DİN, AKIL VE BİLİM

Selim Gürselgil

Teolog der ki:

– “Din, akıl ve bilime uygundur. Uygun olmayan yerlerini kabul etmiyoruz.”

Bu söz, akıl ve bilime uygun değildir. Akıl ve bilime uygun bir şey din olmaz; çünkü akıl ve bilimin tabiatı değişmektir. Din ise değişmezin bilgisidir. Hiç şüphesiz din, akılüstü bir keyfiyettir.

Fakat her şeyde olduğu gibi, bu keyfiyetin de sapkınları vardır, yobazları vardır. Onlar akıldışıyı akılüstü diye pazarlar. Halk bu ikisini birbirinden ayırdedemez. Böylece sahte bir inanç dinin yerine tutunur.

Dini rasyonalize etmeye çalışan, rasyonel bir şeymiş gibi takdim eden teolog nasıl dinin mahrumuysa, dini saçmaya irca eden softa da aynı şeklide mahrumudur.

Din aklı (ve bilimi) imânın bir rüknü saymadığı gibi, onu inkâr da etmez; sadece akla (ve bilime) yer gösterir. Aklı (ve bilimi) inkâr eden -Hinduluk, Yahudilik- ve halkı saçmaya imâna davet eden bir din, kuru softalıktır.

İşte Müslümanlık üzerinde yapılan sapkınlaştırma çabaları da başlıca bu iki yönden geliyor. Teolog, İslâm’ı bilim ve aklın peşine takarak, değişmezi değişene, akılüstüyü akla, Yaratıcı’yı yaratılana tâbi kılıyor. Softa ise aklı ve bilimi inkâr ederek, dini saçma bir şey hâline getiriyor.

Teistik Darwinizm nasıl bir akıl tutulmasıysa, 5 bin yıllık insanlık tarihi de aynı şekilde bir akıl tutulmasıdır. Biri, tevhidi Darwinizme tasdik ettirmeye kalkıyor, diğeri, saçmaya bağlanarak hakikate meydan okuyor.

Yaratılmışların Tekâmülü ve İlk İnsanlar kitaplarında bu iki yanlışı olanca tafsilatıyla sergilemeye çalıştık. Yeni ve dinî bir bakıştan haber verdik.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin