HER VESİLEDE TELEGRAM – KARTACA YIKILMALI
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Yusuf Kaplan’ın Uygur Türkü bir kadının Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilmesi üzerine sosyal medyadan yaptığı çağrıya İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “İlgileneceğim Hocam.” diyerek cevap vermiş.
Bu satırları yazarken, Çiftçi’nin ilgili hanımefendinin durumu ile ilgilendiği ve serbest bırakıldığına dair notu da ekrana düştü. Yusuf Kaplan’ı vesile olduğu hayırdan, Mustafa Çiftçi’yi de “bana ne” demeyerek vazifesi ile ilgili hassasiyetinden dolayı tebrik ederiz. Bir mazlumun daha fazla zulme maruz kalmamasına vesile oldular…
Şimdi söyleyeceklerimizi Sayın Kaplan ya da Sayın Çiftçi duyarlar mı bilmiyoruz, ama biz söyleyelim. Bizim söyledikerlimizi duymasalar bile, bizi takip eden ve en azından Sayın Kaplan’la birebir görüşebilen, ona meseleyi anlattıklarında, Kaplan konuyu sosyal medyasında paylaşırsa, Sayın Çiftçi duyar ve ilgilenir mi?
Konumuz malûm…
Kumandan Mirzabeyoğlu’na yapılan Telegramla şehid edilmiş olması…
Türkiye’de ardı ardına faili meçhûl dosyaların kapakları açılırken, Sayın Kaplan tavassut etse de konuyu devlet erkanına duyaurabilsek…
Yusuf Kaplan’la görüşen, onu bu konuda ikna edebilecek arkadaşlar, görev size düşüyor. Devletin, devlet olarak görevini yapması için belki de böyle irtibatlara ihtiyaç var. En azından görüyoruz ki, Kaplan yazdığında, Çiftçi, “ilgileneceğim hocam” diyerek harekete geçiyor.
İhtimaller…
Kaplanla görüşebilen arkadaşlar Kaplan’dan tavassut etmesini bile istemez… Çünkü…
Kaplan’a söylerler, Kaplan yazmaz… Çünkü…
Kaplan yazar Çiftçi ilgilenmez… Çünkü…
Mirzabeyoğlu, Akıncıların babasıdır. Dava diye heyecanlanan genç arkadaşlar, abi dediklerine, büyük büyük makamlardakilerle görüşebildikleri için havalanan bu zevata şunu sormalarını salık veririrz: Görüştüğünüz devletlûlara, makam sahiplerine, mânevâ babamızı, Kumandanımızı katledenlerle ilgili ne konuştunuz? Kumandan’ın katillerinin bulunması hususunda onları sıkıştırıyor musunuz? Mesuliyetlerinden dolayı hesap soruyor musunuz? Telegram devam ederken susup görmezden gelenler, cinayet işlendikten sonra tam da Kumandan’ın, “beni öldürdükten sonra sağlık sebebinden öldü düyecekler” diyerek ikâz ettiği gibi, cinayet yerine sağlık sebebinden kaynaklı normal ölüm gibi davrananlar, siz söyleyince ne diyorlar? Hani, Üstad, “sağına soluna bakınmadan ben varım!” dememizi istiyordu ya, işte herkese er meydanı. Bizde abicilik de yok. Abiyim diye ortada gezen, abiliğini yapsın; madem sesleri, güçleri üst makamdakilere yetiyor, Kumandan’ın katledilmesi niye hâlâ çözülmüyor? Çözülmesini istemiyorlar mı yoksa? Bu meselenin üzeri niye sükût külleriyle örtülmeye çalışılıyor? Gerçekte niye tatmin edici bir izahat getirilmiyor? Her TC vatandaşının hukukî olarak, insanlığını kaybetmemiş her bir ferdin vicdanî, her müslümanım diyenin de imânî olarak bu meseleye sahip çıkma mesuliyeti var. Ve bu mesuliyetler, abilere, devletlulara, şuna buna devredilmez, bizzat her fert tek tek kendi mesûldür.
Kumandan’ın, “beni öldürdükten sonra, sağlık sebebiyle öldü diyerek cinayeti örtecekler” dediğini biliyorsunuz. Kumandan’ı öldürdükten sonra, sağlık sebebiyle ölmediğinin ortaya çıkarılmasına tavassut etmesini kimden isteyelim?
“Carthago delenda est”…










