KABA SOFTA HAM YOBAZ’IN VASIFLARI
Selim Gürselgil
Kaba softa-ham yobazın vasıflarından biri şudur: O, İslam’ı sadece günlük ibadetler ve tesbihler dairesinde görür. Onun bütün cihanı, bütün insanî meseleleri kapsayan Mutlak Fikir olduğunu anlamaz.
Dolayısiyle, müslümanlar için -meselâ- bir nükleer santral kurmak için -afedersiniz- “eşek gibi” çalışan bir bilgin, onun gözünde “dindışı” bir şey yapmaktadır. Büyük bir İslâmî eser vermek için -afedersiniz- “eşek gibi” çalışan bir sanatkâr, günlük tesbihlerini aksattığı için “dindışı” bir iş yapmaktadır.
O, iki namaz arasında sakalını sıvazlaya sıvazlaya ahkâm kesmeyi din zannetmektedir. Camiden çık, tıkabasa ye, 150 kg falan ol, -yine çok afedersiniz- şehvetini söndür. Din budur onun gözünde.
Hâlbuki İslâm, Allah’a ibadet ve güzel ahlâkın yanında, medeniyettir, hâkimiyetir, tüm ilimler ve sanatlarda, tüm işler ve uğraşlarda Allah’a yönelmenin, “her şey Allah için” bilmenin üstün nizâmıdır.
İslâm tarihinde hep kaba softa-ham yobaz olsaydı, hiç o büyük insanlar, o örnek insanlar olmasaydı, İslâm tarihi diye bir şey de olmazdı; çünkü tarihin diyalektiği hayvanî seviyede işlemez.
Bu tipin bize hastalık gibi yapışması birkaç yüzyıldan öteye gitmez.










