MUAZZAM DİN İDRAKİ
Selim Gürselgil
En eskiden sanat, sonra felsefe, modern çağda da bilim, dinin yerini almak istedi. Fakat ne hayal, ne akıl, ne de tabiat araştırması, gökten gelenin yerini tutamaz; bunlar ancak onun altında beşerî marifet (kendinden zuhur) alanları olarak yerini alabilir.
Bugün Batılılar bilimden, dini yalanlamasını, onu geçersiz ve gerçeksiz kılmasını bekliyorlar. Bizim kaba softa ham yobaz takımı da onların bu beklentisine dolaylı destek veriyorlar. “Bırakın eşek gibi çalışsınlar” diyor, “salla, salla, ne kadar sallarsan salla” diyor.
Hâlbuki bilimin böyle bir takati yoktur. Bilim dinin yerini alamaz, ancak onun altında İlâhî sanatı araştırabilir. Bilim değil, bilim üzerinden yapılan münkir felsefesi dinin yerine geçmek ister. İşte ham yobazın destek verdiği, zemin açtığı da bu felsefedir.
Bir müslümanın bilimle değil, bilim üzerine çöreklenmeye çalışan münkirlikle problemi olabilir. Zira bilim, tabiatı gereği, kâinat üzerinde Yaratılışı ve onun gerçeklerini araştırır. Bu gerçeklerin ortaya çıkması dini yalanlamaz, doğrular; dine kuvvet verir.
Kaba softa ham yobazı dinden kovun, göreceksiniz ki, sanatla olduğu gibi, fikirle ve bilimle bütünleşmiş muazzam bir din idrakına, Allah inancına ereceksiniz; hatta münkirliğin bir kısmına bile imândan kapılar açacaksınız.
Bütün bunlar çocuk oyuncağı değil, biliyorum. Fakat İslâmî dünya görüşünün, Büyük Doğu-İbda’nın verdiği fikrî cesaretle konuşmuyorum.
*
Aslına bakarsanız durum burada göründüğü kadar ümitsiz değil… İslâmî kesim içinde sözkonusu yobazlığı savunan Cübbeli Hoca’dan başka pek kimse kalmadı.
“Dünyanın ömrü 7 bin senedir, Hz. Adem 5.500 sene önce (ben 6 bin diyerek bonkörlük etmişim) dünyaya geldi” şeklindeki kafa yapısını bir tek o sürdürüyor.
İsmail Ağa ve diğer sofiler de, Selefîler de bu hususta “bize tarih bildirilmemiştir” şeklinde bir tedbir makamında duruyorlar.
Biz de bu makamda durabilir ve bu hususta tüm sözü bilime bırakabilirdik. Fakat Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin bir ihtarı var:
– “Hz. Adem’den günümüze 313 bin sene geçti. Kitaplarda yazdığı gibi 5-6 bin sene değil…”
Abdülhakîm Arvasî Hazretleri bu sözü “gelmiş geçmiş ariflerin, fazılların en büyüğü olan Muhiddin-i Arabî’nin beyanına, tetkik ve tahkike göre” şeklinde prezante ediyor.
Bazıları bu hususun “124 bin peygamber” hadisiyle ilişkili olduğunu düşünüyor. Ebu Zer Hazretleri’den gelen bu hadiste 313 resûl geldiği beyan edilmiş, genel anlayış gereği de resûllerin her bin yılda geldikleri düşünülmüştür.
Abdülhakîm Arvasî Hazretleri, sözü oraya götürmüyor. “Tetkik ve tahkik” diyor ki, bu sözü söylediği sırada Batı’da henüz bu tetkik ve tahkiki yapabilecek teknikler yok; bu rakam onlar için bile çok fazlaydı.
Günümüzde ise bilim dünyasında ilk insanlar hakkında bu fikir hâkim olmuş bulunuyor. Fosil kayıtları ve genetik çalışmaları aşağı yukarı bu tarihlere işaret ediyor.
Bu saatten sonra, Cübbeli Hoca ve fedaileri kusura bakmasın ama, kimse onların, yobaz papazların Hristiyanlığa yaptığını İslâm’a yapmasına izin vermez. Hele biz varken…










