İLK İNSANLAR’IN DEVAMI…

Selim Gürselgil

Bir taraftan Şeriat Geldiğinde’nin tashihleri yayını vs uğraşırken, bir taraftan da hep düşünüyorum: İlk İnsanlar’ın devamı yazılabilir mi, yazılamaz mı?

Yazmaya karar verirsem hangi kriterlere dayanacağım? İlkinden belli aslında:

Kur’ân ve Sünnet dışında, eski kitaplarda geçen tüm bilgileri terkedeceğim. Ki bu bilgiler İsrailiyatla, Arap ve Fars mitolojisi kaynaklıdır. Bunu görünce İslâmcıların canı sıkılacak. Alışkın oldukları hikâyeler ellerinden gidecek.

İkinci can sıkıntısını, İsrailiyat ve mitolojiden boşalan yerleri modern ilmin sonuçlarının doldurduğunu görünce yaşayacaklar. Meselâ Neanderliler ve Denisovalılar gibi soylardan söz edeceğim.

Bunları Darwinistler gibi insanla “evrilen-kendisine evrilen” ilişkisi içinde görmeyeceğim. Belki Ttufan’dan önceki insanlığın, insanlık gayesinden kopmuş ve kör bir vadiye girerek yok olmuş dal ve budakları olarak alacağım. (Ki genetik çeşitlilik bakımından homo sapiens’in çok çok gerisinde oldukları anlaşılıyor.)

Ama bunlardan söz etmek bile camiada kötü bir etki yapacak. Sanki ben -hâşâ- “bizi Allah yaratmadı, maymundan geldik” diyormuşum gibi algılayacaklar. Bu zaten bir kâbus, bir çocukluk travması. Travmalara dokunmak tehlikelidir.

Hele Tufan’ın, İsrailiyattaki hikâyesine hiç benzemediğini gördüklerinde ne diyecekler, kestirmek güç. Çünkü benim bakış açımda Tufan onbinlerce yıl geriye gidecek. Madem genetik bugünkü tüm insanları 60 bin yıl önce Afrika’dan çıkmış bir kavmin soyundan gösteriyor, Tufan bundan biraz önce olmuş olmalı. (Ki çok daha eski, ama soyu yürümeyen insanlar var. Yunanistan’da 200 bin yıl, Fas’ta 300 bin yıl önce yaşamış insan iskeletleri bulundu.)

Kısacası, hareket noktam modern ilmin sonuçları olacak. Bunları, Kur’ân ve Sünnete aykırı düşmeyecek bir muhakeme ve muhayyile ile yorumlamaya çalışacağım. Tabiî Cübbeli takımı ve onlar gibi softa İsrailiyatçılar çıldıracak.

Cesaret edebilir miyim bilmiyorum. Ama yaparsam şöyle görülmeyi isterdim:

– Yalan yanlış birtakım şeyler yazmış bir tekaüd. Gerçi bakış açısı yanlış değil. Onu yıkıp kendi doğrularımızla yeniden yaparsak, yeni İslâm medeniyetinin ilmîi-fikrî ipuçlarına ulaşabiliriz. Beşeriyet perde beton çağına geçmiş, sen hâlâ kerpiçle iş göremezsin. (İslâm bu değildir!) Kerpiç geçmişin mimarisiydi. Sen perde betonla kendi imânının mimarisini inşâ etmelisin.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin