomik Forumu başlıyor. Avrasya’nın kilit oyuncuları da burada olacak. Putin 5 Eylül’de genel kurula hitap edecek.
Bu arada Çin, Rusya, Brezilya ve Hindistan’dan oluşan BRICS’in önde gelen liderleri, Kaos İmparatorluğu’nun BRICS ve Küresel Güney’e karşı yürüttüğü hibrid savaşın bir parçası olan tarife savaşlarına ortak bir yanıt vermek üzere telefon görüşmelerinde aktif olarak yer alıyor.
Alaska’nın çok daha büyük bir şeye nasıl zemin hazırladığını görelim.
Zirve, Putin’in danışmanı Yuri Uşakov’un kısaca “Amerikan tarafından gelen ve kabul edilebilir olduğunu düşündüğümüz bir teklif” olarak tanımlamasının ardından duyuruldu.
Bu cümle, Washington’dan gelen durmak bilmeyen sözlü saldırıların aksine Kremlin’in yorum yapabileceği en son noktaydı. Kremlin’in Amerikan teklifini dikkate alması bile Rusya’nın savaş alanında ve jeoekonomik alanda elde ettiği başarıların üstü kapalı bir şekilde tanınması anlamına geliyor.
Zamanlama. Neden şimdi? Özellikle de Trump Rus petrolü alıcılarını gümrük vergileriyle tehdit ettikten sonra? Esasen, çünkü seçilmiş derin devlet silolarındaki askeri istihbarat hesap yaptı ve sonunda Ukrayna’daki uzun vekalet savaşının kaybedildiğini kabul etti.
Dahası, Trump kişisel olarak bunu atlatmak ve Sonsuz Savaşlar’ın sonraki bölümlerine odaklanmak istiyor – gerçekten önemli olanı da dahil olmak üzere: “varoluşsal tehdit” Çin’e karşı.
Moskova’nın bakış açısına göre, kalibre edilmiş yıpratma savaşının başarılı sonuçlarına bağlı olarak, savaş alanındaki gerçekler özel askeri operasyonun devam ettiğini ve ateşkes olmadığını; en iyi ihtimalle birkaç günlük “insanî” bir duraklama olduğunu gösteriyor. Amerikalılar en azından birkaç haftalık bir ateşkes istiyor.
Her iki tarafın bakış açısını uzlaştırmak Sisifos’a özgü bir görev olacak. Yine de Alaska sadece bir başlangıç: Uşakov’a göre bir sonraki toplantının Rusya Federasyonu’nda yapılması planlanıyor.
Trump’ın amaçları kolayca tespit edilebilir: ABD’nin bu karmaşadan kurtulduğu algısını yaratmak; bir tür ateşkes; ve Rusya ile -özellikle Kuzey Kutbu’nda- iş yapmaya geri dönmek.
Buna paralel olarak, herhangi bir anlaşma olması halinde, derin devlet Donetsk ve Lugansk da dahil olmak üzere yeni Rus bölgelerini asla tanımayacak ve ileride NATO önderliğinde bir savaşın tekrarlanması için Ukrayna’yı “arkadan yöneterek” yeniden silahlandırmaya çalışacaktır.
Dolayısıyla ABD-Rusya uçurumu, Amerika’nın kendi içindeki uçuruma ve en önemlisi Trump-NATO/AB uçurumuna da yansıyor. Zavallı Kiev aktörünü kurtarmaya çalışan ve korkutuculuğu süs köpeğinden ileri gitmeyen Avrupa sürüsü, zirveyi daha gerçekleşmeden raydan çıkarmak için -olası siyah kuğularla birlikte- taklalar atıyor.
Trump’ın kudurmuş NATO/AB sürüsüne herhangi bir anlaşmayı kabul ettirmesi mümkün değil. Ancak hiçbir şey onu savaşı -tamamen- onlara devretmekten daha fazla memnun edemez. Bu durumda derin devlet şikayet etmeyecektir, çünkü silah satışı ile büyük euro kârları elde edecektir. Sonuç: Klâsik bir Trump halkla ilişkiler zaferi.
Yine de Alaska’daki ana tema Ukrayna olmayacak. Her zaman anlayışlı olan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergei Ryabkov sadede geldi: Asıl önemli olan “Rusya-ABD ilişkilerinde daha önce birkaç yıldır olmayan sağduyunun ilk işaretlerinin görülmeye başlanmasıdır.”
Ryabkov tehlikelerin de altını çizmekte gecikmedi: Dünyada nükleer çatışma riski “azalmıyor”; ve Rusya “Yeni START Anlaşmasının sona ermesinden sonra nükleer silâh kontrolünün tamamen ortadan kalkacağı” riskini görüyor.
Bu da bizi Kuzey Kutbu’na getiriyor; ve yaklaşan Vladivostok forumunda kesinlikle derinlemesine tartışılacak ciddi konulara.
Kuzey Kutbu, küresel keşfedilmemiş petrol rezervlerinin en az %13’ünü ve keşfedilmemiş doğal gazın %30’unu barındırıyor. Rusya tüm bu rezervlerin en az yarısını kontrol ediyor. Kaos İmparatorluğu bu hareketin bir parçası olmayı çok istiyor.
Yine de ABD’nin Rusya ile ortak Arktik projelerine büyük yatırımlar yapması mümkün. Tamamen farklı bir şey ise ABD’nin, Çinlilerin Arktik İpek Yolu olarak adlandırdığı Kuzey Deniz Rotası’na (NSR) katılmasıdır. NSR, Asya ve Avrupa arasındaki nakliye süresini %50’ye kadar azaltmaktadır.
Rusya’nın eşsiz nükleer buzkıran filosunun genişletilmesi de dahil olmak üzere NSR için Rus-Çin gerekçesi tam olarak Süveyş Kanalı’nı ve ABD tarafından kontrol edilen bağlantı kanallarını atlamaktır. O halde kilit soru, Moskova’nın Kuzey Kutbu’nda bir Trump-Putin anlaşmasını kabul etmesi için ne gerekeceğidir.
Dolayısıyla Ukrayna konusunda, özel askeri operasyon devam ettiği sürece, şu anda hızla ilerleyen Rusya prensipte tüm kozları elinde tutuyor. Hibrit savaş ve gümrük vergileri konusunda ise ABD yönetici sınıfları, ikincil yaptırımların yol açacağı geri tepmenin ABD’ye ciddi zarar vereceğini fark ederek, ellerinde hiçbir koz kalmadığını anladı. Geriye kalan tek seçenek ticari bir anlaşma: Kuzey Kutbu.
JPMorgan Jeopolitik Merkezi’nin bile Ukrayna karmaşası için en iyi çözümün Gürcistan senaryosu olduğunu kabul etmesi oldukça ilgi çekicidir: Bu, Batı’nın tamamen teslim olması görüntüsünü bir şekilde dengeleyecektir. Sadece Ukrayna teslim olur: NATO yok, AB yok, para yok, güvenlik garantisi yok.
Kıymetli Prof. Michael Hudson, Alaska’nın iki yönde nasıl ilerleyeceğini özetledi: “Birinci bölüm, ABD’nin mevcut çatışmanın gidişatının Putin’in iki yıldır açıkladığı şartlar çerçevesinde Rusya’nın tam zaferiyle sonuçlanacağını kabul edip etmeyeceğidir: NATO üyeliğinin olmaması, yabancı silah tedarikinin durması, Banderacı liderlerin Nürnberg benzeri yargılamaları ve belki de eskiden ‘Ukrayna’ olan Rusya’nın yeniden inşası için Ukrayna ve NATO tarafından tazminat ödenmesi.”
Trump’ın bunu kabul ettiğini varsayarsak, ki bu büyük bir “eğer”, o zaman “yeni bir atomik füze ve silah anlaşmasının yürürlüğe konulup konulmayacağından başlayarak” asıl incelikli kısım geliyor (Ryabkov’u hatırlayın).
Profesör Hudson’a göre Rusya’nın barış anlayışı bu doğrultuda ilerleyecek: “Amerika Birleşik Devletleri ile atom savaşı istemiyoruz. Eğer bir Alman ya da başka bir AB/NATO füzesi Rusya’yı vurursa, misilleme yaptığımızda bunun Kuzey Amerika’ya değil sadece İngiltere, Almanya ve Fransa’ya karşı olacağı konusunda anlaşalım.”
Hudson’a göre “Amerika’nın diğer ülkelere sunabileceği tek bir şey var: Onlara zarar vermeyeceğine dair (geçici) söz. Sanayisizleşmesi ve dünyanın dolarsızlaşması göz önüne alındığında, sunabileceği olumlu hiçbir şey yok.”
Bu haliyle ve BRICS’e karşı yürütülen hibrid savaşın çoklu sonuçları düşünüldüğünde Alaska, Washington’a büyük bir stratejik yenilginin enkazından bir çıkış yolu sunma potansiyeli taşıyor.
Özel askeri operasyonu başından itibaren detaylı bir şekilde anlamaya çalışan herhangi bir analist, Rusya’nın savaşının Ukrayna’dan çok daha büyük bir şey içerdiğini söyleyebilir. Bu her zaman “kurallara dayalı uluslararası düzenin”, aslında tüm eski düzen mimarisinin gömülmesiyle ilgiliydi. Biz konuşurken Novorossiya’nın kara toprağında bu gerçekleşiyor. Stratejik sabır eninde sonunda karşılığını verir.
Çeviren: Adnan DEMİR










