SİNEMA SANATI
Selim Gürselgil
İngiliz sinemasının İngiliz dünya görüşüyle dolaysız bir ilgisi vardır. İngiliz sahiciliği, ince zekâsı, pratikliği, kabalığı ve acımasızlığı, İngiliz estetiği olanca yönleriyle bu sinemada sergilenir.
Fransız sineması biraz daha karmaşıktır ama o da fazlasıyla Fransız olmasındandır. Felsefeyi ve sanatı en iyi Fransızlar ele alır (tabii varoluşçular). Sosyalizmi en güzel onlar işler. “Nuar” dedikleri o karanlık dünyaya indiklerinde bile Fransız kalırlar.
Resimde İspanyollar Fransızların ardından gelir. Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçıları da çıkarmışlardır. İspanyol sineması kökleri buralardadır. Ne var ki İspanya’da ciddi felsefe örnekleri olmasına rağmen İspanyol sinemasına solcular hâkimdir. Bu sinemanın bütün başarıları da, rezaletleri de onların eseridir.
Türkiye’de ise bu milletlerdeki gibi değerler ve kökler yoktur. Daha doğrusu onlar yok sayılarak işe başlanır. Türk sinemasına Kemâlistler ve solcular hâkimdir. İkisi de gerçekten sinema sanatı adına utanç vericidir. Kemâlist masal dünyasında yaşar, bir gerçekliği yoktur, hiç alâkasız yerlerden Kemâlizm mesajları vermeye çalışarak daha da batırır.
Sosyalistler ise düşünürmüş gibi yaparken komiktirler. Sosyalistin kafasında “zenginler ve fakirler”den başka hiçbir hayat algısı yoktur. Üçüncü dünya ülkelerine mahsus sığ bir dünyada gezinirler. Çok detaylı girmek istemiyorum: Düşünme taklidi yaparken büyüklerini öykünen veletler gibidirler.
Türk sinemasında sağ da diğerleri kadar sığdır. Sağ yeni konular getirdi. Tarihimize falan döndü. Ama bakın, hepsi birbirinin aynıdır. Bir zekâ belirtisi yoktur. Osmanlı tarihine girdiğinde bile dakka başı bozkurt mesajı verir. Tarihî malzemeyle bile o kadar alâkasızdır. Nerede kaldı onu işleme sanatı/estetiği…
İslâmcı sinema… Kurtuluş ondadır. Doğması gereken, Türk sinemasını dünyada hatırı sayılır bir yere taşıması beklenen odur. Gelgör ki, İslâmcılar bunun farkında değildir. Onlar paralarını ve kabiliyetlerini sanata değil, inşaata yatırırlar. Sinema sanatını her fırsatta dine hakaret eden ve tepki gösterilecek bir şey sanırlar.
Türk sinemasının iyi örnekleri de varsa da çok çok azdır. Çünkü Türklerin henüz ne resim sanatı var, ne fotoğraf sanatı, ne dünya görüşü ve değerleri, ne de gelenekleri. Sıfırdan olmuyor bu işler. İnek Şaban gibi yerel komiklikler en fazla.










