KIBRIS RUMLARI DA YAHUDİ İŞGÂLİNE KARŞI

Alâaddin Bâkî AYTEMİZ

İsrail’in Kıbrıs Rum Yönetimi altındaki bölgeyi işgâl ve kontrole yönelik hamlelerine karşı, bu hamlenin Türkiye için oluşturduğu tehdit karşısında Türkiye’den yükselen bazı seslerin, özellikle iktidar kanadından yükselen seslerin komikliği apaçık ortada. Kıbrıs açık bir genelev, bir kumarhane, bir kara para aklama merkezi olarak tam da Yahudiliğin isteyeceği bir iklime büründürülmüşken, kısacası Kıbrıs’ta elimizde bir parça topraktan başka bir şey yokken ve işin ruh ve fikir boyutunda zaten Yahudiliğe teslim olunmuşken, bunun müsebbibi olanların, işin ruh ve fikir buudunu örterek meseleyi madde boyutuyla ele alıyor olmaları kaç türlü tezat…

Hem anti-materyalist bir dünya görüşüne, inanca nisbet iddia edecek sonra da buz gibi materyalist, hatta hedonist politikalar uygulamayı nisbet iddia ettiğin inanca uygun göreceksin. Sonra da “aman vatan elden gitmesin!” diyerek, güyâ vatan müdafiî pozisyonunda faik görünmeye çalışacaksın.

Vatan ruhtur, fikirdir; o olmayınca kuru toprak parçası. Vatan, ruh ve fikirden tecrit edilerek kuru toprak parçasına indirgendiğinde elden gider.

İşin esası bir yana, maddemizi korusak bari!

Nasıl?

Askerî olarak şu yapılmalı, bu yapılmalı demeyeceğiz, işi uzmanlarına bırakalım…

Dikkat çekmek istediğimiz husus, Kıbrıs’taki İsrail faaliyetlerinden Rumlarında rahatsız oldukları…

“Ülkemiz elimizden alınıyor, bizi işgâl ediyorlar.”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ana muhalefet partisi AKEL’in Sözcüsü Giorgos Koukoumas şöyle diyor:

  • Son 1-2 yıldır İsrail gazeteleri “Kıbrıs’ta ikinci bir İsrail’in kurulmasından” söz ediyor ve Kıbrıs’ı “İsrail’in arka bahçesi” olarak nitelendiriyor. Güney Kıbrıs’ın her yurttaşı geniş arazilerin toplu bir şekilde İsrailliler tarafından satın alındığını kendi gözleriyle görüyor.
  • Asıl tehlike İsrail’in ülkemizde kabul edilemez düzeyde ekonomik ve siyasi güç elde etmesi ve hâkim sınıflarının nüfûzunu adamıza yayma plânlarının olmasıdır.
  • Daha önce Genel Sekreterimiz bu duruma tepki gösterince İsrail bizi “antisemitizm”le suçladı. İsrail, kendi savaş suçlarını, politikalarını ve barbarlıklarını eleştiren, Filistin halkıyla dayanışma içinde olan ve Gazze’deki soykırımı kınayan herkesi “antisemitizm”le suçluyor. Eğer böylesi keyfî suçlamalarla bizi susturabileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.

AKEL lideri Stefanos Stefanu ise, büyük toprak alımları ve sinagog-okul inşaatlarının “ulusal güvenlik” riski oluşturduğunu beyanla, “Ülkemiz elimizden kayıyor, İsrail bizi işgal ediyor” ifadelerini kullandı. Politis gazetesi 15 bin İsraillinin mülk sahibi olduğunu aktardı.

Kıbrıs’ın sol kanattaki ana muhalefet partisi Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, İsraillilerin Güney Kıbrıs’ta artan gayrimenkul alımlarıyla ilgili endişelerini dile getirdi. AKEL Parti Kongresi’nde konuşan Stefanu, İsraillilerin yalnızca büyük arazi parsellerini değil, aynı zamanda stratejik ekonomik varlıkları da satın aldığını belirterek bu durumun “ulusal güvenlik riski” teşkil ettiğini söyledi.

“BU TÜR BİR YAPILAŞMA DENETİM KAPASİTESİNİ ZAYIFLATABİLİR”

Stefanu, yatırımların konut edinimiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda okullar, sinagoglar gibi topluluk altyapılarının da kurulduğuna dikkat çekerek, bu gelişmelerin “kendi içinde yeterli, dışa kapalı bölgelerin oluşmasına” zemin hazırlayabileceğini savundu. “Bu tür bir yapılaşma, toplumsal uyum açısından kırılganlık yaratabilir ve kamu otoritelerinin denetim kapasitesini zayıflatabilir” diyen Stefanu, hükümete durumu ciddiyetle ele alma çağrısında bulundu.

AKEL’e yakın sosyal medya hesaplarında da dikkat çekici tepkiler yer aldı. Paylaşımlarda “Yeni İsrail” ve “İsrail’in işgal ettiği yeni ülke” gibi ifadeler kullanıldı. Tartışma, ülkede yabancı yatırımcıların mülkiyet edinimlerine ilişkin düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerekip gerekmediği sorusunu da gündeme taşıdı.

Kıbrıs merkezli Politis gazetesinin haberine göre, yaklaşık 15 bin İsraillinin Güney Kıbrıs’ta gayrimenkul sahibi olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca dini ve sosyal faaliyetleriyle bilinen Chabad gibi yapılar da bölgede aktif olarak faaliyet gösteriyor.

Haberler böyle…

Peki, Türkiye, İsrail işgâlinden rahatsız olan Kıbrıs’lı Rumların elini güçlendirmek için neler yapıyor?

Tabiî bütün bunlar maddî tedbirler. Esas tedbir ruh ve fikirde… Vatanı kuru bir toprak parçası olmaktan çıkarabilmekte. Bu olmadıktan sonra, maddî tedbirlerle iş bir yere kadar götürülebilir. Bizdekilere bunu söyleyince de, meseleyi hamaset ve slogan üretmek zannediyorlar. Yaşamadığın bir hakikati başkasına, millete mâledemezsin!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin