MEFKÛRESİZ BİRLİK OLMAZ
Mehmed KAYA
MİLLÎ BİRLİK, daha çok duygusal bir kabûldür. Yani kendiliğinden, şartların içerisinde tabiî olarak oluşur. Şartlar ya bu birliği dayatır yahut ayrıştırır.
Bugün meseleye bu zaviyeden bakılmayıp da iş, siyasallaştırıldığında; çözüm olarak “masalar”, “süreçler”, “anlaşmalar” gibi temelinde pazarlık bulunan yöntemlere başvurulduğunda mevzu, sürekli inkıtâya uğruyor.
“MİLLÎ BİRLİĞİ şartlar dayatır” derken, meselenin doğallığı yanında; aynı ideâle bağlanmış insan topluluğunun mevcudiyeti de zarurettir.
İşin bu kısmı ise, sürekli vurguladığımız gibi, ancak MİLLÎ MEFKÛRE ile mümkündür. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin bir MEFKÛRESİ yoktur. Bu yokluk içerisinde neyin pazarlığını yapacak, kimi neye bağlayacaksınız?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, parti programlarına mahkûm bir şekilde yol alan, iktidarlara göre renk alan, onların argümanlarıyla yürüyen bir hâldedir. Bu manzara, çözümün kendisi olmak şöyle dursun, bizzat sorunların kaynağı olarak ortada durmaktadır.
Hâlbuki olması gereken şudur: Devletin ebed-müddet bir MİLLÎ MEFKÛRESİ olur; iktidarlar, siyasal iradeler ve fertler bu mefkûreye bağlanarak istikâmete girer. Böylece millet, aynı yöne yürüyen şuurlu bir cemiyet hâline gelir.
İşte bu olmadığında da ortaya, bugünkü gibi başıboş bir nizâm ve insan topluluğu çıkar.










