SAHTE OLUŞ SOYTARILARI

Burhan Halit KOŞAN

Fert, topluluk ve devlet perspektifi açısından değişmeyen bir değerimiz kaldı mı?

Koltuk arzulayanlar, insanlara hükmetmek arzusunu taşıyanlar, karanlığın habercilerinden başkası değildir. Güce aç olan kişiler tehlikelidir ve bu ruh hastalarından kurtulmadığımız takdirde felâkete sürükleniriz demiyorum, bu ruh hastalarının yüzünden zaten sürüklendik.

Harfleri sıkmadan, cümleleri cendereye almadan, paragrafları mengenede boğmadan ifşa edeyim: Anadolu başta olmak üzere yeryüzünün her bir iklimindeki karanlığın, çirkefliğin, çirkinliğin, melânetin, hilekârlığın, yozlaşmanın, çürümenin, bölünmenin, parçalanmanın bölücülüğün ve terörün, sahte oluşları kendilerine perde yapan soytarılar tarafından tetiklendiğini söylemeliyim.

Çoğu insanın bir nefeste söylediği bazı kelimeler ve cümleler benim soluğumu kesiyor ve nefessiz kalmama sebep oluyor. Hani demem o ki, “Allah” dendiğinde kalbim titriyor, “aşk” kelimesiyle gözüm nemleniyor, “vatan” kavramıyla hüzünleniyorum. Ve mukaddes ihtiyara ait bir berceste yüreğime düşüyor, ciğerimi kavuruyor;

“Vatan diye bildiğim fikrimin coğrafyası
Fikir yoksa vatan ne kuru toprak parçası”

İnsanlarımızın çoğu fark etmese de bir kısım kelimeler ve cümleler de ihanet içindeki hain ve işbirlikçi tipleri ele veriyor. Bugün “ben yerli ve millîyim” gibi ifadeler tescilli ihanetin belgesi, Tel Aviv’e mesaj atmanın yöntemi, beşinci kol faaliyeti yapan ihanet şebekelerine çekilen telgraf cümlesidir. Müesses nizâm bir kibir kulesi olsa da sahte oluşların soytarıları sobelenmeye başlandığına göre aziz Türk milletinin Kızılelma ülküsü olan Büyük Doğu İmparatorluğunun da şafağında olduğumuzu müjdeleyebilirim.

Takdir ederseniz ki, “ütopya”, gerçekleşmesi imkânsız demek değil, ân itibarıyla olmayan demektir. Elbette ki, yeryüzünde çürük iplik olanlar deseni göremezler. Hani demem o ki, desenin tamamını, motifin tamamını göremeyen çürük iplikler de istikbâlin haritasını inşâ edecek Büyük Doğu İmparatorluğunu göremezler. Bu söylediğim fütürizmin değil, hikmet devletinin feraset penceresinden görünebilecek bir hakikattir. Evet, doğum sancıları çeken yeryüzünün ultrason sonucunu malûm etsem de çalışmamız, fedakârlık yapmamız şart.

Fedakârlık yapmadan dikey değişiklik olmayacağı gibi, feragatte bulunmadan ve mücadele etmeden de barış sağlanmaz. Politik çeteler başta olmak üzere, ekonomi çeteleri, cinayet çeteleri, işkence çeteleri, serkeş çeteleri, serseri çeteleri, suikast çeteleri tarzı kartellerin her birinin müesses nizâmın imtiyaz tanıması ile ortaya çıktıklarını unutmayalım. Bu kartel yapılarını aşabilmemiz için benmerkezcilikten çıkmaya mecbur ve mahkûmuz.

Allah ve Resûlü’ne itaatsizliğin parametrelerinden biri olan benmerkezcilik, bencillik, süflî nefse itaat etme alışkanlığı, bu pasaklı çağın günahkâr parametrelerini kutsamak olduğu gibi, Filosemtizm’in (Yahudi severlik) alâmetifarikası ve cehennem lavlarının yeryüzündeki uzantısıdır. Sehven, hata, yanlış, ihanet birbirlerinden farklı olduğu gibi, günâh işlemek ve yasayı çiğnemek de farklı parametrelerdir. Bu ve benzeri farklı parametreler birbirlerinden tamamen farklı olmasına rağmen, aynı zannetmemizin birinci sebebinin lisanımızın değişmesi olduğunu söyleyebilirim. Ve lisanımızın değişmesi ile birlikte zihniyetimiz de değişti.

Evet, lisanımız değişti, zihniyetimiz değişti, bakış açımız değişti, giyimimiz ve kuşamımız değişti, değerlerimiz ve erdemlerimiz değişti. Kelimelerimiz değişti, cümlelerimiz değişti, üslûbumuz değişti, gramerimiz değişti, muteber gördüklerimiz değişti, süfli gördüklerimiz değişti, uğurlu veya uğursuz addettiklerimiz değişti. Yürüyüşümüz değişti, işitişimiz değişti, değerlendirmelerimiz değişti, suskunluğumuz değişti, konuşmamız değişti.

Parametrelerimizin değişmesiyle birlikte birbirimizi düşman görmeye başladık. Bu yüzden birbirimizden nefret etmeye başladık. Gözümüzü kamaştıran her şeyi elmas, altın, pırlanta zannettik. Hâlbuki helâl fiiller ve yasa ile legâl olanlar eşdeğer olmadığı gibi, haram ve yasaların illegâl ilân ettiği fiiller de aynı değildir.

Sevap işlemek ve yasaya uygun davranmak farklı parametrelerdir. Günâh işlemek ve yasayı çiğnemek de çok farklı parametrelerdir. Yasaya uygun davranmak günâh dairesinin içine girebileceği gibi, bazı yasaları çiğnemek de insana sevap kazandırabilir. Kumandanın şu güzel tabiriyle: “Tatlım, kıymetlim”, inancımız ve yasanın çatışmasının veya örfümüz ve yasanın çatışmasının aktüel sanığının yerli ve millîlik soytarıları olduğunu söyleyebilirim; sahte oluşun geçmişteki temsilcilerinin kimler olduğunu zaten deşifre etmiştik…

Sahte oluş soytarıları dün ve bugün zıt kutuplarda gözükseler de, kibir kulelerinin her birinden diğerine salıncak yapıp sallanmada ortaklar ve aziz milletimizin karşısında kaybedecekler. Londra eksenli yeni oyunların hazırlıklarını yapsalar da kaybedecek, kahrolacak ve mağlubiyeti tadacaklar. Kibir kulelerini yıkılmaz ve imha edilemez zanneden sahte oluş soytarıları, hangi zümre içinde olurlarsa olsunlar, hangi yapı içinde olurlarsa olsunlar, sobelenecekler, fişlenecekler, yakalarına yapılaşacak ve bir haine ne yapılması gerekiliyorsa o muameleye tâbi tutulacaklar.

Biz, Oğuz soyu, bozkırın çocuklarıyız. Arz kükremelerle sarsıldığında ve arş yıldırımlarını savurduğunda yumurtanın çatlaması gibi, kaderi cennete mühürlenen bizler muzaffer ve kaderi cehenneme mühürlenen iblisin tohumu, Kabil’in soyundan gelen sahte oluş soytarıları, ihanetlerinin, itaatsizliklerinin bedeli olarak ezilecek ve kendilerini bekleyen darağaçlarında sallandırılacaklar.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.