GERÇEK FELSEFENİN BEDELİ KANDIR
Blunt (@Shinamuller)
Dinle, eğer biri seni köşeye sıkıştırıp şimdiye kadar yazılmış en iyi felsefe kitabını sorarsa, gözlerinin içine bak ve sanki kelimeleri göğsünden söküp çıkarıyormuşsun gibi yavaşça söyle: Bu, Ali Laricani’nin Descartes üzerine yazdığı kitaptır. Aklın Yönlendirilmesi İçin Kurallar’ın Eleştirisi ve İncelemesi. İşte o kitap. Sana düşünmeyi nasıl öğrettiklerine dair sattıkları her yalanı kesip atan bıçak odur.
Adam, Descartes’ın o eski, yarım kalmış kurallarını -tek bir insan zihnindeki sisi dağıtmak için yazılmış o yirmi bir soğuk adımı- aldı ve bunu bütün bir ulus için bir savaş narasına dönüştürdü. Batı’nın sana sunduğu her şeyden şüphe et. Onların yasalarından, değerlerinden, parlatılmış özgürlük modellerinden şüphe et. Geriye sadece kendi berrak ve acımasız kesinliğin kalana kadar her şeyi tecrit et. Eleştiriyorum, öyleyse varım. Yalnız düşünüyorum, öyleyse ülkem de yalnız var olur. O eski Fransız usturasını İslâmî aklın ateşiyle birleştirdi ve yeni bir şey yarattı; tehlikeli ve özgür bir şey… Onu okursun ve kanının farklı akmaya başlar. Sanki devletin kendisi düşünmeyi öğreniyormuş gibi hissedersin.
Ve sonra onu öldürdüler.
Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, sanki arka sokak serserisiymiş gibi başına ödül koydu. Netanyahu ve Trump, o sırıtan iki cellat, işin tamamlanmasını sağladı. Bombalar, dronlar; ellerinde ne varsa kullandılar. Filozof-kralı parçalara ayırdılar; çünkü zihni fazla keskindi, çünkü İran’a, onlara karşı şüphe etmeyi öğretti, çünkü bir halka kendi düşüncelerine sahip olabileceklerini gösterdi.
Bazen onu sabaha karşı üçte düşünüyorum ve gözyaşlarım kendiliğinden gelmekte. Hafif gözyaşları değil. Yakan türden. Çünkü burada, onlarca yıl daha üretmeye devam edebilecek bir zihin vardı; şüpheyle inancı birleştirip bağımsızlığa dönüştüren bir akıl. Ve onu öldürdüler. Kitabı, dünyaya söyleyeceklerini tamamlayamadan öldürdüler. Yazmakta olduğu geleceği öldürdüler.
O yüzden sana felsefe sorduklarında, Laricani dersin. Başlığını söylersin. Hikâyesini anlatırsın. Ve eğer sesin titrerse, bırak titresin. Çünkü bu, tozlu bir akademik metin değil. Bu, berrak düşünceye yazılmış bir aşk mektubu; birilerinin, yazarını öldürecek kadar nefret ettiği bir metin. Gerçek felsefe önemli olduğunda böyle hissedilir. Bedeli kandır.
Kaynak:










